Sedat Peker’in bahsetmiş olduğu Borsa Gündem’in sahibi Orhan Pala’nın, hakkımda yapmış olduğu yalan haberlerle ilgili kazandığım davayı paylaşıyorum. Orhan Pala yalan haberlerle hayatımı kararttı ve karartmaya devam ediyor.
@sedat_peker@delicavus_nth
ZAG ÇETESİ BİRBİRİNE GİRDİ
Altınhisseler ve Gümüşhisseler yapılanmasının arkasındaki Mert Bey, eşi Dila Hanım ve Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış sosyal medya ekibi…
Erzurumlu yumurtacı Savaş E., Bursalı eski bankacı Berat, Maraşlı fırıncı ve diğerleri…
#ALGYO sürecinde Zeynel tarafından hisse aldırılıp sosyal medyada pazarlama yaptırıldığı iddiasıyla ciddi şekilde mağdur olduklarını anlatıyorlar. #DERHL #EMKEL #QUAGR de yaşananlardan sonra şimdi de ALGYO dosyası patlıyor.
32 ayrı sosyal medya hesabıyla yürütülen bu organize yapı meselesini ayrıca açacağım. Türkiye’nin en büyük sosyal medya borsa yapılanmalarından biriyle karşı karşıyayız.
Detayları bu akşam yayında tek tek anlatacağım.
Takipte kalın.
Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷
Narin Güran dosyasındaki DARBAZ bilirkişi raporunda imzası bulunan aynı bilirkişinin, Gülistan Doku soruşturmasında da bilirkişi olarak görev yaptığı ortaya çıktı. Ülkede başka bilirkişi kalmamış gibi, yine aynı isim karşımıza çıkıyor
Durum gerçekten böyleyse bıçaklayan adam hakkında kasten öldürme suçundan dava açılır. Zira soruşturma makamı meşru savunmayı değerlendiremez. Mahkeme tarafından meşru savunma hali değerlendirilir. Kanaatimizce meşru savunma vardır. Ancak şahıs, yaralı olarak polise teslim edilmiş ve polis
bekleterek kan kaybından ölümüne neden olmuşsa burada artık meşru savunma olmayacağı için kolluk ihmal suretiyle ölüme neden olma suçundan ceza alır.
DARBAZ denilen safsatayla gerçekten geçmişe dönük konum tespiti yapılabilseydi CIA buna milyonlar öderdi. Ama bunu savunan adam Kırşehir’de yaşıyor arkadaşlar. Gerisini siz düşünün.
Kız mezardan çıkıp “beni falan öldürdü” diye ifade verse, bunlar herhalde yine anneyi, abiyi, amcayı mahkum etmeye devam edecek. Rezaletin de ötesinde bir şey bu. Dosyada maktulle son temas eden ve cesedi gömdüğünü ikrar eden belli. Ama cinayetten hüküm giyenler bambaşka insanlar. Daha da skandalı ise, cesedi gömen sanık bile anneyi ve abiyi suçlamıyor, sadece “cesedi amca verdi” diyor. Buna rağmen anne ve abi de hüküm yiyor
sıcak bir ağustos akşamı jandarma telsizlerine düşen küçük bir kızın kayıp vakası, tüm gündemi esir alır.
gündüz kuşağı polisiyesinde dinledikleriyle galeyana gelen öfkeli kalabalıklar, tavşantepe köyünde cadı avına çıkar.
140journos'tan "şeytantepe"
https://t.co/6kqX5QmEaE
Marka Yatırım Holding A.Ş.’nin bugün gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısı’nda Divan Başkanlığı görevini yerine getirdim. Toplantı neticesinde oluşan yeni yönetimin ve alınan kararların şirket ile yatırımcılar açısından hayırlı olmasını dilerim.
@KenanUlusoy12 Kararı veren SPK değil, Borsa İstanbul. Mahkeme kararına itiraz edilmiş olması da verilmiş iflas kararını ortadan kaldırmaz. Kaldırılana kadar geçerli olan mevcut karar budur. Borsa İstanbul da ihtimale göre değil, mevcut hukuki duruma göre işlem yaptı.
Hakkında iflas kararı verilmiş bir şirketin (#YGYO) paylarının borsada tutulması zaten mümkün değildi. Bugünkü kottan çıkarılma kararı bunun kaçınılmaz sonucudur. Bundan sonra mesele hisse fiyatı değil, iflas masası, alacaklılar ve şirket malvarlığının gerçek tasfiye değeridir. Pay sahiplerine ise ancak tüm borçlar ödendikten sonra artan bir değer kalırsa sıra gelir.
