OKX CEO’sunun Binance ile ilgili paylaşımını ve $USDe için sunulan APY oranlarını görünce aklıma doğrudan #LUNA krizi geldi.
Piyasada biraz eskiyseniz hatırlarsınız. LUNA’ya bağlı algoritmik bir stablecoin vardı: UST (TerraUSD). Daha doğru ifadeyle, teminatı klasik anlamda bir rezerv değil; LUNA’nın piyasa değeri ve arbitraj mekanizmasıydı.
Batmadan hemen önce UST, piyasanın oldukça üzerinde APY oranları sunuyordu. Özellikle Anchor protokolü üzerinden sağlanan bu getiriler, pasif gelir arayanlar için son derece cazipti. Bybit gibi büyük borsalar üzerinden de bu getirilere kolayca erişilebiliyordu ve bu durum sisteme giren likiditenin çok hızlı artmasına neden oldu.
Açıkçası o dönemde bu tablo bana hiç akıl kârı gelmemişti. Piyasada bunu ballandıra ballandıra anlatan birçok içerik üreticisi olmasına rağmen uzak durdum. İyi ki de bulaşmamışım; çünkü çöküş çok hızlı geldi.
UST’de teminat, klasik anlamda bir rezerv değildi; yukarıda da bahsettiğim gibi LUNA’nın piyasa değerine dayanıyordu. Sistem, UST’nin 1 dolarlık peg’ini koruyabilmek için LUNA basım/yakım mekanizması üzerine kuruluydu. Ancak büyük miktarda UST piyasada satılmaya veya protokolden çekilmeye başlayınca peg bozuldu.
Bu noktadan sonra arbitraj mekanizması tersine çalıştı: Daha fazla LUNA basıldı, LUNA fiyatı düştükçe sistemin UST’yi destekleme kapasitesi iyice zayıfladı.
Sonrası zaten herkesin bildiği o meşhur “death spiral”. Peg tamamen koptu, LUNA arzı kontrolden çıktı ve sistem fiilen çöktü.
Bu yaşananlar bana şunu net şekilde öğretti:
Bir stablecoin yüksek APY sunuyorsa, önce bu getirinin nereden ve nasıl üretildiğine bakmak gerekir. Teminat yapısı, sürdürülebilirlik ve stres anlarında sistemin nasıl davrandığı en az getiri kadar önemli.
Öyle paylaşmak istedim.
Tarihte görülmemiş şeyler yaşıyoruz.
Powell, FED’in para politikasında siyasi baskı altında kalmayı reddettiğini ve kurumsal bağımsızlığını açık biçimde savunduğunu söylüyor. Meselenin özünün bir bina yenilemesi ya da cezai soruşturmalar olmadığını; asıl tartışmanın para politikasına kimin yön vereceği olduğunu ifade ediyor.
Yani faiz kararlarının siyasi taleplerle mi yoksa ekonomik verilerle mi belirleneceği meselesi olduğunu vurguluyor.
-Hatırlarsanız biz de böyle bir süreçten geçtik, sonrasında da ekonomimiz bozuldu, biliyorsunuz-
Eğer Cathie Wood haklı çıkarsa bir boğa koşusu başlayabilir.
Çünkü Cathie Wood, Trump’ın 2026’da Stratejik Rezerv için Bitcoin satın alacağını söylüyor.
Bunu yapmak için Trump’ın her türlü nedeni var, diyor.
Bu sonuçta bir beklenti ama yine de bullish ^^
Her dönemin bir NFT çöpü var.
CryptoPunks’lar, Bored Ape’ler, CloneX’ler; hatta adını hatırlayamadığım kaya ve Transformers tarzı #NFT projeleri… Hepsi hype’la yürüdü. Hype bitince ise çöküş kaçınılmaz oldu.
Neden biliyor musunuz?
Ticket ve benzeri utility’leri dışarıda bırakacak olursak, NFT’lerin gerçek ve sürdürülebilir bir kullanım alanı yok. Bu da sahip oldukları tek şeyi, yani topluluklarını kaybetmelerine neden oluyor.
Topluluk yoksa holder yok. Holder yoksa fiyatı tutacak kimse de yok.
Tabii, gösteriş uğruna NFT alıyorsanız orası başka.
Adamın biri, kendi topluluğundan korktuğu için apar topar evinden taşınıp sadece İngilizce tweetler atmaya başlamış.
Yazık… Allah kimseyi bu hallere düşürmesin 😁
Binance Alpha’da yer alan $TTD, gördüğüm en iddialı AI Agent!
Aslına bakarsanız birçok AI ajanı bir kripto para hakkında size sinyal üretebilir, analizler yapabilir; fakat iş işlem yapmaya gelince orada tıkanır ve sizden manuel onay ister. Ama @tradetideAI_’da işler öyle yürümüyor. Çünkü #Tradetide execution-first yaklaşımını benimsemiş durumda.
Basitçe anlatmak gerekirse:
Birçok AI bot/ajan “ne yapılmalı?” derken, Tradetide “işlemi ben yaparım” demeye çalışıyor 🔥
Bilmiyorum, bana havalı geldi.
Şu an aktif olan tarafı; token ya da kontrat adresi girildiğinde canlı teknik analiz üretmesi ve stratejileri geçmiş veriler üzerinde test edebilen bir backtesting altyapısına sahip olması. Yani sadece fikir değil, “bu strateji gerçekten çalışıyor mu?” sorusuna veriyle cevap verme çabası var.
Yol haritası da son derece iddialı. Kullanıcının getiri hedefi ve risk toleransına göre portföy yöneten agent’lar, strateji pazaryeri ve uzun vadede otonom çalışan bir alpha agent ağı hedefleniyor.
