Ben Gazze'de yaşananların soykırım eşiğini de aştığını düşünüyorum.
Sadece "Filistinlileri yok etmek" değil bence amaç, bunun için özel hukuki bir kelimemiz yok belki ama korkunç bir sadizm var.
Aç bıraktığınız insanları yemek sırasına sokup taramak.
Uzaktan kumandalı drone ile bisiklet süren çocukları katletmek.
Bomba boşa gitmesin diye insanların üzerine atmak.
İsrail'in Filistinlileri ortadan kaldırmak isteğinin ötesinde bu katliamı en onursuz, en haysiyetsiz ve karşı tarafı en insansızlaştırarak yapma eğilimi var.
İnsanları bir alana tıkadılar ve keyif almak için öldürme aşamasına geçtiler.
Bunun daha sakin bir açıklaması yok.
Bunlar olurken oturduğumuz yerde izliyoruz.
Bizi de dolaylı yoldan öldürüyorlar, böyle bir şey yaşanırken hiçbir şey yapamamak bizim insanlık sıfatımızı elimizden alıyor.
Ne için varız ki? Ne için yaşıyoruz ki?
Böyle bir şeyi durduramıyorsak, tek bir şey yapamıyorsak ne bu hayat?
Rasyonel sebepler, büyük amaçlar, büyük resimler elimizi kolumuzu bağlıyor; diplomasi dışında çözüm olmadığını bize haykırıyor; ama yavaş yavaş belki de farkında olmadan İsrail'in kapısını açtığı o cehennemin bir parçasına dönüşüyoruz.
İnsanlığa dair en kadim kurallar ayaklar altına alınırken sessizliğimizle izliyoruz, döktüğümüz gözyaşları o ateşi söndürmeyecek. Yetmez.
Daha fazlası gerek.
"Mevsimler kaydı" değil, kış kısaldı, sonbahar ve ilkbahar kısalan kışın yerini doldurdu, yazın ortasındaki iki ayı da artık belki de "yamyaz" gibi yeni bir isimle tanımlamamız gerekecek.