Wolf Man, Freud’un sandığının aksine, psikoz muydu? Nevrotik bastırma ve psikotik red arasındaki fark nedir? Serbest Çağrışım 23. Bölüm yayında!
https://t.co/fIsLfq1LbK
Bir şeyi bırakmanın bir yolu onun sonuna kadar, artık çalışmadığı yere kadar gitmektir. Bu iyi bir yoldur demiyorum, çünkü maliyetli olabilir ve kimisi çalışmadığını görecek noktaya gelmez, ancak yollardan biridir.
Hipotetik olarak yada bir fantezi/düş/dilek olarak birilerinin kastrasyonu tümden kabul ettiğini ve hayatla bu açıdan ahenk içinde olduğunu düşünmek isteriz.
Bu elbette, biz bu noktada olmasak bile, bir gün bu noktada olabileceğimizi hayal ettiğimiz tamlık fantezisi olabilir.
Ancak histerik arzuda, Öteki’nin de arzulayabileceği bir boşluk kalır.
Bu yalnızca yapabilen kadiri mutlak ya da yapamayan sakat erkeksi arzudan farklı bir arzulama yoludur.
Hatta bazen doğrudan hamle yapmak arzuyu yaratmaktansa onu talebe çevirerek öldürür.
Öteki’ni arzulayan bir özne olmaktan çıkarıp, senin arzuna cevap vermesi gereken bir nesneye dönüştürür. Ürkütür.
Bu kadar yıl aynı yerde, ikisinin tekil arzuları, onları bir araya getirmemiş! Bu belki aynı filme gitmek olabilir, aynı kitapçıya uğramak, aynı kahveciyi seçmek,ancak arzuları denk gelmemiş!
Bu buluşmayışın kendisinde kader ya da şansın ötesinde yorumlanması gereken bir şey var
Before sunrise/sunset/midnight serisi en sevdiğim filmlerden.
Jesse ile Céline bir trende karşılaşıp aşık oluyor sonra yıllarca birbirlerinden haber alamıyorlar. Tabii Instagram yok o dönem.
Bu filmde beni büyüleyen bir yer var.
Yıllar sonra tekrar karşılaşıp konuştuklarında bir şeyi fark ediyorlar. Meğerse uzun dönem aynı yerde yaşamışlar, ama asla denk gelmemişler.
Buna istersek kader diyelim, şans ya da başka bir şey, ancak bu "karşılaşmayışta" karşılaşmak kadar büyülü bir şey var.
“İnsan, sağlıksız olanla baş edebilmek için, elinden geldiğince sağlıklı olmalıdır. Benim mottom budur. Başka bir deyişle: sağlıksız bir ruhun sağlıklı bir bedene ihtiyacı vardır.”
Haruki Murakami
Öteki bizim için özgürlüğünü bıraktığındaysa bu özgürlüğü bırakışın ne kadar özgür olduğu konusunda kafamız karışır,
bu yüzden bu sefer de ötekinin tekrar özgürlüğünü ele almasını isteriz.
Bu sorumluluktan, konuşmaktan elbette kaçabiliriz, konuşan bir canlı olmak konuşacak olmayı garantilemez, ancak biz konuşmayınca beden konuşmaya başlar ve konuşulanı da artık duyamayız.
İyi haber: dilsiz ve sağır da yaşayabiliriz.
Anı yaşamaktan, düşünmeden yapmaktan bahsediliyor; tamam pekala, ancak biz konuşan hayvanlar yalnızca yaşamak değil, yaşadığımızı ifade etmek, hatta daha iyi ifade etmekle mükellefiz.