Dünyada Türk olmak ne kadar büyük bir onursa, Türkiye’de Bursasporlu olmak da öyle büyük bir gururdur.
Yerli ve millî duruşuyla, şehrimizin ortak sevdası Bursaspor’umuzla her daim gurur duyuyoruz.
#Bursaspor
Son dönemde PKK ve türevlerinin yürütülen süreci istismar etmeye, toplumdaki etnik, bölgesel ve sosyal fay hatlarını kaşımaya ve Türkiye’yi daha keskin bir kutuplaşmaya sürüklemeye yönelik eylemlerinin arttığı g��rülmektedir.
15 Ağustos 2026 tarihinde Mersin ve Mardin’de, PKK’nın 15 Ağustos 1984 tarihli Eruh ve Şemdinli saldırılarının yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirdiği provokatif gösteriler; çeşitli şehirlerde “kutlama” adı altında düzenlenen ancak ayrılıkçı ve bölücü söylemlere dönüşen eylemler Amedspor – Erzurumspor maçındaki sloganlar ile duvar yazıları, bunun son örnekleridir. Bu tür görüntüler, “Süreç zarar görmesin.” gerekçesiyle görmezden gelinmemelidir.
Silahlı terör eylemlerinin başlangıcını simgeleyen tarihlerin kamusal alanda birer gövde gösterisine dönüştürülmeye çalışılması, yalnızca aziz Türk milletinin vicdanını yaralamakla kalmamakta, kamu düzenini ve toplumsal barışı da doğrudan tehdit etmektedir.
Devlet, terörle mücadelede olduğu gibi sürecin yönetiminde de hukuk sınırları içerisinde kararlı, ölçülü ve herkese eşit bir tutum sergilemek zorundadır. Terör örgütünün, onun propagandasını yapan çevrelerin veya örgütle arasına mesafe koymayan hatta onların sözcülüğünü yapan siyasi yapıların veya toplulukların hukuka aykırı eylem ve söylemlerine müsamaha göstermemelidir.
Hiçbir siyasi tercih; terör propagandasına, ayrılıkçı söylemlere, tehditlere ve toplumsal çatışmayı körükleyen provokasyonlara dokunulmazlık sağlayamaz.
Terör örgütünün Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olduğu yönündeki iddialar ile “Kürt Sorunu” gibi temelsiz ve mesnetsiz söylemler kesin bir dille reddedilmeli; vatandaşlarımızın etnik kimlikleri üzerinden terörle ilişkilendirilmesine de asla fırsat verilmemelidir.
Tarihî tecrübeler göstermektedir ki, vesayet ve terör odaklarının sivil siyaset üzerindeki baskısı ortadan kalkmadıkça demokratik hak ve özgürlüklerin sağlıklı bir zeminde tartışılması mümkün değildir. Sivil siyasetin alanı genişletilirken terör örgütünün siyaseti baskı altına almasına, yönlendirmesine veya kendisine bağlı hâle getirmesine izin verilmemelidir.
PKK yandaşları tarafından alenen gerçekleştirilen süreci zehirleyen provokasyonlara karşı açık ve kararlı bir tavır konmalıdır. “Süreç zarar görmesin” gerekçesiyle hukuksuzlukların, tehditlerin, ayrıştırıcı söylemlerin ve terör propagandasının görmezden gelinmesi barışa değil, daha büyük toplumsal kırılmalara hizmet eder.
Buradan, açıkça çağrıda bulunuyorum:
Süreci istismar edenlere değil, toplumsal barışı ve Türkiye’nin birliğini savunanlara cesaret verilsin!
Hukuk herkese eşit uygulansın; provokasyona, tehdide, terör propagandasına ve ayrılıkçı siyasete alan açılmasın!
Aziz Türk milletinin vicdanı daha fazla yaralanmasın; milletimizin sabrı daha fazla zorlanmasın!
Çünkü bu ülkenin ihtiyacı, yeni fay hatları oluşturmak değil, mevcut fay hatlarını kapatmaktır.
