Borsada fiyat marjlarının yeniden %20’ye çıkarılması değerlendirilmeli. Daha geniş marj, özellikle satış baskısında hisselerin tabanda kilitlenmesini azaltarak fiyat keşfini hızlandırabilir. Bu da tasfiye sürecindeki fonların portföylerini daha hızlı nakde çevirmesine ve piyasadaki likidite/derinliğin yeniden oluşmasına katkı sağlayacaktır.
Tera–Pusula fonlarının tasfiyesinde, hisse senedi fonları ve serbest fonlar bakımından Madoff tasfiyesinde uygulanan yöntemin uygulanması gerektiğini düşünüyorum.
Öncelikle yatırımcı bazında gerçek nakit hareketleri çıkarılmalı. Kim ne kadar para yatırdı, ne kadar para çekti? Özellikle fon portföylerinde ağırlıklı olarak bulunan hisse senetlerinde, gerçek ekonomik değeri yansıtmadığı tespit edilen fiyatlamalar üzerinden fon birim fiyatına yazılmış kağıt üzerindeki getiriler ayrıştırılmalı. Aynı şekilde tahsil kabiliyeti bulunmayan veya gerçek değerinin üzerinde taşınmış diğer varlık ve alacakların yarattığı getiriler de gerçek kazanç kabul edilmemeli.
Madoff tasfiyesinde olduğu gibi net yatırım hesabı yapılmalı. Yatırdığından daha az para çekmiş yatırımcının gerçek zararı alacak olarak kabul edilmeli, yatırdığı ana paradan daha fazlasını çekmiş olanlar ise net kazanan olarak değerlendirilmelidir.
Daha da önemlisi, kriz ve tasfiye öncesindeki belirli bir geri bakış döneminde, gerçeği yansıtmayan fon fiyatları üzerinden ana parasının üzerinde ödeme almış yatırımcılara yapılan ödemelerin geri alınabilir olup olmadığı incelenmelidir. Hukuken geri alınabilir olduğu tespit edilen tutarlar tasfiye havuzuna geri kazandırılmalıdır.
Böylece tasfiye, kim parasını birkaç gün önce çekebildiyse kurtuldu, çekemeyen zararı üstlendi sonucuna dönüşmez. Gerçek net zarar ortaya çıkarılır, geri alınabilecek ödemeler ve diğer tahsilatlar ortak havuzda toplanır ve bu havuz gerçek zarar sahiplerine belirli aralıklarla pro rata dağıtılır.
Madoff tasfiyesinin temel mantığı tam olarak buydu. Kağıt üzerindeki kazancı değil gerçek parayı esas al, net kazanan ile net kaybedeni ayır, geri alınabilir hayali kazançları tasfiye havuzuna döndür ve elde edilen varlığı gerçek zarar sahipleri arasında oransal olarak dağıt.
TP2’nin Borsa Dışı Repo–Ters Repo Sözleşmesi, KAP Bildirim No: 1663076. İşlemde arada MKT veya herhangi bir garantör bulunmuyor. TP2, doğrudan Tera Yatırım’dan alacaklı.
#TP2’deki ters repo alacağına karşılık alınan #DSTKF teminatlarının #Tera Yatırım’a iade edilmiş olması, ters repo alacağının tahsil edildiğini tek başına göstermez. Teminat iadesinin gerçekleşmiş olması ana para ve getirinin ödendiği anlamına gelmiyor. Ortada teminatsız kalmış bir temerrüt alacağı bulunabileceği gibi, alacak başka bir enstrümanla yeniden yapılandırılmış veya ihraççısı yine aynı grup olan farklı bir kıymetle teminatlandırılmış da olabilir. Ben mevcut verilerle ters repo alacağının tahsil edildiğine dair bir emare görmüyorum
@fonvesting007 Bu yola mutlaka başvuracaklardır. Ancak sorun şu ki, malvarlıklarının çok büyük bir kısmı da Tera/Pusula Grubu’na ait hisse senetlerinden oluşuyor
Tasfiye sürecinde alacakların niteliğine göre bir ödeme sırası ve önceliklendirme yapılması gerekecektir.
