Patron para dolu bavulla yakalanıyor, yanarak ölen 55 yaşındaki ��engül Yılmaz 15 gün 3800 liraya çalışıyor.
Doldurduğu parfümün tanesi 10 bin lira.
4 genci tutuklayıp milyonların hakikatini gizlemek mümkün mü?
Kocaeli’deki parfüm deposundaki iş cinayetinde hayatını kaybeden 55 yaşındaki Şengül Yılmaz’ın son sözleri ortaya çıktı.
“Yaşım nedeniyle başka iş bulamıyorum. 80 parfüm kırıldı diye maaşımdan kestiler.
Bu ay 15 gün çalıştım, 3 milyar 800 aldım.“
https://t.co/eSpOsQ8B6Q
Samuel Umtiti: "Geçmişe dönebilmeyi çok isterdim. Geçmişteki bazı şeyleri değiştirmek için değil, mutlu olduğum ama mutlu olduğumu bilmediğim anları tekrar yaşamak için."
Gülben Ergen, katledilen Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesine destek verdi.
“Bu kadın, ‘24 yıl istiyorum’ diyor. 54 yıl olsa da acısı dinmeyecek. Neden bu kadın burada?
Bir annenin ahı dünyayı yıkar.”
Oturma eylemi yapan Yasemin Minguzzi:
Sadece 2 dudağınızın arasında olan bir yasa değişikliği neden 6 ay oldu da çıkmadı ben bunu merak ediyorum.
Hala çocuklar ölüyor, neden yasa değişmiyor? Ben bunu soruyorum!
videoya dünden beri denk geliyorum, izleyince duygulananlar sevinenler falan olmuş da bende öfkeden başka bir duygu oluşmuyor.. bu ülke, bir kişinin siyasi ikbali için çocuklara poşet gibi çakma formaları, babaların borç harç içinde aldığı en ucuz marka telefonları layık görüyor
Arazide 2 gün ayakta kalamayacak orospu evlatları, ömrü arazilerde, harpte geçirmiş Paşa'yı eleştiriyor. Amına kodumun piçleri, orospu çocukları, sözde muhafazakar kavatlar, sevdiğiniz kız iki selamınızı almadı diye İsmet Özel okuyup paçoz haliyle aylarca yıllarca depresyonda gezen ibne dölleri, sizin haddinize mi Paşa'ya içtiği sigarasından tükettiği rakıdan dem vurmak?
Ayağınıza tırnak batsa rapor alıp hafta boyu evde kahpenin enikleri, patronu bağırsa aşağılık komplekse kapılıp evde hanımına bağırıp çağıran ılık götlü piçler, bakkalla pazarlık yapamayacak itin oğulları kalkmış Paşa'ya dil uzatıyor. Sizin zürriyetinizi sikerim. Gidin önce evinizdekilere laf geçirin, memleketi bataklığa rağmen sağlam temeller üzerine inşaa eden hiçbir milli mücadele kahramanına dil uzatmayın.
büyük adamdın, fabrikatördün. binlerce çalışanın, plazaların, akıl almaz arazilerin, çok iyi arabaların, geniş ve ferah evlerin vardı. kriz vurdu, çalışanların süreci yönetemedi, sen de yanlışlar yaptın üstüne bir de mafya musallat oldu. köyüne döndün. hanımın bileziklerinden, kefen parandan bozdun, çalıştın didindin köyüne bi ev diktin. iyi kötü bahçene domates biber ekmeye hayata tutunmaya başladın. ektiğin biçtiğinden köyün çobanına da ayırdın, komşudur köylümdür dedin. sonra bi gece çoban çıkageldi, dedi ki bahçeye ortağım. yahu nasıl senin, burası bana atadan dededen kalma tapusu benim, evi ben yaptım, bahçeyi ben sürdüm, yine de göz hakkı komşuluk hakkı diyip senle paylaşıyorum, niye gelip ortak olmaya çalışıyorsun dedin. sonra çoban bir gece yine geldi, hanımının namusuna çocuğunun canına kast etti ve kaçtı. aradan yıllar geçti, çoban kaçtığı yerde çobanlığı bıraktı, güçlendi, para kazandı, dost kazandı, çevre edindi. sen de bunu yakaladın. çoban yakalanınca dedi ki, kardeş kusura bakma, ben senin hanımının namusuna el uzattım, çocuğunu da öldürdüm ama şimdi bu kadar para kazandım, çevre edindim.. e zaten ben senin çocuğuna kıydığım bıçağı da gömdüm, yok ettim. biz hemşeriyiz gel vazgeçelim bu işten. sen de eyvallah ettin, hiçbir şey olmamış gibi konuyu kapattın.
şimdi "sen" kanından vazgeçiyorsun ama, biz ölen çocuğun küçük kardeşleriyiz. biz hala aynı evde oturuyoruz. canımıza, namusumuza, malımıza el uzanan günler de aklımızda. "sen" davandan vazgeçiyorsan, biz davayı üstleniyoruz "devlet" baba. sen çocuğundan, analardan vazgeçmiş olabilirsin. biz ağabeylerimizden, ve onların annesinden vazgeçemez bırakamayız. kan da bizim mal da. biz bu deveyi güderiz, bu diyardan da gitmeyiz.