İçimde bir nilüfer var. Onu zorla demirlediğim o yerden söktüm. Köksüz yanıma kök aramayı bıraktım. Köklenmeye çalışıp solmaktansa, bataklıklarda bile kendim için çiçek açacağım.
İnsan neden geçmiş yaralarının üstünü kapatmak varken onları inatla kanatmak istiyor.
Elimde zımpara aynı camın önünde oluyormuş gibi yapıp olmayan nice şeyi uğurluyorum. Geriye hiç kalmayan umudu da onlara eşlikçim kılıyorum.
Nuh Tepesi filminde Ali Atay’ın bir özüre binlerce anlam yüklediği bir sahnesi vardı. Tam olarak yılı o sahneyle kapatıyorum sadece bir farkla ben yaşanan ya da yaşanmayan hiçbir şeyi unutmuyorum.
Bazıları kırgınlıklarını/küslüklerini bile ‘duruma göre’ yaşıyor. İkiyüzlülüğünüz yetmiyor gibi bir de sahte dostluk performanslarınızı izliyoruz. Hiç şaşırmadım, hep tam birbirinize layıktınız.
Düşmanların kılık değiştirdi, ağız değiştirdi, fikir değiştirdi, saf değiştirdi, yol değiştirdi, döndüler de döndüler paşam. Biz senden milim sapmadık. Onlar için her şeyin bir bedeli vardı. Gücün, paranın, fikrin hatta kendilerinin bile… Rahat uyu paşam! Biz seni hiç satmadık. “Öldü” diyorlar… Hiç merak buyurma paşam, döneklerin rüzgarıyla savrulmayacağız. Fikrin olacağız, ruhun olacağız, sen olacağız! Üç beş satılık cahil ne ki? Cihan dursa karşımızda, seni ilelebet yaşatacağız.
Bugün, yarın ve daima…
P.S. I Love You aylar sonra yeniden izlendi. Hayatımda toplamda kaç kez izlediğimi hatırlayamıyorum ama şunu çok iyi biliyorum aşk böyle bi şey. Zamansız, gerçek, samimi her şeyden de önce ihtiyaç duyulan her anda orada.
Bugün sen gideli tam 2 sene oldu Gece. Ben iki kocaman senedir birçok iyi, kötü anda seni çok özledim. Takvimdeki bugünleri hiç sevmiyorum. Bu günü hala hiç yaşanmamış saymak istiyorum. Keşke bir mucize olsa ve dönüp gelsen annecim. Sonsuz mama cumhuriyetinde mutlu ol🖤