Öncelikle PPF’lerin portföyünde bulunan devlet tahvili, mevduat vb. likit veya kolaylıkla nakde dönüştürülebilir varlıkların nakde çevrilmesi, elde edilen tutarın satış talimatı gerçekleşmiş ancak ödemesi yapılamamış yatırımcıların alacaklarını karşılamaya yeterli olması halinde bu ödemelerin yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Bununla birlikte PPF’lerin diğer fonlardan ve şirketlerden olan ters repo ve diğer alacaklarının da tahsil edilmesi gerekmektedir. Hisse senedi ve serbest fonların repo borçları kapatılmadan, bu fonların yatırımcılarına veya satış yapıp iade bedeli alacağı tahakkuk etmiş kişilere ödeme yapılmaması gerektiği kanaatindeyim.
Şirketlerin hisse senedi ve serbest fonlardan olan alacakları da gerektiğinde temlik veya mahsup yoluyla PPF alacaklarının tahsilinde kullanılmalıdır. PPF’lerin alacakları tahsil edilip net malvarlığı ortaya çıktıktan sonra yatırımcılara yapılacak diğer ödemeler netleşmelidir.
Tahsil kabiliyeti bulunmayan alacaklar bakımından ise sorumluluğu tespit edilen kişi ve kuruluşların diğer malvarlıklarına başvurulması gerektiği kanaatindeyim.
Benim tek çekincem şu arkadaşlar. Bazı PPF’lerde repo borçlusu taraf şirketler. Bu şirketlerden olan ters repo alacaklarının tahsilinde sorun yaşanması halinde İİK hükümleri de gündeme gelebilir. Bu da tasfiye sürecini daha karmaşık hale getirebilir.
Önce fonların repo, BPP, kredi vb. mevcut borçları kapatılacak. Sonra satış emri verdiği halde parasını alamayan yatırımcıların alacakları öncelikli olarak ödenecek. Kalan para ise satış yapmamış fon yatırımcılarına payları oranında dağıtılacak.
Hesabınızda gördü��ünüz rakamı hesabınıza yatmış para sanmayın. Bu, sistemde tahakkuk eden tutar. Fon varlıklarının hangi değerlerden nakde çevrilebileceği ve alacakların ne kadarının tahsil edilebileceği henüz belli değil.
Bu nedenle ekranda gördüğünüz tutarın tamamını alabileceğiniz gibi, yalnızca bir kısmını, çok düşük bir tutarı veya hiç ödeme alamama ihtimaliniz de bulunuyor. Nihai rakam tasfiye sonucunda belli olacak.
BU RİSK TABLOSU ORTAYA ÇIKARKEN JCR EURASIA RATING’İN TERA YATIRIM İÇİN A(tr) KREDİ NOTU VE DURAĞAN GÖRÜNÜMÜ NASIL KORUNDU?
JCR’ın 31.10.2025 tarihli Tera Yatırım raporunda yüksek risk iştahı ile karmaşık/yapılandırılmış ürünler açıkça risk unsurları arasında sayılırken, hisse senedi teminatlı alacak portföyü varlık kalitesini destekleyen güçlü yönlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Bu hisse teminatlarının yoğunlaşma riski, piyasa derinliği, art arda taban fiyat senaryosu ve gerçek likidasyon değeri hangi stres testleriyle ölçüldü? Yalnızca cari piyasa fiyatları mı esas alındı, yoksa milyarlarca liralık yoğun pozisyonların zorunlu satış halinde gerçekten hangi değerden nakde çevrilebileceği de analiz edildi mi?
Tera Yatırım’ın 30.06.2026 finansallarında görülen olağanüstü bilanço, özkaynak ve finansal yatırım büyümesinden sonra JCR, A(tr) kredi notunu hangi ilave risk, likidite ve değerleme analizleriyle korudu?
Daha önemlisi, Tera Yatırım ve iştirakleri ile Tera Portföy tarafından yönetilen fonların çeşitli halka açık şirketlerde önemli paylara ulaştığı, aynı zamanda fonlar ile Tera Yatırım arasında borsa dışı ters repo ve karşı taraf ilişkilerinin bulunduğu bu yapıda, grup çapındaki yoğunlaşma ve bulaşma riski nasıl değerlendirildi?