Büyük Birlik Partisi olarak tam da bu sebeple “Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir.” dedik. Sürecin izleniş biçimine, usulüne ve üslubuna karşı itirazlarımızı ifade ettik.
Kalıcı toplumsal barış; ancak güçlü devlet, eşit ve adil vatandaşlık, hukukun üstünlüğü ve Türkiye’nin ortak geleceği temelinde kurulabilir.
“Zamanın Lawrence’ı” olarak nitelendirilen Tom Barrack’ın açıklamaları da bölgemiz ve Türkiye üzerinde hangi hesapların kurulduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu açıklamalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü üniter devlet yapısının ve anayasal bütünlüğünün korunmasının millî bekamız bakımından ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Üniter devlet yapımız, anayasal bütünlüğümüz ve milletimizin birliği; tarihimizden tevarüs ettiğimiz “devlet-i ebed müddet” anlayışının temelidir.
İşte tam da bu nedenle necip Türk Milleti olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, anayasal bütünlüğünü ve “devlet-i ebed müddet” ülküsünü tartışmaya dahi açmamalı, Devletimizin ve vatanımızın birliğine, milletimizin beraberliğine ve ülkemizin bölünmez bütünlüğüne sımsıkı bağlı kalmalıyız.
Bir tarafta, “Terörsüz Türkiye” sürecini adeta “devleti dize getirdik, zafer kazandık” edasıyla istismar eden; şehirlerde, toplu yaşam alanlarında ve tribünlerde terör örgütü ve elebaşları lehine bölücü slogan atan, taşkınlık ve provokasyon yapanlara karşı süreç zeval görmesin diye gösterilen tahammül ve sessizlik…
Diğer tarafta ise, vatan için canını ortaya koymuş kahraman gazilerin hak arayı��ının bir kamu düzeni problemi olarak görülmeye başlandığı algısı...
İşte bu çelişki, milletimizin çoğunluğunun ortak adalet ve vicdan duygusunu yaralıyor!
Gelinen aşamada mesele, “Bu devlet kimin yanında duruyor?” sorusunun toplumun vicdanında nasıl yankılandığı noktasında düğümlenmiştir. Toplumun önemli bir kesiminde, terörle mücadelede canını ortaya koyan ve bugün hak arayan gazisine karşı devletin eli sert, terör örgütü propagandasına karşı eli çekingen ve yumuşak görünüyorsa; bunun adı sadece iletişim problemi değil, devlet-millet bağını zedeleyen ağır bir vicdan problemidir.
Kıymetli gazilerimizin hakkını aramasını bir kamu düzeni sorunu değil, devletin çözmesi gereken bir vefa ve adalet borcu olarak görmek gerekir.
Soykırımcı katil İsrail yönetimi, Gazze’de işlediği insanlık suçlarının hesabını vermekten kaçamayacaktır.
Masum çocukların, kadınların ve sivillerin kanı üzerinden kurulan hiçbir düzen sonsuza kadar ayakta kalamaz. Zulmedenler, er ya da geç kendi zulümlerinin ve döktükleri kanın hesabıyla yüzleşecektir!
🇹🇷Türkiye’nin Filistin davası ve Gazze’deki soykırıma karşı ortaya koyduğu kararlı tavrı ve Suriye’nin her alanda güçlenmesi ve iç barışına yönelik adımları nedeniyle İsrail yönetiminin Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'a ve ülkemize yönelik, tehditlerini İsrail’de yapılacak seçimler öncesi politik lakırdılar olarak görüyor, soykırımcı Netenyahu ve kabinesini lanetliyorum. Terörist İsrail’e karşı, Türk Milleti bir bütün olarak Devleti’nin ve Cumhurbaşkanının yanındadır.
Soykırımcı zihniyet bilmelidir ki; Türkiye tehditlerle geri adım atmaz. Türk Milleti olarak, zulmün ve soykırımcı katillerin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz.
