@baharfeyzan Apple macbook ile Antikapitalist manifestoyu yazdıktan sonra şarjı %20'nin altına düştüğü için mecliste panik atak geçirip bayılmış diye duydum
-Ahmet Şık’ın eşi Yonca Verdioğlu, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliğinde uzun yıllardır görev yapıyor. Vakfın kendi kayıtlarına göre Mart 2008’de “proje koordinatörü” olarak göreve başlayan Verdioğlu, 2024 tarihli bir yayında “Türkiye Temsilciliği Program Koordinatörü” olarak tanımlanıyor.
- Heinrich Böll Stiftung’un proje koordinatörleri için yayımladığı görev tanımlarında; Türkiye’deki ve bölgedeki siyasi ve toplumsal gelişmelerin takip edilmesi, Alman vakfı için rapor ve analiz hazırlanması, programların geliştirilip uygulanması ve ulusal/uluslararası kurum ve partnerlerle ilişkilerin yürütülmesi açıkça yer alıyor.
- Heinrich Böll Stiftung Derneği Temsilciliği, aslında Alman Yeşiller Partisi’ne yakın Heinrich Böll Stiftung’un Türkiye yapılanması. Bazı yayınlarda vakfın Almanya’nın siyasi ve toplumsal etki araçlarından biri olduğu, bazı haber ve yorumlarda ise Alman istihbarat servisi BND ile bağlantılı faaliyet yürüttüğü ileri sürülüyor.
- Vakfın kendi yayın ve faaliyetleri incelendiğinde; Kürt meselesi, azınlık haklar��, toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ konuları, Gezi Parkı eylemleri, çevre ve ekoloji hareketleri, enerji politikaları, medya ve siyasal katılım gibi Türkiye’de siyasi ve toplumsal etki oluşturma çabasının parçası olarak değerlendiriliyor.
- Vakfın seçim güvenliği, “etki ajanlığı” düzenlemeleri, medya, dış politika ve sivil toplum mevzuatı gibi doğrudan siyasal tartışmalarla bağlantılı alanlarda da toplantı ve yayınlar gerçekleştirdiği açık kaynak kayıtlarında görülüyor. Vakıf belirli kuruluşlara finans desteği sağlayarak kendi ajandası doğrultusunda etki üretmeyi amaçlıyor.
- Bu arka planda Yonca Verdioğlu’nun faaliyetlerinin; görev aldığı programların, proje ortaklıklarının, fon ilişkilerinin ve hazırlanan yayın/analizlerin açık kaynaklar üzerinden yakından incelenmesi önem taşıyor. @istanbulCBS
@zafersahin06 Devletin lojmanında ve hâkimevinde kalan birine bu iftiraları atanlar, fon soruşturmasının asıl muhataplarını gizlemeye çalışıyorlar. Ben vatandaş olarak böyle anlıyorum bu durumu.
Bizim kırmızı çizgimiz aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir: Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız.
Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz.
Aramızdaki fark işte budur.