Her gün kumarda para batıran birilerinin videosu ya da intihar haberi düşüyor önümüze. Bu kadar yayıldı mı bu diyordum ki dün bulunduğum bir ortamda 1-3 milyon para batıran üç kişiden bahsettiler. Anlaşılan salgın bir hastalık gibi kol geziyor ve buna bulaşana dibi göstermeden bırakmıyor.
Bunun da tıpkı uyuşturucu gibi bir bağımlılık türü olduğunun üzerinde durmak, ciddiye almak ve etrafımızı ikaz etmek gerekir. Zira bu yalnızca ferdin dünyasına dokunmakla kalmayıp ailesini ve ahiretini mahveden, toplumda derin yaralar açan bir melanettir. Basına yansıyan haberler hangimizin içine oturmuyor ki? Allah cümlemizi muhafaza eylesin, bulaşanları halas eylesin. Amin.
“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”
(Zümer Sûresi, 53)
🔴 Diyanet, bugünkü hutbede ‘düğünler’ konusunda uyaracak:
- Eğlenceler mahremiyet gözetilerek yapılmalı.
- Erkekler ve kadınlar ayrı olmalı.
- Alkol olan düğüne katılmamalı.
- “Gelin hamamı”, “Bekarlığa veda partisi”, “Cinsiyet partisi” gibi özenti kutlamalardan yüz çevrilmeli.
- İsraf ve gösterişten uzak durulmalı.
- Eksik bir şey kalmasın anlayışıyla faize bulaşılmamalı.
İyi bizim de bayram harçlığımız kendi cinsimizden olsun. 25 tane Muhtelif 2 gönderiyorum.
Rt yapmanız yeterli. Bayramın son günü akşam açıklarız inşallah.
Son zamanlarda çarpık bir şekilde gelişen cami-çocuk münasebetlerinin biraz altını kaşımak istiyorum. "Çarpık" dedim, çünkü pek çok camide büyük sıkıntılar yaşanmaya başladı ve önümüzdeki süreçte daha hoş olmayan sonuçlar göreceğiz gibi görünüyor; cemaat namaz kılarken safların arasında top oynamalar, cemaatin ayaklarını gıdıklamalar, ayakkabılarını ortalığa saçmalar ve imamın sesini bastıracak düzeyde yüksek sesle bağırışmalar...
Geldiğimiz noktayı birkaç maddede izah etmek mümkündür:
I)Öncelikli olarak Almanya vb. yabancı ülkelerde bulunan ve misyoner papazların çocukları kiliseye çekmek için uyguladığı prensipleri çok büyük bir buluşmuş gibi gelip Türkiye'de anlatan hatta sırf bu söylem üzerinden il il gezip konferanslar veren imamlarımızı zemmeden bazı kişileri zikretmek gerekiyor. Halbuki ne Türkiye Almanya, ne camiler kilise ne de bizim çocuklarımızın camilere karşı ön yargısı olan bir pozisyondalardı. Bilakis bizim çocuklarımız her yaz tatilini camide geçirir ve camiyle ilişkileri fevkalade güzel olan bir ortama sahipler. Her çocuk camiye gitmek için can atar. Ama olsundu pirim yapan bir söylemdi sonuna kadar kullanarak olmayan bir algı oluşturdular.
II) Her yolu bulan ama caminin yolunu bulamayan bînamazların faturayı imamlara ya da camideki amcalara keserek kendini temize çıkarma çabaları. Çok açık konuşayım bu da çok çok nadir istisnalar üzerine kurulmuş başka bir algının zeminin oluşturdu maalesef. Bizim çocukluğumuz bu amcalarla geçti, yaramazdık, amcalar arasında da tahammülsüz olanlar herkes salavat okurken rekat aralarında bize dalanlar vardı ama bunu camiyle arasına perde olarak çeken bir tek tanıdığım yoktur. Namazda gülüşüyorduk, itişiyorduk vs. ama herkes namaz kılarken cami içinde başıboş bir biçimde hareket etmiyorduk; namaza iştirak ediyorduk, ben Fatiha suresini teravihte ezberledim. Bunlar top oynuyor ve böyle bir tavır yeni yeni oluşmaya başladı maalesef.
III) Bu algıların oluşturduğu taban üzerinden kitleye oynayan bazı popülist imamlar da bir başka amil. Sık sık camilere asılmış: "Bu camide çocukların dokunulmazlığı vardır!" Ya da "Arka saflarda gülüşen çocuk sesleri yoksa gelecek adına endişelenin!" cümlelerini görmeye başladık. Bu gibi aforizmaların arkasında kuyruğa girmek gibi de bir handikabımız var maalesef.
Netice halihazırda oluşmuş oluşmuş ve gelişmeye devam eden durum sürdürülebilir değildir. Çünkü mevzuu bahis arkada gülüşen çocuk sesleri değil; bağırışan hatta imamın sesini bastıracak boyutlara varan sınır tanımazlıktır. Gerçekten cemaatimiz çok sabırlı davranıyor, hiçbir şekilde çocuklara karşı en ufak bir müdahalede dahi bulunmuyor. Ancak bu sınır tanımazlık ibadeti ihlal noktasına evirildikçe sabırların sınırını zorlamaya başladığı da aşikardır.
Onun için imamlarımız basma kalıp aforizmaları, popülist söylemleri terk edip sürdürülebilir bir denge kurmaya çalışmalıdır. Anne babalar çocuklarına mutlaka cami adabını anlatmalı ve camide mümkün mertebe çocuklarını yanında tutmalıdır. Dün namaza durmadan önce imamın yaptığı şu ikaz ne kadar güzeldi: "Muhterem cemaat! Saflarımızı sık ve düzgün tutalım, çocuklarımızı safların aralarına alarak namazın adabına uygun bir şekilde kılınmasını sağlayalım." Herkes arkadan bir çocuğu yanına aldı ve sukûnet içerisinden namazımızı kıldık. Dolayısıyla cemaatte çocukları aralarına alarak hem sükûneti temin etmeli hem de çocukların da namaza iştirak etmelerini sağlamalıdır.
Son olarak, çocuklar camiyi seviyor ve camiye gitmek için can atıyorlar; yeter ki götüren olsun. Olmayan bir algı oluşturup cami adabını ve cemaatle eda edilen namazları ihlal edecek böyle bir zemine müsaade etmemek gerekir. Geride de ifade ettiğim gibi önümüzdeki süreçte daha da menfi sonuçlar doğuracağa benziyor. Nitekim İmam Zerkeşî'nin de dediği gibi "Bir şey haddini aşınca zıddına inkılap eder" Buna fırsat vermeyelim...
Selâm, hidâyete tâbi olanlara...