Rakamlar tarafında da tamamen boş bir hikâye yok: 150 binin üzerinde topluluk, on binlerce on-chain kullanıcı ve aylardır aktif bir testnet süreci var.
Özetle, benim çevremde bu AI ajanlarını kullanan birçok kişi var ve bunlar öyle hiç de boş adamlar değil. Hâliyle ilginizi çekiyorsa, en azından takip etmekte fayda var diye düşünüyorum.
BoJ’un faiz artırımına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Haliyle bunun çoktan fiyatlanmış olması gerek.
Neden bu kadar önemli olduğunu anlamayanlar için kısaca açıklayayım: Japonya’da faizler çok düşük olduğu için yatırımcılar Japonya’dan borçlanıp kısa vadeli farklı varlıklara yatırım yapıyor; buna carry trade de dahil. Faizler arttığında ise piyasaya giden likiditenin azalacağı tahmin ediliyor.
Bu da:
➥ Daha az kaldıraçlı işlem
➥ Daha kısa vadeli pozisyonlar
➥ Volatiliteye daha duyarlı bir yapı
demek.
Ancak şunu da net söylemek lazım: Bu faiz artışı piyasayı bitirmeye yetmez.
ChainGPT’de katılmaya değer bir Buzzdrop etkinliği başladı.
Toplam ödül 100K $CGPT.
Daha önce de bahsetmiştim; 8 saatte 1 özgün tweet atmanız gerekiyor. Tweetlerde bazı kurallara dikkat ederseniz maksimum puan almanız mümkün.
Örneğin tweet içinde mutlaka $CGPT, #ChainGPTAIHub ve @Chain_GPT etiketlerini kullanmanız gerekiyor. Ayrıca buzz kampanya linkini de eklemelisiniz:
https://t.co/JBjPBnaIbE
Tweetlere görsel eklemek ekstra puan kazandırıyor.
Tüm bunlara dikkat ederseniz maksimum puanı alırsınız. Tweetlerinizi garantiye almak için de “Submit X Post Manually” bölümünden paylaşımlarınızı sisteme manuel olarak girmenizi öneririm.
Not: Eğer infofi için güçlü bir profiliniz yoksa zirveye oynamanız zor ama güzel bir harçlık verebilir.
Bu ne biçim yıl lan?
Uptober dedik, Noel Baba rallisi dedik, Trump effect dedik… hepsi elimizde patladı.
Aycılara da gün doğdu!
Defalarca söylemişler 😂
Ama şöyle bir gerçek var: Onlar “ayı piyasası” diye vızıldarken biz seçim dönemi ve takip eden aylarda gayet güzel paralar kazandık. Üstelik bunun bir kısmını da (şahsen yarısını) realize ettik.
Şimdi soruyorum:
Hiç işlem yapmayan siz mi, yoksa kazancının bir kısmını cebe koyan biz mi kardayız?
Bu gördüğünüz, benim ilk yüklü spot yatırımım olan #Raydium, nam-ı diğer $RAY. İlk alımımı da boğa piyasasının gazıyla $10.5 civarlarından yapmıştım.
O zamanlar temel analiz falan hak getire…
Yalnızca destek, direnç ve trend baktığımız dönemler. Neyse, lafı çok uzatmayacağım.
Piyasa çok sert bir ayı sezonuna girdi ve ben zarar kesecek fırsatı bile bulamadım. Tüm varlığımın (belki de) %60’ı sadece Raydium’daydı. Çünkü o dönem DeFi’ler adeta altın çağını yaşıyordu.
Dolayısıyla toparlayacağına olan inancım da yüksekti.
Sonuçta Raydium, Solana ağının en büyük DeFi platformuydu ve oldukça da aktifti. Yield farming’in yanında, Solana ekosisteminin en hype projelerinin ön satışları da bu platformda yapılıyordu.
Bu ön satışlara katılmanın ise yalnızca iki yolu vardı: $RAY veya $FTT tutmak.
Bu yüzden $RAY fiyatı düştükçe ekleme yaparak ortalamamı dü��ürmeye ve elimdekileri stake’e atmaya karar verdim. Ortalamamı $3.60–3.70 bandına kadar çekmeyi başardım.
Ancak fiyat düşmeye devam ediyordu ve altcoin boğasına dair ortada en ufak bir umut bile yoktu. Bir gün $RAY'e baktığımda fiyatın $2.7 seviyelerine kadar gerilediğini gördüm.
Dediğim gibi, DeFi’ler o dönemde oldukça popülerdi ama $10.5’ten toplamaya başladığım $RAY'in $3’ın altına inmesi, benim için karamsarlığa açılan ilk adım oldu ve ekranı kapatma noktasına getirdi.
Çünkü inancım sarsılmıştı. Kendime şunu demiştim:
“Ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, ne kadar aktif kalırlarsa kalsınlar buradan geri dönemezler.”
Elimdekileri birkaç hafta stake’te tuttuktan sonra FTX’e gönderdim ve $12.9–$13 civarına satış emirleri girdim.
Tokenları unuttum… Aylar geçti.
Ve bir gün tatildeyken… Bilin bakalım ne oldu?
Evet, doğru. Telefonuma ardı ardına satış bildirimleri gelmeye başladı. Çünkü $RAY 13 dolar seviyelerine dayanmıştı.
Burada size bir mesaj vermeye çalışmıyorum.
Sadece sonu mutlu biten bir hikâyemi paylaşıyorum.
Umarım içeride kalan ve karamsarlığa kapılan herkes, bir gün aynı mutluluğu yaşar.