Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Şimdilik sadece duygumu paylaşayım, daha ayrıntılı değerlendirmeleri sonra yaparız…
Krala yaslanan düşer, yine öyle olacak. Bugünler elbet geçecek; herkes hak ettiği gibi anılacak.
Saray bu halktan bir destan daha yazmasını istiyor, merak etmesinler o destan yazılır!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün zulüm biter.
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Son yerel seçimde CHP’yi Türkiye’nin birinci partisi yapan Özgür Özel, Genel Merkezden polis tarafından çıkarıldı. 12 Eylül’deki Darbe döneminde bile olmayan görüntü, 2026’da Kılıçdaroğlu’nun talebiyle oldu. Türkiye tarihine “utanç” görüntüleri olarak geçecek görüntüler yaşandı.
This is the official end to democracy in Türkiye. The main opposition party, the founding party of the Turkish Republic, is taken over by the regime, and the new puppet “leader” is installed by Erdogan. If European leaders continue their dealings with Erdogan as if it is still business as usual, they will be partners in crime and will bear the burden of shame.
Özgür Özel: Biz saldırı altındayız, buradan çıkmayacağız!
Suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Suçumuz AK Parti'yi yenmek. Suçumuz, Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir parti içi yarışa girip son seçimlerin kaybından sonra iktidar değişikliğine direnenlere karşı ‘Değişim’ deyip, o değişim iradesiyle gençlerle, kadınlarla ve değişimi isteyen herkesle birlikte
https://t.co/gpVGWW4uQO
Çav bella’daki şu dize ne çok şey ifade ediyor:
“Elleri bağlanmış buldum yurdumu, her yanı işgal altında..”
Öyle büyük bir öfkeyle söylenmesi gerekiyor ki bu dizelerin…
Bugün alınan hukuksuz butlan kararı çok açık bir siyasal darbe girişimidir.
Adalet Bakanı’nın açıklamaları, kararın gerçek adresini de ortaya koymuştur. “Yargı kararı” söylemi bir hukuk görüntüsü yaratma çabasından ibarettir.
Butlan saldırısıyla yürütülen siyasal operasyon sürüyor ve sürecek. Çünkü iktidar, varlığını sürdürebilmek için ülkeyi gerilime sürüklemekten, yargıyı, bürokrasiyi ve devletin zor aygıtlarını kullanarak halkın iradesini teslim almaya çalışmaktan geri durmamaktadır.
Hedef alınan yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi değil; halkın değişim iradesi, demokrasi talebi ve CHP’nin iktidar yürüyüşüdür.
Bu nedenle bütün partililerimiz ve yurttaşlarımız şunu unutmamalıdır: Bu sürecin senaryosunu yazan da, siyasi fail de iktidardır. Öfkemizi yanlış adreslere akıtmayacağız. Tali tartışmalarla oyalanmayacağız. İktidarın saldırılarını meşrulaştıran hiçbir çizgiye geçit vermeyeceğiz.
Parti içi sorunlarımızı çözmek adına olsa bile iktidarı yardıma çağırmak, onun müdahalesini meşrulaştırmak ya da desteğini kabul etmek kabul edilemez bir teslimiyet anlayışıdır. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin hiçbir döneminde vesayetle hizaya sokulmadı; bugün de sokulamayacaktır.
Eski alışkanlıkları, düzen içi siyaset kültürünü ve boyun eğen anlayışları aşacağız. Tüm baskıları; örgütlü halk gücüyle, dayanışmayla, demokrasiye olan inancımızla ve politik kararlılıkla yeneceğiz.
Boyun eğmeyeceğiz.
Dağılmayacağız.
Kenetleneceğiz.
Ve güçlenerek iktidar yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
İşçiler direndi, işçiler kazandı!
Madenciler analarının ak sütü gibi helal olan tüm haklarını söküp aldı, bu ülkede insanca yaşayıp çalışmanın onurunu kurtardı. Birliğin, direnişin ve mücadelenin değerini bir kez daha kanıtladı. Tek tek her bir madenci arkadaşımı kutluyorum.
Bu direnişe sadece kalbini değil omzunu da veren tüm emekçi halkımız da teşekkürü hak ediyor. Elinde bir avuç lokumla, bisküviyle, tuzla, suyla, çiçekle, hiçbiri yoksa sıcacık bir sarılmayla Kurtuluş Parkı’na koşan, Ankara’da olmayıp yüreği burada atan yurttaşlarımız sınıf dayanışmasının en güzel örneklerinden birine imza attı.
Bağımsız Maden İş Sendikası’nı ve tüm yöneticilerini de tavizsiz mücadeleleri, kararlı dirençleri için tebrik ediyorum.
Bu zafer önce direnen madencinin, ardından desteğini onlardan esirgemeyen halkımızındır!
Şimdi, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gücünü 1 Mayıs’ta da meydanlara çıkarmak üzere çalışma vakti.
Yaşasın Türkiye işçi sınıfı!
“Nereden çıktı bu plastik çiçekler, neden plastik bu çiçekler? “
Sevgili Yıldız Kenter öyle güzel anlatmış ki nasıl zor oldu kentin sıkışmışlığına alışmak? Hele teneke kutularda yetişen sardunyalarla birlikte büyümüş bir nesil için.
Ruhu şad olsun. 🩵