Ve sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,
Çünkü sevgi, yolunu kendi çizer, sizi değer bulduğunda...
Sevgi birşey istemez tamamlanmaktan başka 😌🌼
Bol yağmur, yağış var. Kuraklık yok. Pet şişe desen. Petrol hammaddesi %40 ucuzladı. Anlaşılarak su fiyatları yükseltilirken @RekabetKurumu ne yapıyor?
Birazdan tutuklanacağını bilen, ve normalde o an yılana dahi sarılacak durumda olması gereken biri bile yanında görmek istemiyor seni. Bulunduğun düşüklük seviyesini oradan ölç
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Beşiktaşta 19 yaşında 12 gol atan Semih Kılıçsoyu yedi. Euro 24te Semih oynamasın diye Barış Alperi santrafor yaptı, Barış oynadığı hiçbir maçta gol asist yapamadı. Semih'i turnuvanın son maçının son dakikası oyuna aldı.
Kadronun performansla değil torpille seçildiğini söyleyen, Fransa Ligue 1 de sezonun takımına seçilen Berke Özeri yedi. Kadroya bile almadı. Yerine Beşiktaşın kadro dışı bıraktığı, fbde yedek olan Mert'i aldı.
Danimarka'da yılın futbolcusu seçilen, tam 12 gol 21 asist yapan Aral Şimşiri yedi. Kadroya bile almadı. Yerine Fbde kadro dışı bırakılan, Kasımpaşaya giden İrfancanı aldı.
Bundesligada oynayan 10 gol 6 asist yapan 45 milyon euro teklifi reddedilen Can Uzunu yedi. Can oynamasın diye Keremi santrafor yaptı. Semih'e yapılanın aynısı Cana yapıldı. Mağlup giden Avusturalya maçında hiç süre vermedi.
Beşiktaşın kaptanı, Dünya kupasına katılmamızı sağlayan, 10 gol 10 asist yapan Orkun Kökçüyü Beşiktaşa geldikten sonra 11 den kesti. Beşiktaşa gelmeden önce her maç 11 de görev veriyordu.
7 m euroya Bragaya transfer olan, avrupa ligi yarı final maçında gol atan, maçın adamı seçilen Demir Egeyi yedi. Kadroya bile almadı. Yerine gs'de kadroya bile giremeyen Kaan Ayhanı aldı.
Bundesligada takımında banko 90 dakika oynayan, 4 gol atan Ozan Kabakı yedi. 11 de Ozan yerine, dünya kupasına hazırlanmak yerine tik tok videosu çeken bıyık bırakan sonra bıyığı kesen Merihi oynattı.
Tsde 1 gol 5 asist yapan, sol bek ve sol açık oynayan Mustafa Eskihellaçı yedi. Kadroya bile almadı. Yeride bahis oynadığı için ceza alan Eren'i aldı.
Osimheni oynadığı her maçta sahadan silen, Beşiktaşta 11 oynayan Emirhan ile Konyasporda 2500 dakika oynayan, 2 gol 2 asist yapan ligin en güçlü stoperlerinden Adil Demirbağı yedi. Kadroya bile almadı. Onun yerine twittercı Sametle tütüncü Çağları aldı.
Barış ve Keremden santrafor icat etmeye çalıştı Milli takımı yedi.
İlk 2 maçta 1 puan bile alsa 3. maça iddialı çıkılacak turnuvada, iki maçta da mağlup olup turnuvaya veda etti. Çıkardığı takım Gol bile atamadı.
Altın jenerasyonu tenekeye çevirdi.
Tüm bunlardan sonra çıkıp, eleştirenleri kaosçu ilan etti ve onlardan daha Türküm dedi.
AKP'lilerin "Artık dövebiliyoruz" dediği, bakanın "Giden gitsin" dediği bilim insanlarından birisi...
Bir kamu üniversitesinde cerrah. Öyle bir yorulmuş, enerji kaybetmiş ki, muhtemelen hemen yemekhaneye indirmişler.
Süslü bir basın toplantısı, yanında protokol filan yok. Yemeğini yerken aynı anda mutlulukla ameliyatların önemini anlatıyor.
Muhteşem bir olay ya. Tüm ekibin ellerine sağlık.
Ne olduğunu anlamayanlar için olayı biraz açmak istiyorum.
Organ naklinde kan grubu ve doku uyumu önemlidir. Yani birine organ vereceğiniz zaman, uyumlu olması istenir.