Bugün Ahlat’tan bütün dünyaya bir kez daha ilan ediyoruz:
Türk milleti, Anadolu’daki bin yıllık varlığından, devletinden, bayrağından ve bağımsızlığından hiçbir şart altında vazgeçmeyecektir. Ecdadımızın emaneti olan bu aziz vatanı birlik içinde koruyacak; daha güçlü, daha müreffeh ve daha büyük bir Türkiye’yi mutlaka inşa edecektir.
Çünkü Ahlat, geçmişte kaldığımız yer değil; geleceğe doğru yeniden yürümeye başladığımız yerdir.
Bu vesileyle başta Sultan Alparslan ve kutlu ordusu olmak üzere, Anadolu’yu vatan kılan bütün kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Ahlat’ın ruhu, Malazgirt’in iradesi ve Büyük 🇹🇷Türkiye ülküsü ilelebet yaşayacaktır.
Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen “1071 Malazgirt Zaferi Anma Programı”na katıldık.
Anadolu’yu bizlere vatan kılan Sultan Alparslan’ı ve bu kutlu zaferin bütün kahramanlarını, şehitlerini rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Malazgirt’te yakılan fetih meşalesinin bize emanet ettiği vatan şuurunu ve birlik ruhunu gelecek nesillere aktarmak, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Malazgirt Zaferi’nin 955. yılı kutlu olsun. 🇹🇷
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür! Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde devletimizin “Terörsüz Türkiye” yolunda attığı adımları istismar ederek siyasi bölücülüğü yeni bir safhaya taşıyıp, terör örgütü mensuplarını "şehit" ilan etme hadsizliğinde bulunarak teröristleri övmek barış değil, açıkça bölücülüktür ve suçtur.
Bu konuşma hainlikten de, siyasi bölücülükten de asla vazgeçmediklerinin ve bunlara güvenilmeyeceğinin açık beyanıdır.
Soykırımcı Netanyahu yine o bed ağzını açtı ve Türkiye’yi diline doladı. Hadsiz ifadeleriyle Türkiye’ye gözdağı vermeye, Ankara’ya sınır çizmeye kalkışıyor. Kendisini ve İsrail’i Orta Doğu’nun patronu, bölge ülkelerinin hareket alanını belirleyecek makam sanıyor!
Gazze’de kadınları, çocukları ve on binlerce masum insanı katleden; Suriye’yi bombalayıp ardından “Ben çatışma istemiyorum, barış istiyorum.” diyebilen bir zalimin, Türkiye’ye “Buraya kadar.” deme cüretinin ne sahada ne de vicdanlarda bir karşılığı vardır.
Türkiye; sınırlarını, askerî varlığını veya Suriye politikasını İsrail’in güvenlik hesaplarına göre şekillendirecek bir devlet değildir.
Netanyahu, Türklerin bu coğrafyada dün ortaya çıkmış bir millet olmadığını; bugün güç siyaseti ve zulümle hükmetmeye çalıştığı toprakların asırlar boyunca Türk devlet aklıyla yönetildiğini unutmasın.
Gücünü artırdıkça saygı göreceğini sanıyor... Biz zaten güçlüyüz. Ve gücümüzü birilerinin saygısını kazanmak için değil; vatanımızı, sınırlarımızı ve milletimizin geleceğini korumak için kullanırız.
Aklınca “kinetik mesaj” verdiğini sanan Netanyahu, tarihe şu notu düşsün: Türkiye’nin sınırlarını da iradesini de Tel Aviv belirleyemez. Bu coğrafyada Türkiye’ye “Güneye gelme.” diyebilecek hiçbir güç ve hiçbir makam yoktur!
Türkiye savaş heveslisi bir ülke değildir; ancak barış irademiz, tehditlerinize boyun eğeceğimiz anlamına gelmez. Türkiye ile çatışmak istemiyorsanız, Türkiye’ye sınır çizmeye kalkışmayacaksınız.
Bu ülke ve bu millet, Türkiye’nin meşru güvenlik alanına müdahale etmeye kalktığınız anda, dayatmaya çalıştığınız bütün kırmızı çizgileri nasıl hükümsüz bırakacağını size gösterecek kudrete sahiptir.
Büyük Birlik Partisi olarak, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarını reddediyor; Netanyahu hükûmetini bölgeyi yeni çatışmalara sürükleyen pervasız politikalardan vazgeçmeye çağırıyoruz. Türkiye’ye tehdit diliyle konuşanlar, karşılarında kararlı ve kudretli bir Türk devletini bulacaklarını asla unutmamalıdır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Girne Limanından Mersin Taşucu’na gitmek üzere hareket eden yolcu gemisinin Girne açıklarında, alabora olup batması sonucu can kayıpları olduğunu büyük bir üzüntüyle ��ğrendim.
Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına, Kuzey Kıbrıs Türk Halkına ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır, geçmiş olsun dileklerimle yaralılara acil şifalar diliyorum.
Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC’nin ilgili kurumları tarafından sürdürülen arama kurtarma çalışmalarında hâlen kendilerinden haber alınamayan vatandaşlarımıza bir an önce sağ salim ulaşılmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.🤲
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen 30 Ağustos Zafer Bayramı Özel Programı’na katılım sağladık.
Rabbim milletimize nice zaferler nasip eylesin.🇹🇷
Bosna Savaşı sırasında binlerce masumu katleden soykırımcı alçak Ratko Mladić’in devlet töreniyle gömülmesi asla kabul edilemez. Türkiye ve Türk Milleti olarak buna sessiz kalamayız. Ve tüm dünya sessiz kalmamalıdır. AB böyle bir durumda Belgrad’ın üyelik başvurusunu askıya almalıdır. Bu durum, Sırbistan’ın bulacağı ilk fırsatta yeni soykırımlara teşebbüs edeceğinin itirafı anlamına gelir.
Bu gelişme, yalnızca kurbanların hatırasına değil, adalet duygusuna ve insanlık vicdanına da yöneltilmiş yeni bir saldırıdır. Soykırımcılar kahramanlaştırılamaz. Srebrenitsa’yı, Bosna şehitlerini unutmadık, unutmayacağız.
Aliya İzzetbegoviç’in sözüyle “unutulan soykırım tekrarlanır.”🇹🇷🇧🇦
2026-2027 Adli Yıl Açılış Töreni’ne katıldık.
Yeni adli yılın; adaletin, hakkaniyetin ve hukukun üstünlüğünün güçlendiği, milletimizin adalete olan güveninin daha da pekiştiği bir yıl olmasını diliyorum.
Adaletin tecellisi için fedakârca görev yapan hâkimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza ve tüm yargı mensuplarımıza başarılar diliyor, görevlerinde kolaylıklar temenni ediyorum.
2026-2027 Adli Yılı ülkemize, milletimize ve yargı camiamıza hayırlı olsun.
Zabıta Haftası vesilesiyle; şehirlerimizin düzeni, huzuru ve güvenliği için gece gündüz demeden görev yapan tüm zabıta teşkilatımızın mensuplarını tebrik ediyorum.
Vatandaşlarımızın günlük yaşamının huzur ve düzen içerisinde sürdürülmesine katkı sağlayan, belediye hizmetlerinin sahadaki önemli temsilcileri olan zabıta kardeşlerimize görevlerinde kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
Fedakârca görev yapan tüm zabıta personelimizin #ZabıtaHaftası’nı kutluyor, her birine sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum.
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Sayın Narimân Celal Genel Merkezimizde bizleri ziyaret etti.
Gerçekleştirdiğimiz görüşmede Türkiye-Ukrayna ilişkileri, Rusya-Ukrayna savaşı, Kırım meselesi ve bölgedeki gelişmeleri ele aldık.