Tera Yatırım’ın hisse senedi teminatlı alacak yapısı bu analize nasıl dahil edildi?
Grup şirketlerinin bilanço ve özkaynak büyümesinin ne kadarı gerçek nakit yaratımından, ne kadarı aynı ekonomik çevrede taşınan finansal varlıkların gerçeğe uygun değer artışlarından kaynaklanıyordu? Bu paylarda sert fiyat düşüşü yaşanması halinde özkaynak, teminat yeterliliği ve likiditenin nasıl etkileneceği stres testine tabi tutuldu mu?
JCR’ın kendi metodolojisi, kredi değerliliğini etkileyen bilinen önemli bilgilerin analiz edilmesini ve kredi notlarının sürekli gözetimini öngörüyor. Buna rağmen Tera Yatırım’daki hızlı bilanço ve finansal yatırım büyümesi, hisse teminatlarının yoğunlaşma ve likidasyon riski, piyasa değerleme kazançlarının özkaynağa etkisi ve grup içindeki çapraz finansal maruziyetler hangi analizlere tabi tutuldu?
JCR’ın Tera Yatırım için kamuya açık son görünümü A(tr) / Durağan iken, TP2’nin çeşitli borsa dışı ters repo KAP bildirimlerinde aynı JCR notu neden A(TR) / Pozitif Görünüm olarak gösterildi?
JCR bu farklı gösterimden haberdar mıydı? Tera Portföy’den düzeltme talep edildi mi?
16 Eylül’de görünür hale gelen likidite ve teminat riskleri Ağustos–Eylül başındaki rating gözetiminde de mevcut muydu?
Mevcutsa bu riskler A(tr) notuna ve görünümüne neden yansımadı? Mevcut değilse, birkaç hafta içinde Tera Yatırım’ın kredi profilini değiştiren gelişmeler tam olarak neydi?
Milyarlarca liralık karşı taraf riskinin alınmasında kamuya açık biçimde referans gösterilen bir kredi notundan söz ediyoruz. Bu nedenle söz konusu notun hangi veri, stres testi ve sürekli gözetim süreciyle korunduğunun kamuoyuna açıklanması gerekiyor.
ÖNEMLİ
SPK’nın 2026/61 sayılı Bülteni’ne göre, tasfiye kapsamındaki fonlarda tasfiye için belirlenen saatten önce TEFAS üzerinden satış/iade talimatı vermiş ancak ödemesini alamamış yatırımcıların bedelleri fonun borcu olarak kaydedilecek ve elde edilen nakitten öncelikli olarak ödenecek.
Bu saat ihbarlı fonlarda Perşembe 13.30, para piyasası fonlarında ise fonun izahnamesinde belirtilen gün sonu valör atlama saati olarak uygulanıyor.
Kısacası, satış talimatını belirtilen saatten önce vermiş yatırımcıların durumu ile tasfiyeye katılma paylarıyla dahil olan yatırımcıların durumu aynı değil.
PPF’lerdeki likidite sorununu çözmek amacıyla SPK hızlıca bir karar alarak, ppflerin en az %10 taşımak zorunda olduğu hazine bonoları ve devlet tahvillerini yılbaşına kadar TCMB’nin almasını sağlayabilir.
Yarın sabah 08:00’da toplanacak olan Finansal İstikrar Komitesi (FİK), Hazine ve Maliye Bakanı Başkanlığında 8 üyeden oluşur.
Hazine ve Maliye Bakanı — Başkan
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı
Strateji ve Bütçe Başkanı
TCMB Başkanı
SPK Başkanı
BDDK Başkanı
SEDDK Başkanı
TMSF Başkanı
PPF ters repo yapıyor ve nakit veriyor
↓
Karşı taraf hisse senetlerini teminat gösteriyor
↓
Teminat hisseleri taban oluyor
↓
Teminatların piyasa değeri düşüyor
↓
Repo borçlusuna ek teminat çağrısı (margin call) geliyor
↓
Repo borçlusu ek teminat/nakit bulamıyor
↓
Teminat açığı büyüyor
↓
PPF’nin ters repo alacağı zamanında nakde dönemiyor
↓
PPF yatırımcılarının yoğun satış/itfa talepleri geliyor
↓
PPF’nin yatırımcıya ödeme yapacak nakdi yetersiz kalıyor
↓
İtfa ödemelerinde temerrüt oluşuyor
↓
Likidite yaratmak için repo karşı tarafı/ilgili taraflar daha fazla varlık veya hisse satmaya çalışıyor
↓
Zaten satış baskısındaki hisselerde taban çözülmüyor / fiyat daha da düşüyor
↓
Repo teminatlarının değeri daha da azalıyor
↓
Yeni ve daha büyük margin call
↓
Daha büyük teminat açığı
↓
↻ Döngü başa dönüyor.