Ayrıca öyle kafanıza göre birine organınızı veremezsiniz. Çünkü organ satışı yasaktır. Birine organı verebilmek için haklı bir sebebiniz olmalıdır. Bu bir akrabalık bağı olabilir, yılların dostluğu olabilir (ispat şartı ile). Yani etik kurulu "Ben bu kişiye organımı satmıyorum. Aramızda bir bağ var. Onun sağlığı için organımı bağışlıyorum." cümlesine ikna etmeniz gerekir. Bu nedenle yedi yabancı birine organınızı veremezsiniz. Çünkü arka planda bir satış olup olmadığını ispat etmek mümkün değildir.
Şimdi gelelim çapraz nakile.
Diyelim ki A kişisi ve B kişisi çok yakın. B kişisinin organ ihtiyacı var. A kişisi vermek istiyor ama uyum sağlanamıyor.
C kişisi ve D kişisi de çok yakın. D kişisinin de organa ihtiyacı var fakat C kişisi de onunla uyumsuz.
Fakat A kişisi D kişisine, C kişisi de B kişisine uyuyor. Bu durumda devlet diyor ki "Birbirlerinizin yakınına organlarınızı verebilirsiniz."
Bu durumda da satış olmadığından emin olunur. Çünkü herkes kendi yakınının sağlığı için organını veriyor.
Çapraz nakilde ��öyle bir sıkıntı var; ameliyatlar aynı anda başlamalı. Yoksa birisi vazgeçerse zincir bozulur, mağduriyet olur. Mesela diyelim ki A kişisini ve D kişisini ameliyata aldınız. Ameliyat başarılı geçti ama C kişisi vazgeçti. Kolundan tutup zorla ameliyata sokamazsınız. Bu nedenle 4 ameliyatı da aynı anda başlatmanız gerekir.
Çapraz nakil olayı, uyum ihtimalini artırarak hastalar için büyük kolaylık sağlasa da uygulaması inanılmaz zor bir işlemdir. Tüm hastanenin bu işe entegre olması gerekir. Olayı yöneten bir kişi olsa da cerrahından ameliyathane hemşiresine, servis hemşiresinden hastane personeline kadar herkesin tecrübeli olması ve işini kusursuz yapması gerekir. Organ nakli dediğimiz konu zaten kendi başına çok kompleks bir işken, bu çapraz nakil olayı gerçekten muazzam bir şey.
Benim anlattığım 2'li çapraz nakildi. Yani 2 alıcı ve 2 verici var (aynı anda 4 ameliyat). Malatya bunun 7'lisini yapmıştı. Şimdi de 8'lisini yapmışlar. Gerçekten muhteşem bir olay. Başta Sezai Hoca olmak üzere tüm ekibi tebrik ederim. Elleri dert görmesin. Bu tarz öncü olayları ülkemizde daha çok görmek dileğiyle.
Anlatı kulağa düzgün geliyor ama gerçeklerle örtüşmüyor. BYD'nin kendi başkan yardımcısı Stella Li, fabrikayı neden askıya aldıklarını Reuters'a bizzat açıkladı: "teknoloji transferi dayatması" filan demedi, AB'nin tarife artışları yüzünden Manisa'nın ekonomik anlamını yitirdiğini ve odağı Macaristan'a kaydırdıklarını söyledi. Sözleşmeyi ihlal eden Türkiye değil; taahhüdünü yerine getirmeyen taraf BYD.
Asıl tablo şu: BYD, fabrika kurma sözü karşılığında gümrük ve vergi muafiyeti aldı. Sonra fabrikayı kurmadan, o muafiyetle Türkiye'de 45 binden fazla araç sattı; sırf gümrük avantajından cebine kalan miktar 1,5 milyar doları aştı. Yani sözleşmenin imtiyazını kullanıp yükümlülüğünü ertelediler. Türk tarafı da bunu görüp yaptırım ve garanti mekanizmalarını devreye soktu.
"Bir söz bin altın değerindedir" diyen kültürün şirketi, verdiği yatırım sözünü tutmadan ülkenin pazarından milyarlarca dolar avantaj devşirmişse, burada sözleşme ruhuna ihanet eden kim? Soruyu açık bırakıyorum.
‼️BYD, Manisa'da fabrika kurma taahhüdü karşılığında Çin üretimi araçlara uygulanan %40 ek gümrük vergisinden ve bazı ÖTV muafiyetlerinden yararlanmış ve 2025'te tam 45.000 araç sattı.
‼️Sadece 2025'te sattığı araçlardan devletin ÖTV zararı zaten 1 milyar doların üzerinde.
👉Yani çakal Çinli 1 milyar dolar yatırım yapma taahhüdü verip Türkiye'yi resmen 1 milyar dolar dolandırdı.
