ALDATILDIK!
Hem de "BİSMİLLAH" denilerek, "TEKBİR" getirilerek...
Yıllarca sustuk. "Aman istikrar bozulmasın, aman daha kötüsü gelmesin, dere geçerken at değiştirilmez" dedik.
AK Parti’yi kötünün iyisi (yani Ehven-i Şer) limanı sandık ve oraya demirledik.
Ama bugün o can yakıcı hakikatle yüzleşme vakti!
Meğer biz o limanda, en büyük şerre (Azam-i Şer'e) doğru sürükleniyormuşuz!
Bu yazı bir muhalifin değil, bizzat içeriden gelen birinin feryadı ve büyük bir itirafıdır.
Bu yazımda bir çok mühim konuya değindim. Mesela;
❓ "CHP gelirse yapar" diye korkutulduğumuz hangi devasa yıkımlar bugün bizzat AK Parti eliyle, hem bizler uyutularak, uyuşturularak yaşatıldı?
❓ Şehit Ebu Ubeyde’nin sağ kalan tek oğlunun Türkiye ve Erdoğan hakkındaki o şok edici, başımızdan aşağı kaynar sular döken itirafı ne?
❓ Küresel çetelerin aşı ve topuk kanı dayatmalarıyla ailelerimiz sanki bir laboratuvara dönüştürülürken, dindar kesim ve cemaatler neden hâlâ ölüm uykusunda?
❓ Yıllarca "Koyun" denilerek aşağılanan AK Parti seçmeni, aslında bizzat kendi siyasi iradesi tarafından nasıl "Çantada Keklik" yerine konuldu?
Sorumluyuz ve korkarım ki yarın Mahkeme-i Kübra'da bu sessizliğin hesabını hiçbirimiz veremeyeceğiz.
Artık hiç bir şey mazeret değil ve olamaz..
Bazı bölümlerini okurken öfkelenecek, bazı bölümlerinde ise durup "Ne oluyoruz?, bu kadarı nasıl olabilir" diyeceksiniz.
Ezberleri bozacak, birilerini ise çok rahatsız edecek ama söylenmesini üzerime borç bildiğim o gerçekleri yazdım..
Okuyun, sorgulayın ve şu gaflet uykudan uyanmasını istediğiniz herkesle paylaşarak bu çığlığa ortak olun!
Yeni köşe yazımız. Buyrunuz lütfen: 👇
https://t.co/3UAY0d4Rte
🔴 Munzur Üniversitesi kadın öğrencilerinin iddiası: Whatsapp grubundaki telefonlarımız bazı kamu görevlilerine veriliyor!
📌 AKP’li vekil Salim Ensarioğlu'nun iddiasını teyit eden olayları anlattılar genç kadın öğrenciler… Geçmişteki suç duyurularının sonuçsuz kaldığını anlatan öğrenciler, “Kimi kime şikâyet edelim” diyor
✍️ Candan Yıldız'ın yazısı...
https://t.co/BnCSZ3K5Vl
MAMA SEKTÖRÜNDEKİ BÜYÜK PARA: ÇAĞATAY PET FOOD, IFC ORTAKLIĞI VE CEVAP VERİLMESİ GEREKEN SORULAR.
Türkiye son yıllarda sokak köpekleri tartışmalarını konuşuyor. Televizyon ekranlarında saldırı haberleri, sosyal medyada paylaşılan görüntüler, belediyelerin bütçeleri, yeni yasal düzenlemeler ve bir türlü çözülemeyen bir sorun...
Ancak bu tartışmaların gölgesinde büyüyen başka bir gerçek daha var.
Sokak köpekleri meselesi büyürken, evcil hayvan maması sektörü de olağanüstü bir hızla büyüyor. Bu büyümenin en dikkat çekici örneklerinden biri ise İzmir merkezli Çağatay Evcil Hayvan Mamaları ve Yem Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Şirketin kamuya açık verileri incelendiğinde ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor. 2023 yılında yaklaşık 244 MİLYON TL matrah beyan eden şirketin tahakkuk eden vergisi yaklaşık 59.1 MİLYON TL olarak görülüyor. Bir yıl sonra, 2024 yılında matrah 248.6 MİLYON TL seviyesine yükselirken tahakkuk eden vergi yaklaşık 60 MİLYON TL'yi aşıyor. Asıl dikkat çekici sıçrama ise 2025 yılında yaşanıyor. Şirketin beyan ettiği matrah 507.6 MİLYON TL'ye yükselirken tahakkuk eden vergi 120 MİLYON TL seviyesine ulaşıyor.
