Suça Sürüklenen Çocuklar Tek Suçlu İlan Ediliyor https://t.co/P8Rnk0DaGm Kapitalist sistem işçi sınıfının çocuklarına ve gençlerine yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik, umutsuzluk ve suça sürüklenme dışında bir şey vadetmiyor. İşçi sınıfı ve gençleri mücadele edip bu düzeni değiştirmediği sürece tüm bu sorunlar yaşanmaya devam edecek. İşçi sınıfı olarak örgütlenip bir araya geldiğimiz zaman tüm bu pisliklerin kaynağını kurutup çocuklarımızın kaderini değiştireceğiz.
Kendimiz ve Hepimiz İçin
(İşçi Dayanışması No: 219)
Cihangir Atölye Sahnesi tarafından sahnelenen 7 Dakika oyununda el değiştiren bir tekstil fabrikasında, yeni patronun işçilerin mola süresini 7 dakika kısaltmak istemesi konu edilir. İşçi temsilcileri bu küçük görünen hak gaspına karşı ne yapmaları gerektiğini tartışırlar, aralarında oylama yaparlar. Fabrikanın eski işçilerinden Blanche (Blanş) mola süresinin düşürülmesini sorgusuz sualsiz kabul etmeyi reddeder, oylamaya geçilmeden önce arkadaşlarını bu konuyu tartışmaya davet eder. Hararetli tartışmaların ardından kimi temsilciler Blanche’a hak verirken kimileri karşısında durur, evet oyu kullanır. Toplantının başında işini kaybetme korkusuyla “evet” demekten yana olan genç bir işçi temsilcisi sonunda fikrini değiştirir ve Blanche’a “senin için hayır diyeceğim” der. Blanche ise gencin söylediğine itiraz eder: “Benim için demeyeceksin, hayır demek için hayır diyeceksin.” Acaba Blanche bu cevabı verirken ne anlatmak istiyordu? Neden genç işçinin öncelikle kendisi için hayır oyu vermesini istemişti?
https://t.co/MXoPoz6QO5
İnatla İsteyelim; Ekmek de Gül de!
(İşçi Dayanışması Bülteni, No: 105)
https://t.co/lYSkHWSYPj
James Oppenheim bu slogandaki derin özlemden, kadın işçilerin mücadelesinden öyle etkilendi ki Ekmek ve Güller şiirini yazdı.
Yürürken biz, yürürken günün güzelliğinde,
Karanlık mutfaklara, gri fabrika kuytularına,
Dokunur apansız çıkan güneşin tüm parlaklığı,
Ve duyar insanlar bizim şarkımızı: Ekmek ve Güller! Ekmek ve Güller!
ABD’nin 250 Yılı: Devrim, Emperyalist “İmparatorluk” ve Yeni Tarihsel Eşik https://t.co/BPjATSAMWp Modern çağda hiçbir ülke, ABD kadar yoğun bir ideolojik anlatı ve mit üretiminin konusu olmadı: “Fırsatlar diyarı”, “özgürlükler ülkesi”, “demokrasinin beşiği”, “dünya barışının koruyucusu”… Amerikan egemen sınıfıyla birlikte, dünyanın dört bir yanındaki burjuva ideologları bu anlatıyı yeniden ve yeniden üretmek için büyük çaba harcadılar. Bu bombardımanın resmi tarih yazımıyla yahut burjuva akademik üretimle sınırlı kalmadığını da vurgulamak gerekir. Hollywood filmlerinden televizyon dizilerine, popüler müzikten reklamlara, dijital platformlardan bilgisayar oyunlarına uzanan devasa kültür endüstrisi, “Amerikan yaşam tarzı”nı evrensel bir ideal, ABD’yi ise özgürlüğün, demokrasinin ve barışın doğal temsilcisi olarak sunan küresel bir tahayyül inşa etti. Böylece ABD, ekonomik, siyasi ve askeri hegemonyasının yanı sıra ideolojik silahlarının ürettiği çeşitli imgelerle de dünyaya nüfuz etmiş oldu. Neticede yalnızca kendi egemen sınıfının çıkarlarını temsil eden bir burjuva devlet değil, aynı zamanda emperyalist-kapitalist dünya sisteminin baş aktörlerinden biri, hatta bekçisi haline geldi.
EMEKLİ
👇
#PerişanEttinizEmekliyi#Emekli yi yoksullaştırdınız.
Yalnızlaştırdınız.
Görmezden geldiniz.
Bir ömür alın teri döken insanları,
Yaşamın en ağır yüküyle baş başa bırakıp;
Perişan ettiniz !
Emekliyi bitirdiniz !
@RTErdogan@isikhanvedat