insan, kendinin de vardığını görmek istiyor.
yolda olmak pek güzel, pek kıymetli ama yolu yalnız yürümekten midir, hep yarım kalmaktan mıdır bu his, bi türlü varmamış olmanın burukluğunu atamıyor insan yüreğinden.
isterdim ki, insanlarla kurduğumuz bağlar bir akşamüstü rüzgarı gibi hafif olsun. tereddütsüz, hesapsız ve berrak. birbirimize güvendiğimizde içimizde kırgınlıklar değil, yeşil bir bahçenin ferahlığı filizlensin ve geriye sadece güzel bir tebessüm kalsın.
ben mi
ben kacarim
uzulup kacarim
soguyup kacarim
agzimi acamam kacarim
düsüncelerimden kacarim
kendimden kacarim
bazen de sadece
kacmam gerektigini hisseder, kacarim
Annem bana “çiçekler sevilmek için başını uzatmazlar, açmamış gonca dahi olsa sevmek isteyen elini kendi uzatır boynunu bükme” demişti. Zaman bu sözü doğrulamakla geçti.
‘Beni bir kitapta okusa anlardı’
son zamanlarda okuduğum en derin cümle, hissettirdiği düşünceleri uzun uzun anlatmak isterdim fakat anlaşılmaz, zaten olayı bu; beni sadece bir kitapta okusa anlardı.
çok iyi hakikaten
ihsan oktay anar “onun yerinde olsaydım böyle yapmazdım" demek; "ben 2 sayısının yerinde olsaydım, 3 ile toplandığımda 5 etmezdim" demek gibidir” demiş dünden beri bu cümleyi düsünüyorum
bakıyorum da hayat beni biraz hırçınlaştırmış.
sesimi falan yükseltiyor kavgadan kaçmıyorum.
tavrım da daha sert.
rengim mi soluyor yoksa kabuğum mu sertleşiyor,
ayırt edemiyorum şu ara.