Rakamların söylediği şey açık. Şirket yalnızca büyümüyor. Adeta ölçek değiştiriyor. 2023 yılında yaklaşık 244 MİLYON TL olan matrahın iki yıl içerisinde 507 MİLYON TL seviyesine ulaşması, şirketin faaliyet hacminde çok ciddi bir genişleme yaşandığını gösteriyor.
Bu büyüme tesadüf mü?
Tam da bu noktada 2025 yılında gerçekleşen çok önemli bir gelişme karşımıza çıkıyor.
22 Eylül 2025 tarihinde Dünya Bankası Grubu'nun yatırım kuruluşu olan IFC (International Finance Corporation), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Türkiye'nin en büyük özel sermaye fonlarından biri olan Turkven'in Çağatay Pet Food'a ortak olduğu açıklandı.
Bu sıradan bir kredi anlaşması değildi. Bu kurumlar şirkete borç vermedi. Şirkete ortak oldu. Yani Çağatay Pet Food'un gelecekteki büyümesine doğrudan yatırım yaptılar.
Peki neden?
Resmİ açıklamalara bakıldığında cevap net. Şirket bugün Türkiye'nin en büyük kuru mama üreticilerinden biri olarak tanımlanıyor. 55'ten fazla ülkeye ihracat yapıyor. Türkiye'nin en büyük pet ürünleri e-ticaret platformlarından birini işletiyor. Yeni yatırımlarla üretim kapasitesini yaklaşık üç kat artırmayı hedefliyor.
Uluslararası yatırımcıların gördüğü tablo bu.
Fakat burada başka bir soru ortaya çıkıyor.
Dünya Bankası Grubu'nun yatırım kolu neden Türkiye'deki bir mama şirketine ortak olur?
Bu sorunun cevabı aslında sektörün büyüklüğünde saklı.
Bir zamanlar yalnızca birkaç ithal markanın hakim olduğu pet food pazarı bugün MİLYARLARCA DOLARLIK küresel bir endüstri haline gelmiş durumda. Türkiye de artık bu zincirin yalnızca tüketici tarafında değil, üretici tarafında da yer alıyor. Yerli üreticiler Avrupa'ya, Körfez ülkelerine, Asya'ya ve Amerika'ya ihracat yapıyor.
Çağatay Pet Food da bu dönüşümün en önemli oyuncularından biri olarak öne çıkıyor.
IFC'nin geçmişine bakıldığında da ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. IFC bugün dünyanın dört bir yanında enerji, bankacılık, tarım, altyapı, teknoloji ve sanayi yatırımları yapan dev bir kurum. Yüzlerce şirkete ortak oluyor. Milyarlarca dolarlık finansman sağlıyor. Türkiye'de de yıllardır bankalardan enerji şirketlerine, üretim tesislerinden sanayi kuruluşlarına kadar çok sayıda yatırımın içerisinde yer alıyor. Dolayısıyla IFC'nin bir şirkete ortak olması yalnızca finansman anlamına gelmiyor. Aynı zamanda o şirketin uluslararası yatırımcıların radarına girdiğini de gösteriyor.
İşte bu nedenle Çağatay Pet Food'un hikayesi yalnızca bir mama şirketinin hikayesi değil. Aynı zamanda Türkiye'de büyüyen bir sektörün hikayesi.
Fakat hikayenin başka bir tarafı daha var.
Son yıllarda belediyelerin sokak hayvanları için açtığı mama ihaleleri dikkat çekici boyutlara ulaştı. Türkiye'nin farklı şehirlerinde milyonlarca kilogramlık mama alımları yapıldı. YÜZ MİLYONLARCA LİRALIK bütçeler ayrıldı.
Bir tarafta sokak hayvanı sayısındaki artış.
Bir tarafta belediyelerin büyüyen mama bütçeleri.
Bir tarafta her yıl büyüyen pet food sektörü.
Diğer tarafta ise çözülemeyen bir sokak hayvanı sorunu.
Elbette buradan hareketle herhangi bir şirketin veya yatırımcının sokak hayvanı sorununun devam etmesini istediği sonucuna ulaşılamaz.
Ancak kamuoyunun şu soruyu sorması da son derece doğaldır.
Türkiye'de sokak hayvanları etrafında oluşan ekonomik ekosistemin büyüklüğü tam olarak nedir?
Belediyelerin son beş yılda yaptığı toplam mama harcaması ne kadardır?
Bu harcamaların ne kadarı hangi üreticilere gitmektedir?
Sektördeki büyüme ile sokak hayvanları politikaları arasında ölçülebilir bir ilişki var mıdır?
Bugün elimizde kesin cevaplardan çok sorular var. Fakat rakamlar bize bir şeyi net biçimde gösteriyor.
