Arkadaşlar, bu parçalı forma. Bu bir klasik. Bu formada düşündüğünüz gibi değişiklikler olmaz.
Taraftar olarak fark etmediğiniz bu forma, sizlerin talepleri doğrultusunda aslında çok ciddi revizyonlar geçirdi.
En önemlisi, bildiğimiz sarı ve kırmızı tonlarına dönüldü. Sizin isteğiniz doğrultusunda beş yıldız yan yana yapıldı. Font konusundaki talepleriniz üzerine de font değişikliğine gidildi.
Uğurcan Çakır meselesi bizim için kapanmıştır. Bu haysiyetsiz, Trabzonspor sayesinde bir yerlere geldi. Trabzonspor camiası olarak etinden kemiğinden faydalandık. Hataları oldu, çok büyük hatalar yaptı ama çoğu zaman ses etmedik, arkasında durduk. Günün sonunda da ezeli rakibimiz Galatasaray’a 36 milyon Euro gibi bir paraya KAZIKLADIK. Açık konuşalım; o paraya satılacak bir futbolcu değildi. Bu transfer resmen rakibe atılmış büyük bir KAZIKTI. Dünya tarihinin en büyük kazıklarımdandı.
Ama mesele sadece futbol değil. Trabzonspor kaptanlığı yapan adamda önce aidiyet olur, karakter olur, ağırlık olur. Bu haysiyetsiz de bunların hiçbirini göremedik. Gamsızlığıyla, umursamazlığıyla kendi adını Trabzonspor tarihinde iyi bir yere değil, kara bir leke olarak yazdırdı.
Bu yüzden Galatasaray maçında yapılması gereken çok basit: “Yok saymak.”
Islık yok, küfür yok, pankart yok. Hiçbir şey yok. Çünkü bazı insanlar tepkiyle beslenir. Ona verilecek en ağır cevap hiç yokmuş gibi davranmaktır. Kendini önemli hissetmesin. Anlasın ki Trabzonspor taraftarı için artık hiçbir anlamı yok. Camiasız kalınca neyin ne olduğunu zamanla zaten anlayacaktır.
Maçta çıkacak bir gerilim en çok bize zarar verir. Biz işimize bakalım, takıma odaklanalım, 90 dakika boyunca Trabzonspor’u destekleyelim. Saha içinde kalalım, itidalli olalım.
Sahadan galip ayrıldığımızda (ki, AYRILACAĞIZ) zaten makarayı yapmak bize kalır.
önemle…