Nitekim İsmail Saymaz haklı çıktı. Adam haberini yaptı, gazetecilik mesleğini icra etti. Peki siz neyi icra ettiniz? Cehaletinizi mi, boş konuşma kabiliyetinizi mi?
Daha haberin ne, haberciliğin ne olduğunu bilmeden ahkam kesen bu boş beleş tipleri takip etmeye devam ederseniz, paranızı kaybetmeye de devam edersiniz. Sonra suçu piyasada aramayın
Kadın hasta, jinekolojik muayene sırasında muayeneyi yapan hekim dışındaki kişilerin (asistan hekimler dahil) odada bulunmasını açıkça istemediğini beyan ettiği halde, tıbbi bir zorunluluk bulunmaksızın bu kişiler odada tutulur ve mahrem muayene bu şekilde sürdürülürse, TCK m.134/1'de düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun unsurlarının oluşabileceği kanaatindeyim.
Hasta açıkça istemiyorum dedikten sonra, sağlık hizmetinden yararlanabilmek için muayeneye katlanmak zorunda kalması, üçüncü kişilerin mahrem muayeneyi izlemesine verilmiş özgür ve geçerli bir rıza sayılamaz. TCK m.26/2 anlamında rızanın hukuka uygunluk sebebi olabilmesi için özgür iradeye dayanması gerekir.
Suçun oluştuğu sonucuna varılması halinde ayrıca TCK m.137 değerlendirilir. Kamu hastanesinde, görev sırasında ve mesleğin sağladığı erişim imkanıyla işlenen bir eylemde bu nitelikli halin gündeme gelmemesi düşünülemez, uygulanması halinde ceza yarı oranında artırılır.
Hastanenin eğitim ve araştırma hastanesi olması bu sonucu değiştirmez. Hasta Hakları Yönetmeliği m.21'in son fıkrası zaten eğitim veren kurumlar için yazılmış ve eğitim amacıyla bulunacaklar için hastanın ayrıca rızasının alınmasını şart koşmuştur. Eğitim, rıza aranmamasının gerekçesi değil, rızanın ayrıca aranmasının sebebidir.
Randevu ekranında yer alan "uzman ve ekibi" türü ibareler de tek başına geçerli rıza yerine geçmez. Rızanın geçerli olması için kapsamının ve derecesinin açıkça bilinmesi, hastaya reddetme imkanının tanınması ve bunun özgür iradeye dayanması gerekir. Kimlerin, hangi sıfatla ve ne ölçüde bulunacağını göstermeyen, reddetme seçeneği sunmayan ve katılımı zorunluymuş gibi gösteren genel bir ibare bu şartları karşılamaz. AİHM, Konovalova / Rusya kararında hastaneye kabulde verilen benzer nitelikteki genel bir bildirimi tam da bu gerekçelerle yetersiz bulmuştur.
ANAYASA
Madde 17/2
"Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz."
Madde 20/1
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
Madde 56/3
"Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."
Madde 90/5 (son cümle)
"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır."
1219 SAYILI TABABET VE ŞUABATI SANATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN
Madde 70
"Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatini alırlar."
İNSAN HAKLARI VE BİYOTIP SÖZLEŞMESİ (5013 SAYILI KANUN)
Madde 5 - Genel Kural
"Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir.
Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir.
İlgili kişi, muvafakatini her zaman, serbestçe geri alabilir."
Madde 8 - Acil durum
"Acil bir durum nedeniyle uygun muvafakatın alınamaması halinde, ilgili bireyin sağlığı için tıbbî bakımdan gerekli olan herhangi bir müdahale derhal yapılabilir."