Ayrıca BYD'ye verilen ÖTV teşviki yüzünden Tofaş, Ford, Renault, Toyota, Hyundai gibi yerli üreticilerimiz ve bunlara bağlı yan sanayi de ciddi anlamda zarar gördü. Otomotiv sektörüne ciddi darbe vuruldu hükümet eliyle...
⚠️Peki sevgili hükümetimiz buna nasıl bir yaptırım uygulayacak?
Örneğin söz konusu köprü ve otoyollara verilen garanti geçişler olduğunda asrın liderimiz çıkıp "uluslararası mahkemeler var öyle kolay iptal edemezsiniz" deyip Milleti tehdit etmişti.
Şimdi aynı uluslararası mahkemeler acaba ülkemizi 1 milyar dolardan fazla dolandıran BYD konusunda Türkiye'nin hakkını koruyacak mı?
‼️Bakalım göreceğiz Erdoğan ne kadar Dünya Lideri öğreneceğiz bu vesileyle.
Bu arada şu gün itibariyle hala BYD bayileri ve servisleri çalışmaya devam ediyor. Sevgili hükümetimiz neden bunlara sabah operasyonuyla kayyum atamadı hala?
Bu kayyum olayını sadece siyasette kullanılan bir şey mi sanıyorlar?
Çok üzgünüm gerçekten.
Gözümüzün önünde ülke tüketildi ve bir şey yapamıyoruz...
#ekonomi #vergi #spk #byd #borsa #bist #bist100 #otomotiv
Kılıçdaroğlu; partisine, seçmenine ve milletine tuzak kurmuş, AKP ile iş birliği yapmış, 13 seçimi bilerek kaybetmiş, milletin umudunu yok etmiş bir vatan hainidir.
Daha önce de yazmıştım. Türkiye’deki ücretli yıllık izin yokluğu, bayramların manevi değerini düşürüyor. Avrupada mesela herkesin bolca yıllık izni var. Kafasına göre uygun zamanlarda tatil yapıyor. Noelde de ailesiyle zaman geçiriyor.
Bizde yıllık izin yok. Onun yerine uzun bayram tatili var. O yüzden insanlar bayramı mecburen tatil fırsatı olarak görüyor.
Ben inançlı biri değilim ama kültürel olarak bayramları ve aileyle zaman geçirme ritüellerini anlamlı ve gerekli görüyorum. Bunun içinin boşalması beni rahatsız ediyor.
Bir Fenerbahçe Spor Kulübü kongre üyesi olarak soruyorum; ne hakla, kimden aldığınız yetkiyle?
Biz size "Fenerbahçe'ye sportif başarı kazandırın" diye oy verdik Saadettin Bey, Türk askeri şehit olunca soyunma odasında halay çeken kansızlara alkış tutasınız diye değil!
Haddinizi bilin!
"Kuvayı Milliye'nin sembolü, Atatürk'ün takımı" diyoruz, Fenerbahçe iktidarın borazanı değildir!
Sportif başarısızlıklar unutulur, affedilir ama vatana, millete ihanetin affı olmaz.
Dünya’da kendi seçmenini ve sevenlerini Erdoğan kadar aldatan başka bir siyasetçi yoktur.
Zeytin bahçelerini telef edip yanan ormanları holdinglere peşkeş çekecek, Akbelen’i yandaşlarına maden sahası yapacaksın…
Sonra da “fidan dikin” diye nutuk atacaksın. Ne güzel memleket!
Olacağını bildiğimiz ama sadece gününü bilmediğimiz İstanbul depremi gerçekleştiğinde.. Tüm uzmanlar büyük kaos ve facia bekliyor ve milyonlarca insana yardım ulaştırmak ve ikmal en büyük sorunlardan biri olacak.. O gün havaalanları milyonlarca insanın yaşama tutunduğu can simitleri olacak. On binlerce insanın hayatını kurtaracak yardımlar millet bahçesine mi inecek? Diğer iki havaalanı ne kadar ayakta kalacak, kalsa da yeterli olacak mı? Böyle bir şehirde mevcut tam tekmil bir havaalanını yok etmek, bilinçli taksirle cinayet değil mi? 22,5 milyar zarar hesaplanırken bu olası "zarar" da hesaba katıldı mı?
Aracına ekran takanların %99.9’u ekranı, navigasyonu kullanmak ve müzik dinlemek için takıyor. %0.01’e yaptırım uygulayacağım diye ekren takan herkesi cezalandırmak iş bilmezlikten başka birşey değil. O kişi telefondan da video izler, araçta telefon bulundurmayı da yasaklayacak mısınız?