Bizler 14 yaşında bir yetimin, yağmurda ayakkabıları ıslanmasın diye eline alıp sudan geçerken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği ve tek bir sorumlunun bile hesap vermediği bir ülkede yaşıyoruz.
Önünüze bir kedi çıkıyorsa şayet evinize alın, görmezden gelmeyin,vicdanınız olsun. Temizlik takıntınız varsa merak etmeyin süpürgeyle, silmeyle çözülür. Bir can kurtarın, insanlığınız kazansın. Çok zor bir sorumluluk değil, onların da sessiz kullar olduklarını unutmayın. #yağmur
3 gündür, kanı dışarı fışkırmış minik burnu ve agzı, kırık patisiyle kendini korumaya calıstıgındaki acıdan tepkisizleşmiş yüzü aklımdan çıkmıyor. Psikolojim bozuldu.
Dakikalarca işkence yapan yalnız seri katil değil sadist, katliamcı bir canavardır. Artık emsal karar bekliyoruz
toplumun bir kısmı olan bitenin farkında değil sanırım ve bu beni çok öfkelendiriyor. hayvan canı sizin için mühim değil diyelim, savunmasız bulduğu her canlıya eziyet edebilecek insanların varlığı da mı rahatsız etmiyor sizi? neden susuyorsunuz? aynı dünyaya mı bakıyoruz biz?
Bu ülkenin sokak hayvanları bir sabah ansızın çoğalmadı. Onları bu hale getiren yılların ihmaliydi. Yapılması gereken kısırlaştırmalar yapılmadı, üretim durdurulmadı, terk edenler gerçekten cezalandırılmadı, yeterli ve insanca bakımevleri kurulmadı. İnsanların yıllarca yapmadıklarının hesabı, bugün konuşamayan canlardan soruluyor.
Sonra korku büyütüldü. Doğruluğu araştırılmadan yayılan haberler, görüntüsü ve delili sorgulanmadan hayvanların üzerine yıkılan olaylar, insanların içine yavaş yavaş nefret ekti. Bir anne çocuğu için korkutuldu, bir baba öfkelendirildi, bir toplumun merhameti korkuyla sınandı.
Ama o köpek bunların hiçbirini bilmiyor.
O sadece dün başını okşayan insanın bugün neden kendisine taş attığını anlamıyor.
Dün önüne bir kap su koyan mahallesini neden bir daha göremediğini bilmiyor.
Bir aracın arkasına bindirilirken nereye götürüldüğünü bilmiyor.
Barınağın bir köşesinde titrerken neden terk edildiğini bilmiyor.
Belki hâlâ sahibini bekliyor.
Belki kapıdan her girene “Beni almaya mı geldin?” diye bakıyor.
Belki yavrusunu arıyor.
Belki yavrusu annesini…
Ve insanın canını en çok yakan da bu: Onlar bize hâlâ inanıyorlar.
Kendilerine kötülük yapan insanın elinden bile bir lokma ekmek bekliyorlar. Dövüldükleri halde kuyruğunu sallayan, kovulduğu yere ertesi gün yine dönen canlılardan bahsediyoruz.
Şimdi soruyorum: Bu hayvanların suçu neydi?
Barınakları onlar mı yapmadı?
Kısırlaştırmayı onlar mı ihmal etti?
Üretimi onlar mı kontrol etmedi?
Onları sokağa atan yine insanlar değil miydi?
Bir gün bütün bu gürültü bitecek. Haberler unutulacak, tartışmalar sona erecek, makamlar değişecek. Fakat geriye bir şey kalacak:
Vicdanımız.
Ve belki yıllar sonra bir çocuk, eski görüntülere bakıp bize soracak:
“Baba, anne… Bunlar sadece yaşamak istiyormuş. Siz neden onları korumadınız?”
İşte ben o sorudan korkuyorum.
Çünkü o gün “Bilmiyorduk” diyemeyeceğiz.
Biliyorduk. Gördük. Duyduk.
Ve yine de sustuk.
Onların dili yoktu belki… Ama korkuları vardı, anneleri vardı, yavruları vardı, canları vardı.
Ve hepsinden önemlisi, yaşamak istiyorlardı.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
siz iki damla suya muhtaç olan şu zavallıyı en çaresiz anında öldürecek kadar cani bir orospu çocuğusunuz hayatınız boyunca rahat nefes almayın inşallah
Bir kere “it” demiyoruz.
Bu bir.
İkincisi, kedi veya köpek doğurduğumuzu düşünmüyoruz.
Onları evladımız gibi seviyoruz.
Neden mi ? Çünkü, sevebiliyoruz.
Evet böyle bir kapasitemiz var.
Tavsiye ederim, deneyin, severseniz insan olursunuz.