Madde 10/1 - Özel yaşam ve bilgilendirilme hakkı
"Herkes, kendi sağlığıyla ilgili bilgiler bakımından, özel yaşamına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir."
TIBBİ DEONTOLOJİ NİZAMNAMESİ
Madde 4
"Tabip ve diş tabibi, meslek ve sanatının icrası vesilesiyle muttali olduğu sırları, kanuni mecburiyet olmadıkça, ifşa edemez."
Madde 5
"Sağlık müesseselerinde tatbik olunan usul ve kaideler mahfuz olmak üzere, hasta; tabibini ve diş tabibini serbestçe seçer."
HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ
Madde 9 - Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme
"Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.
Mevzuat ile belirlenmiş usüllere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.
Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır."
Madde 15 - Bilgilendirmenin Kapsamı
"Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,
hususlarında bilgi verilir."
Madde 2
"Bu Yönerge, Sağlık Bakanlığı'na bağlı birinci basamak sağlık kuruluşları ile ilçe hastaneleri, genel hastaneler, özel dal hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ve ağız ve diş sağlığı merkezlerini kapsar."
ANAYASA
Madde 17/2
"Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızas�� olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz."
Madde 20/1
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
Madde 56/3
"Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."
Madde 90/5 (son cümle)
"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır."
1219 SAYILI TABABET VE ŞUABATI SANATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN
Madde 70
"Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatini alırlar."
İNSAN HAKLARI VE BİYOTIP SÖZLEŞMESİ (5013 SAYILI KANUN)
Madde 5 - Genel Kural
"Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir.
Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir.
İlgili kişi, muvafakatini her zaman, serbestçe geri alabilir."
Madde 8 - Acil durum
"Acil bir durum nedeniyle uygun muvafakatın alınamaması halinde, ilgili bireyin sağlığı için tıbbî bakımdan gerekli olan herhangi bir müdahale derhal yapılabilir."
Madde 10/1 - Özel yaşam ve bilgilendirilme hakkı
"Herkes, kendi sağlığıyla ilgili bilgiler bakımından, özel yaşamına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir."
TIBBİ DEONTOLOJİ NİZAMNAMESİ
Madde 4
"Tabip ve diş tabibi, meslek ve sanatının icrası vesilesiyle muttali olduğu sırları, kanuni mecburiyet olmadıkça, ifşa edemez."
Madde 5
"Sağlık müesseselerinde tatbik olunan usul ve kaideler mahfuz olmak üzere, hasta; tabibini ve diş tabibini serbestçe seçer."
HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ
Madde 9 - Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme
"Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.
Mevzuat ile belirlenmiş usüllere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.
Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır."
Madde 15 - Bilgilendirmenin Kapsamı
"Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim taraf��ndan nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,
hususlarında bilgi verilir."
Güvenlik kameraları hastayı haklı çıkardı.
Haklarında beyaz kod verildi. Savcı da hasta ve eşini haklı buldu.
Karşı dava açan hastanın kocası Burak U. Şehir Hastanesindeki doktorların kurduğu düzenin iç yüzünü ifşa etti:
“Raziye N. isimli doktordan özellikle kadın olduğu için randevu aldık. Eskiden erkek doktorlarla ilgili bir problemimiz yoktu. Ancak son zamanlarda çıkan bazı sapkınlık haberleri, Balcalı Hastanesi'nde tüp bebek tedavisi sırasında bir doktorun spermini yüzlerce kadın hastaya enjekte etmesi iddiası ve erkek asistanların haberlerde yer alan WhatsApp yazışmaları bizde ciddi bir güvensizlik oluşturdu.
Bu nedenle Adana Şehir Hastanesi'nde kadın hastalıkları bölümünde Raziye Hanım'a randevu aldık. Ancak hastaneye gittiğimizde, her zaman olduğu gibi doktorların odalarında olmadığını gördük. Kadın doktordan randevu almamıza rağmen içeride erkek asistanlar vardı.