@erdl1971 Üstat selamlar. İstinaf yolu açık olması iflas kararı hiç verilmemiş sayılır demek değil. Şu an geçerli olan mevcut karar iflas kararıdır. Borsa da bugünkü hukuki duruma göre hareket eder. Yarın istinaf bozarsa o gün yeniden bakılır
Noter, çoğu durumda sadece beyanı tasdik eden bir makamdan ibaret. Ben ise e-imza veya mobil imza ile beyanımı zaten güvenli, doğrulanabilir ve hukuken izlenebilir şekilde yapabiliyorum. O halde, aynı işlem için neden bir de notere para ödemek zorundayım?
Noterlik sistemi ayrıca online sisteme dönüşmeli. Dünyada birçok ülkede artık noterler online olarak, kimlik doğrulama yapıyor, online ödeme yapılıyor, tüm belgeleri QR kod oluşturup ayrıca apostil hale getiriyor. Bizdeki sistem hala 40lı yıllardan kalma.
@noterler
Parlementoda hukuk fakültesi mezunu yoğunluğu artık sıradan temsil değil, jüristokratik bir eğilimin göstergesi haline geliyor.
TBMM’de 120’den fazla avukat milletvekili var. Bu artık temsil çeşitliliği değil, zümre yoğunlaşmasıdır. Meclis milletin kürsüsü olmaktan çıkıp, giderek aynı mesleğin refleksleriyle düşünen dar bir alana dönüşüyor. 28. Dönem meslek dağılımı tablosunda avukat sayısı 122 olarak yer alıyor, hukuk fakültesi mezunu ise 134 kişi.
Sonra neden her soruna aynı reçete yazılıyor diye şaşırıyoruz. Daha fazla prosedür, daha fazla dava, daha fazla aracılık, daha fazla zorunlu temsil. Çünkü halkın hayatını kolaylaştıracak sade çözümler yerine, sistemi hukuk piyasasının mantığıyla kuran bir zihniyet ağırlık kazanıyor.
Meclis halkın tüm kesiminin ortak aklını yansıtması gereken yerdir. Bir meslek grubunun bu ölçüde yığılması, milli iradeyi temsil değil, mesleki bakışın siyasete tahakkümüdür.
Parlamento, avukatlar loncası değildir. Millet adına kanun yapmak başka şeydir, her alanı mesleki nüfuzla kuşatmak başka şey.
Tapuda avukat zorunluluğu, vatandaşın kendi malı üzerinde tasarruf hakkını zorunlu hizmet satın alma şartına bağlamaktır.
Bu düzenleme mülkiyet hakkına (Anayasa m.35), sözleşme özgürlüğüne (m.48) ve eşitlik ilkesine (m.10) açık müdahaledir.
Temel haklar, kimseye zorunlu müşteri yaratmak için sınırlandırılamaz. Devletin görevi mülkiyet hakkını kolaylaştırmaktır, onu ücrete ve aracıya bağlamak değil.
İlle de zorunlu olacaksa, avukatla temsil istemeyen vatandaşa ücretsiz kamu avukatı sağlarsın.
Halka açık bir şirkette huzur hakkı skandalı.
Kuyaş Yatırım A.Ş. (#KUYAS)’nin 18 Şubat 2026 tarihli Genel Kurul tutanağına göre yönetim kurulu 9 kişiye çıkarılmış ve şu aylık huzur hakları belirlenmiş:
Başkan: 500.000 TL / ay
Başkan Vekili: 450.000 TL / ay
Üyeler: 250.000 TL / ay
Basit bir hesap yapalım.
1 Başkan
1 Başkan Vekili
7 Üye
Toplam aylık huzur hakkı: 2.700.000 TL
Yıllık: 32.400.000 TL
Vergiler ve yan maliyetlerle birlikte yönetim kurulunun şirkete yıllık faturası yaklaşık 40 milyon TL.
Tekrar edelim
Halka açık bir şirkette yönetim kuruluna yılda yaklaşık 40 milyon TL huzur hakkı.
Şimdi soralım
Bu şirket yatırım mı yapıyor
yoksa yönetim kurulunu mu finanse ediyor?
Birçok halka açık şirkette yönetim kurulları 5-7 kişiden oluşurken, burada sayı 9’a çıkarılıyor ve ardından milyonlarca liralık huzur hakkı bağlanıyor.
Pay sahiplerinin parasının bu şekilde kullanılması en hafif tabiriyle kurumsal yönetim açısından ibretlik bir tablo.