Çağatay Pet Food'un 2023 yılında yaklaşık 244 MİLYON TL olan matrahı iki yıl içinde 507 MİLYON TL seviyesine çıkıyorsa, IFC, EBRD ve Turkven gibi küresel ve bölgesel yatırım devleri bu şirkete ortak oluyorsa, Türkiye artık yalnızca sokak köpeklerini tartışan bir ülke değildir.
Aynı zamanda sokak hayvanları, evcil hayvan ekonomisi, uluslararası yatırım fonları, belediye harcamaları ve büyüyen mama endüstrisinin kesiştiği çok daha büyük bir ekonomik alanın da merkezinde bulunmaktadır.
Belki de bugün sorulması gereken, "Türkiye'de insanlar sokak köpeklerini tartışırken, perde arkasında büyüyen pet food ekonomisinin gerçek büyüklüğünü kaç kişi görüyor?" sorusudur.
Hazreti Aişe Emeviler döneminde kadınlarla erkeklerin birbirine karıştığını görünce şöyle buyurmuştu:
“Rasulullah, kadınların böyle yaptığını görseydi, tıpkı İsrailoğulları kadınlarının camiden men edildiği gibi, onları camiden men ederdi.” (Buhârî, Ezân, 163)
DİRENİŞİ BIRAKMIYORUZ!
21 gündür direnişimizi onurla sürdürüyoruz. Başaran Aksu:
“Sendikamız tanınıncaya, işçiler üretimi ve satışı denetleyinceye, haklarımız verilinceye kadar geri adım yok. Ayın 12’sinde Edirne’de, 13’ünde Lüleburgaz’da, ardından Ankara yolundayız.”
Madenci ekmeğini de onurunu da kimseye bırakmaz.
#KiremitçiyeHuzurYok
SGK YAPILANDIRMA için bile RÜŞVET isteniyor.
Bir yandan da, herkese ETEK giydireceklerini ilan eden PKKLILAR, şehirlerde DÜKKAN KURŞUNLUYOR.
https://t.co/HLX8A7IRie
Çürümüşlük her yerde: Antalya SGK İl Müdürü’nün tutuklandığı rüşvet çarkı deşifre oldu!
Eski Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe'nin "borç yapılandırma karşılığı rüşvet istendi" ihbarıyla büyüyen soruşturmada skandal detaylar ortaya çıktı.
HTS ve banka kayıtlarıyla belgelenen dosyada; kafelerde poşetle elden teslim edilen paralar, hazır beton firmasından alınan mobilya çekleri ve otel sahiplerinden toplanan nakitlere dair itirafçı beyanları yer aldı. İl Müdürü M.T. ve aracı şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Bebek katili, Piç Apo hakkında yarın Cumhuriyet Başsavcılığı' na suç duyurusunda bulunacağım.
Geçmişteki söylemleri, Demeçleri ve kitabında Kürt vatandaşlarımıza ve kadınlarına yaptığı, hakaret, Aşağılamalardan dolayı bir Türk olarak şikayetçiyim.
TCK 216/1, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçunun birinci fıkrasıdır. Toplumun farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtarak kamu güvenliğini tehlikeye atan eylemleri cezalandırır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve hiçbir ayrımcılık yapılamayacağını güvence altına alan temel eşitlik ilkesini düzenler. Devlet organları ve idare makamları, tüm işlemlerinde bu kanun önünde eşitlik ilkesine uymak zorundadır.
Umarım Rahmi Koç için jet hızıyla soruşturma açan @adalet_bakanlik bu piç için soruşturma açar. Beklentimiz hukukun eşitlik ilkesi dolayısı ile budur.
78 yaşında bir dedeye bakamayıp da 25 milyon köpeğe 5 yıldızlı otel konforunda barınak yapan bir devletten adalet beklenir mi?
Devlet 85 milyon vatandaşın devleti mi, köpek ve köpekçilerin devleti mi?
Velibaba Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okuyan PKK destekçileri, okulu aldıklarını sıranın İstanbul’da olduğunu yazmışlar.
Bu hırtların eğitim hakları ellerinden alınmalıdır zira okumuş terörist, okumamış teröristten daha tehlikelidir!
PKKLILARIN kaynağı belirsiz SERVETLERİ ne zaman incelenecek acaba?
UYUŞTURUCU kazançlarını tespit etmek zor değildir.
PKKLILARIN mallarına el konulmalıdır.
Ardından VATANDAŞLIKLARI iptal edilmeli ve sınır dışına çıkarılmalıdırlar.
Öcalan:"TBMM'Yi 'tarihi sorumluluk' bilinciyle hareket etmeye çağırıyorum."
Bahçeli: "CHP üzerine düşen 'tarihi sorumluğu' yerine getirsin.
Kılıçdaroğlu:"Benim 'tarihi sorumluluğum' var!"
Nedir bu tarihi sorumluluk?