Bunun üzerine Hasta Hakları birimine çıktık. Hassasiyetimizi tekrar dile getirerek yasal hakkımızı kullanmak istediğimizi söyledik. Bize Raziye Hanım'ın işi olduğu, muayeneyi asistanı Sibel Hanım'ın yapacağı söylendi. Kadın olduğu için ve sonuçların her şekilde Raziye Hanım'a gideceği belirtilince, kadın doktor olması ve mahremiyet şartıyla bunu kabul ettik.
Daha sonra aşağı indik. Randevu saatinde eşim içeri çağrıldı. Ancak içeri girdiğinde kim olduğunu bilmediğimiz erkeklerin de içeride olduğunu gördü.
Jinekolojik muayenenin doğası gereği mahremiyet hakkı olduğunu düşünüyoruz. Doktorlar bunu ne kadar inkâr etse de kanunen hastanın mahremiyet hakkı var.
Eşim bu durumdan rahatsız olduğunu ve kadın doktor tarafından muayene edilmek istediğini söyledi. İçeride bulunan erkek doktorlar ise laubali bir şekilde, 'Sadece tedavi amacıyla buradayız' şeklinde konuştu.
Bunun üzerine ben de devreye girerek eşimin mahremiyet hakkını kullandığını, erkeklerin dışarı çıkmasını istediğimi söyledim.
Bizim iddiamız şu: Doktorlar hastanede kendi kurallarını oluşturarak kanunun dışında hareket ediyor. Biz de yaşananları ispat ettik.
Muayenenin ardından hakkımızda Beyaz Kod verildi ve tehdit ve hakaret suçlamalarıyla karakola götürüldük. Ancak kamera kayıtları çok uzun süre incelendi. Savcı bizi doğrudan serbest bıraktı.
Biz de bunun üzerine karşı dava açtık.
Sonrasında, kanunen hakkımız olduğunu düşündüğümüz şekilde Raziye Hanım'ın gelmesi gerekti ve kadın asistanla birlikte muayene gerçekleştirildi. Ancak yine Beyaz Kod verilerek tehdit ve hakaret iddiasında bulunuldu.
Fakat hastanenin kamera kayıtları olayın en başından sonuna kadar vardı. Görüntüler incelendiğinde bizim hakkımızdaki iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.”
Madde 15 - Bilgilendirmenin Kapsamı
"Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,
hususlarında bilgi verilir."
Madde 21 - Mahremiyete Saygı Gösterilmesi
"Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.
Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;
a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,
b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,
c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,
d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını,
e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesini,
f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını,
kapsar.
Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez.
Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır."
Madde 22/1 - Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama
"Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz."
Madde 24/1 - Hastanın Rızası ve İzin
"Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz."
Madde 25 - Tedaviyi Reddetme ve Durdurma
"Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.
Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz."
TIPTA VE DİŞ HEKİMLİĞİNDE UZMANLIK EĞİTİMİ YÖNETMELİĞİ
Madde 11/4
"Uzmanlık öğrencileri, uzmanlık eğitimi uygulamasından sayılmayan işlerde görevlendirilemez."
Madde 11/7
"Uzmanlık öğrencisi, programda bulunan bütün eğiticilerin gözetim ve denetiminde araştırma ve eğitim çalışmalarında ve sağlık hizmeti sunumunda görev alır, deontolojik ve etik kurallara uyar."
YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI İŞLETME YÖNETMELİĞİ
Madde 8/1
"Yataklı tedavi kurumlarında mevcut her klinisyen uzmanın poliklinik hizmeti vermesine yönelik düzenleme yapılarak hastaların hekim seçmesine imkan sağlanır."
SAĞLIK HİZMETİ SUNUMUNDA POLİKLİNİK HİZMETLERİNİN HASTALARIN HEKİMİNİ SEÇMESİNE VE DEĞİŞTİRMESİNE İMKÂN VERECEK ŞEKİLDE DÜZENLENMESİ HAKKINDA YÖNERGE
Madde 1
"Bu Yönergenin amacı; hastaların sağlık hizmeti alacağı veya almakta olduğu hekimi serbestçe seçmesine, değiştirmesine, sağlık kurumlarındaki hekimlerin buna uygun poliklinik hizmeti vermesine yönelik tedbirlerin alınmasına ve bu amaçla gerekli hizmet, fizik ve personel altyapısının oluşturulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir."