Bu hayatta sahip olduğunuz en büyük değer bağımsızlık. Düşünsel, ekonomik, psikolojik olarak kimseye muhtaç ve el pençe divan halde yaşamamak. Tamamen hür, onurlu, yüksek saygılı hayatlar yaşamak. Diğer tüm ilişkilerinizi ise, bu özgürlük şartı üzerine kurmak. Müthiş bir his.
Bolu'da imam nikahıyla evlendirilen 11 yaşındaki kız çocuğunun sekiz aylık hamile olduğu ortaya çıktı.
Samsun'da otomobil çarptı diye koma halinde hastaneye getirilen 14 yaşındaki kız çocuğunun, imam nikahlı eşi tarafından odunla dövüldüğü, sonra da kaza süsü vermek için ++
“Âşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur.” s.292
Gabor Mate’e göre kendiniz olmanız bağışıklık sisteminiz için zengin olmanızdan ve yüksek makamlara gelmenizden daha faydalı.
İleride vücudunuzun tümörlerle dolmasını istemiyorsanız içinizdeki çocuğu aktif etmeyi, duygularınızı söylemeyi ve istemediğinize kapı kapatmayı bilin.
İnsanların algoritmanın ne olduğundan bu kadar bihaber olması ne komik ya. Benim instagram’ıma g*tünü sallayan kimse düşmüyor çünkü öyle şeylere bakmıyorum. Neye bakıyorsanız size onu gösteriyor işte. İnsan kendi kendini bu kadar ifşa edebilir.
Bir gün yaşlandığımızda alamadığımız risklerin, söyleyemediğimiz sözlerin, cüret edemediğimiz eylemlerin yasını tutacağız. Ne bedenimiz bu kadar diri olacak, ne de manevra kabiliyetimiz bu kadar keskin. Öyleyse tüm ürkekliklerimizi atıp cesurca yaşamaya başlamak zorundayız.
“İnsanlar kendileriyle aynı bilinçdışı kaygılara sahip olan, kendi fonksiyon bozukluklarının aynası olan ve çözülmemiş duygusal sorunlarını onların yerine tetikleyen insanları hatasız bir içgüdüyle partner olarak seçerler.”
s.50
Fotoğraftakiler: Dr. Gabor Maté ve Eşi Rae Maté
Az uyku strese, fazla uyku depresyona neden oluyor. Postu görünce aklıma geldi. Beyin, REM uykusunda verileri işlemeyi bitirdikten sonra hala uyuyorsanız aslında işlemesine gerek olmayan konuları eşeliyor ve sonuçları çok kötü.
Derin üzüntüler, büyük sevinçler, zorlu günler, her şey gelir geçer. Geriye sadece tavrımız kalır. Ahlakın yanına nezaketi, maneviyatın yanına samimiyeti koymamız gerekiyor. Gönül rahatlığıyla peşinden gideceğimiz kaç insan varsa o kadarız iste.
İngiltere’ye ilk taşındığım zamanlar havanın kapalı olması bile hoşuma gidiyordu. “Ne güzel işte cildim bozulmaz.”, “Tam kitap okunacak hava. Zaten kitap okumayı da çok severim.”, “Ne kadar gizemli, gotik.” gibi cümleler söylüyordum -inanarak- kendi kendime. O zamanlar İngiltere’de uzun vadede kalamamaktan endişeleniyordum. Göçmen değil ama expattım.
Şimdi de pek göçmen sayılmam. Ama burada kalabilme ihtimalimi fark etmiş durumdayım. Ve bunu fark etmemle birlikte havanın kapalı olmasının olumsuz taraflarını görmeye başladım. Resmen kapalı havaya canım sıkılıyor. Hava birkaç gün üst üste hiç mi açık olmaz kardeşim :(
Her neyse, burada kendimden verdiğim örnekte gözlemim şu: Burada kalma işi ciddiye biner gibi olunca, TR’de neyi kaybettiğime odaklanıyorum. Burada kalma ihtimalini düşük gördüğümde ise burayı idealize etmeye yatkınlaşıyorum.
Göç psikolojisinde de genellikle ilk önce gidilen yer idealize edilir, sonra gerçeklerle yüzleşildiğinde duvara çarparsın.