Görüntüler Kırklareli’nden…
Bir toplumun çöküşü büyük felaketlerle başlamaz. Şiddet önce en savunmasız olana yönelir; hayvana uygulanan şiddet zamanla ağaca, doğaya ve insana yönelir.
Hayvanlara eziyet eden, doğayı tahrip eden ve canlıların yaşam hakkını hiçe sayan bireyler bir günde ortaya çıkmaz. Bu noktada aileye, eğitim sistemine ve topluma önemli sorumluluklar düşmektedir.
Bütün canlılara ve doğaya saygıyı, merhameti ve yaşam hakkının kutsallığını çocuklarımıza öğretmek hepimizin görevidir. Çünkü şiddetin olmadığı bir toplum; sevgi, vicdan ve saygıyla inşa edilir.
Hayvana ve doğaya karşı yapılan şiddete sessiz kalmak, şiddetin büyümesine göz yummaktır.
Entre el polvo, el silencio y la desesperación, una pequeña vida se aferraba a la esperanza.
Mientras los rescatistas buscaban sobrevivientes entre los escombros de un edificio colapsado en Venezuela, encontraron a un perrito atrapado. No ladraba, no lloraba, no tenía fuerzas para pedir ayuda. Pero cuando le acercaron agua, sus ojos brillaron de una manera imposible de olvidar, como si entendiera que alguien por fin había llegado por él.
Fue rescatado con vida y hoy se ha convertido en un símbolo de algo que nunca debemos olvidar: en medio de las tragedias más dolorosas, cada vida cuenta. Porque el sufrimiento no distingue especies, y la compasión sigue siendo una de las formas más hermosas de humanidad.
Sağlam bir alıntı okudum az önce: “İnsanlar size iki durumda kötülük yaparlar. Bir, size zarar verebileceklerine inandıkları zaman. İki, sizin bu zarar karşısında onlara çok az şey yapabileceğinize inandıkları zaman.” Müthiş bir ifade. Bazen insanların size yönelik tek kötülük motivasyonu, sizi yanlış bir şekilde basit ve kolay biri sanmaları ve zamanı geldiğinde her şeyin faturasını çıkarıp ödetemeyecek olduğunuzu düşünmeleridir, yani sizi ve onlara kalıcı ve köklü bir karşılık yaratma kapasitenizi yanlış hesaplama hatasına sürüklenmeleridir. Oysa hiçbir haksızlık bedelsiz değildir. Hiçbir saygısızlık unutulmaz. Kapalı kapılar ardında anlaşarak yapılanların hiçbiri sonsuza dek gizli kalmaz. İnsanların başkalarına karşı bu denli üstünlükçü, cüretkar ve kibirli davranmaları; genellikle sağlam bir iradeyle karşılaşıp öz yıkıma sürüklenmeleriyle son bulur.
Zürafaların yeri Gaziantep değil, Sahra Altı Afrika’dır.
“İnsanlar görsün diye” diyorsunuz.
Doğa, vitrin değildir.
Yaban hayatını merak ediyorsanız, bulunduğunuz coğrafyadan başlayın.
Bu topraklarda sırtlan da var, vaşak da, akbaba da…
Hayvanları ayağınıza çağırmak yerine, siz doğaya yaklaşın.
Hayvan hapishanelerini değil, doğayı savunun.
Bir Afrika atasözü, “Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar” der.
Çocukken ailesi tarafından duygusal olarak sevilip kollanmamış kişilerin de bir şekilde evi yaktığına 15 yıllık meslek hayatımda çokça şahit oldum.
Bunu dediğim için o kadar çok linç yedim ki! Hayvan düşmanlığı hatta türcü olup sadece kuşlar yaşasın istediğimi söyleyen bile oldu. Özellikle yırtıcı hayvanlara karşı bu hareketten kaçınmalıyız; domuz, tilki, kurt, çakal, ayı vs
Anneler, babalar bu gönderiyi sonuna kadar okuyun.
Çocuğunuzun bilgisayarda nerelere girdiğini, neler yaptığını, açtığı programları nasıl takip edebilirsiniz? ++
Her şey hayvana yönelik şiddetle başladı.
“C31K” adıyla bilinen grup, canice katledilen hayvanların görüntülerini paylaşarak şiddeti adeta normalleştirdi, yaydı.
Hayvan düşmanı hesaplar açıkça silahlanma çağrıları yaptı; hayvanları ve onları koruyan insanları hedef gösterdi, hatta zehir tarifleri paylaştı.
Bizler; veterinerler, akademisyenler, hukukçular ve psikologlarla birlikte defalarca uyardık:
Hayvana şiddet, insana yönelecek şiddetin ilk işaret fişeğidir.
Bu uluslararası istatistiklerle de sabittir.
Hayvana şiddet uygulayan bireyleri ağır cezalarla toplumdan tecrit etmedikçe sağlıklı ve huzurlu bir toplum yaratamazsınız.
Yaşadığımız bu çok acı tecrübeden ders almaz, şiddet sarmalının daha ilk basamağı olan, hayvana şiddet uygulayan bireylere ağır cezalar uygulamazsak, bugün yaşadığımız bu korkunç tablonun benzerlerini tekrar tekrar yaşamak zorunda kalırız.