Nazik ziyaretleri için sayın büyükelçiye teşekkür eder, Ukrayna halkını ve Kırım Tatar Türklüğünü saygı ve muhabbetle selamlarım.🇹🇷🇺🇦
"Manda ve himayeyi kabul etmeyen"
o sarsılmaz irade, 107 yıl önce Sivas’ta milletimizin bağımsızlık meşalesini yaktı. Bu meşale, yalnızca bir dönemin direnci değil; aziz Türk milletinin kendi kaderini kendi tayin etme kararlılığının tarihsel ilanıydı.
Bugün de değişen şartlar ve küresel güç mücadeleleri karşısında ihtiyacımız olan; aynı milli şuur, aynı sarsılmaz istikamettir. Sivas’ta yükselen "Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz" haykırışı;
Mavi Vatan’dan siber vatana, bölgesel diplomasiden milli savunmaya kadar ülke olarak attığımız her stratejik adımın ve tam bağımsızlık iddiamızın meşrû zeminidir.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Sivas’ta milletimizin istikbal iradesini mühürleyen bütün Millî Mücadele kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
#SivasKongresi’nin 107. yıl dönümü kutlu olsun. 🇹🇷
Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümü dolayısıyla Sultanşehir Sivas’da düzenlenen etkinliklere katıldık.
Millî Mücadele’mizin dönüm noktalarından en önemlisi olan Sivas Kongresi’nde ortaya konulan millî irade, bağımsızlık ve vatan sevdasını bugün de aynı ruh ve kararlılıkla yaşatıyoruz.
Ne mutlu Türk’üm diyene! 🇹🇷
Tarım ve Orman Bakanımız sayın İbrahim Yumaklı ile birlikte Sivas’ta düzenlenen Tarım Fuarı’nın açılışına katıldık.
Çiftçilerimizin, üreticilerimizin ve tarım sektörümüzün temsilcilerinin bir araya geldiği fuarın; ülkemizin ve Sivas’ımızın tarımsal üretimine, ekonomisine hayırlı katkılar sunmasını diliyorum.
Üreten, emek veren ve toprağını alın teriyle bereketlendiren tüm çiftçilerimize bol ve bereketli kazançlar diliyorum.
Fuarın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, AGRO Sivas Tarım Fuarı’nın hayırlı olmasını temenni ediyorum. 🌾🇹🇷
İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü kadrosunda görev yapan Polis Memuru Mehmet Ali Toptan’ın, Esenyurt’ta gerçekleştirilen trafik denetimi sırasında silahlı saldırı sonucu yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen şehit olduğunu büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Aziz şehidimiz Mehmet Ali Toptan’a Cenab-ı Allah’tan rahmet; başta kıymetli ailesi olmak üzere, Emniyet Teşkilatımıza, mesai arkadaşlarına ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.
Rabbim şehidimizin makamını âli, mekânını cennet eylesin.
Milletimizin başı sağ olsun. 🇹🇷
Sivas 4. Geleneksel Muhsin Yazıcıoğlu Karakucak Güreşleri’ne katıldık.
Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun adını yaşatan bu anlamlı organizasyonda pehlivanlarımızın kıyasıya mücadelesine şahit olduk.
Ata sporumuz güreşe gönül veren ve organizasyona katılan tüm sporcularımıza teşekkür ediyor, madalya kazananları tebrik ediyorum.
Bu güzel organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen başta Sivas Belediye Başkanımız Adem Uzun olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum. 🇹🇷
Kocaeli 5. Geleneksel Sivas Gardaşlık Buluşması’na katıldık.
Kocaeli’de yaşayan Sivaslı hemşehrilerimizle bir araya gelmekten, hasret gidermekten ve güzel bir kardeşlik ortamını paylaşmaktan büyük memnuniyet duydum.
Bu anlamlı buluşmayı düzenleyen Kocaeli Sivaslılar Kültür ve Dayanışma Derneği’ne teşekkür ediyor, kıymetli hemşehrilerimize sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
Gardaşlığımız daim olsun. 🇹🇷