Atandığım şehrin ağaçlarla dolu, sokaklarında kedisinin, köpeğinin eksik olmadığı tatlı semtinde 1+1 şirin bir ev tutup istediğim yemekleri pişirdiğim, çayımı kahvemi içtiğim onca kederin, üzüntünün üstüne huzuru hissettiğim şu günler için sonsuz şükür..
Otobüsün arızalanıp yolda kalmıştır en az 2 saat geç gelecektir. O sırada neyse ki kulaklığım yanımdadır diyip elimi çantaya atarım ve o kırmızı ışık.. sad story:(
Keyif alabildiğim kadar almak, insan ilişkilerini abartmamak, güveni minimuma indirip alabildiğine seçici olmak, belirsizliklerden uzak durmak, yaşama çok da mana yüklememek, okuyabildiğim kadar kitap okumak ve tabiatın eşsiz güzelliğinde usul usul yaşlanmak; işte mutluluk.
Evimi şarkılar eşliğinde temizleyip yarın, sevdiğim biri için yemek hazırlığı yaptım. Şimdi hoş kokulu bir mum eşliğinde vazomdaki taze çiçeklere bakarak bi şeyler yazma vakti.. Terapi değil de ne..
Başkasından üstün olmak, çekici olmak, başarılı olmak, daha iyi evde oturup daha iyi arabaya binmek gibi endişelerim yok; yarıştığım herhangi biri yok, kendi ideallerim çerçevesinde oluşturduğum huzur tanımına erişmeye çalışıyorum ve başkaları için yaşamadığım için mutluyum.