Buradan yetkililere sesleniyorum. Lütfen derhal yeni düzenlemelerle hayvanlara yönelik şiddet ve cinsel saldırı suçlarına karşı ağır yaptırımlar uygulayacak yasal düzenlemeleri biran önce hazırlayın.
#ŞiddeteHayır #7527İptalEdilsin
CK31 grubu kedi katlediyorken tüm Hayvanseverler haykırdı, bugün kedileri katledenler yarın çocukları katledecek diye, evet şimdi öyle oldu, şiddete tepki verin, çocuğa, kadına, erkeğe, hayvana kime olursa olsun, şiddete tepki vermek gerekiyor…
Biri katilin psikolojik sorunları olduğunu yazmış. Kusura bakılmasın ama artık ruh sağlığı üzerinden kurulan mazeret dili beni tatmin etmiyor. O şunu yapıyor ama travmaları var, şu çevresine zarar veriyor ama ilaç kullanıyor, bu şöyle yapıyor ama ailesi onu hiç sevmemiş.
Tam bir bahane dükkanı. Bu “psikolojisi bozuk” tiplerin hiçbiri niye bir mafyaya, bir suç çetesine zarar vermeye kalkmıyor? Kendilerinden daha karanlık ailelerin çocuklarına zorbalık yapmaya kalkamıyor? Neden dertleri eli yüzü düzgün, temiz, eğitimli, yasalar içinde yaşayan vatandaşlar oluyor?
Kötü insanlar “kurban seçerler.” Yalan söylerler, iftira atarlar, şiddet tehdidinde bulunurlar, ama bunu sadece seçilmiş kişilere yaparlar. Kurban seçebiliyorlarsa, demek ki iyi ve kötü arasında seçim iradeleri vardır. Dolayısıyla eylemlerinden en ağır şekilde sorumlu tutulmalılar.
Toplumsal sistemlerimiz bu tip hastalıklı insanlara yönelik aşırı hümanist ve töleranslı dili bırakıp; bu kişilerin ilk mikro zorbalık girişimlerinde onların toplumsal fırsatlara ulaşmasının önünü yasal ve sosyal olarak kökten kesmezse, kötülüklerinin şiddet ve çeşitlerini arttırdıkları haberlerini çok alırız.
Bu köpeği hepiniz hatırlarsınız.
Bacakları kesilmişti yıl 2018. Parti başkanlarından cumhurbaşkanına herkes hayvana şiddeti lanetlemişti.
Şimdi bir sürü ilde katliam yapılıyor.
Neden buna izin veriyorsunuz?
Ne değişti?
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil.
Bugün elinde kalem değil bıçak olan bir öğrenci bir meslektaşımızı aramızdan ayırdı! Bir sınıf ışıksız, onlarca öğrenci öğretmensiz, öğretmenler mesai arkadaşsız, bir çocuk annesiz, bir koca eşsiz, bir camia öksüz, bir meslek yalnız kaldı… Sadece bir öğretmen ölmedi; toplumun vicdanı, bir neslin geleceği yara aldı. Daha kaç can vereceğiz?
Yeniden hoş geldin Yaren
Günlerdir Adem Amca ile birlikte “Acaba görür müyüz?” diye güneye uzun uzun bakarken meğer o da bize çatıdan bakıyormuş; biz tanıyamamışız. İlk iki gün çatıda ve bahçede uzak ve çekingen durunca geleni eşi sandık. Hava şartları nedeniyle göle de açılamamıştık. Dün Adem Amca’nın kapısının önünde beklemeye başlayınca içimize bir şüphe düştü. Bu sabah buz gibi havaya rağmen şansımızı yeniden denedik…
Ve anladık ki gelen Yaren’miş! 🤍
Merak edenlere, soranlara, bir kuşla baharı bekleyenlere müjdeler olsun.
Buluşma 15. yılda da gerçekleşti.
İzmir’de görev yapan bir belediye otobüsü şoförü, yağmurun altında sığınacak bir yer arayan köpeği fark edince kayıtsız kalamadı.
Otobüsü usulca durdurdu, kapıyı açtı ve ıslak misafiri içeri davet etti.
Bir koltuk yanına sessizce kıvrılan küçük yolcu, camdan süzülen yağmur damlalarını izlerken ortaya insanın içini ısıtan bir manzara çıktı. Dışarıda gri ve soğuk bir dünya vardı; içeride ise merhametin sıcaklığı…
Şimdi söyleyin; böylesi bir kareyi kim görmezden gelebilir? 💕💙💛🙏👏👏
#fblifestyle
#PaletimdeRenkler
#ALINTIVEŞİİRSEL
Bursa Mustafakemalpaşa Keltaş Mahallesi’nde bulunan bu direkte geçen yaza kadar leylek yuvası varmış. Muhtar diyor ki kışın bakım yapmaya geldi @uedascomtr yuvayı yıktı yerine yenisini koymadı. Buradan elektrik şirketine seslenmiş olalım. Tez zamanda leylekler daha gelmeden umarım yetiştirirler