Her dönem kendi zamanı için teknolojinin, sanatın, zerafetin, kabalığın, işlenen suçların vahşiliğinin, medeniyetin en üst seviyede olduğu o anı temsil eder. Beğeniler, günahlar, güzellik ve cehalet. İnsanın anlık nerde durduğu ve ne algıladığıyla ilgili. Bu kadın yada ördek bedeninin ne ifade ettiğini değiştirmez. Her ikiside her dönemde aynı şeyi ifade eder. Bunu nasıl kabul ettiğindir şeytani ayrıntı. Elbet sosyal düzenin günün şartlarına göre düzenlenmesi insanın istikrarlı ve güvenli gelişimi için gereklidir. Ancak problem insanın gelişiminin çok önceden tamamlanmış olmasıdır. Sürüm yükseltmek gelişimsel ve daha medeni olmak anlamına gelmiyor elbette. Genel kanı net şekilde tarif edemediği şey karşısında bocalar. Bu bir kusur değil insanın halen gelişmeye devam ettiği sanısının handikapıdır.
İnsanın görsel işitsel sanatta gösterdiği ilerleme özellikle sahnelenebilir ürünlerin yaygınlaşması ve kabul görmesi bu işin ilk ayağını oluşturur. Şahit olunan şeyin başkalarıyla paylaşılması izleyenlerin iletişim merakını hem arttırır hem daha da merak ettirir. Sosyal yaşantı ve etkileşim kişiyi benzersiz olduğu ilizyonuna sürüklediğinden, ki bu hiç bir dönemde şaşmaz, benzersizliğin kendi kimliği üzerinde daha yüce birşeyle desteklenmesi o kişiyi o yüce hale, şeye yaklaşmasıda aklın aldığı yada almadığı durumlarda da üst-kimlik egosunu ezici bir azınlığa ait olduğu yasallığa kadar götürür. Bu yasal durum toplum için genel geçer değerlerden ziyade kadim ve kalıcı şekilde bunu anlayan bir grup azınlığın tekelinde yönetilir. Elbet sızıntılar olur ve bu sahne sanatlarında, dans ve tek sermayenin basitçe insanın bedeni ve bilincinde kutsanarak, bazen seyirlik bazen gizlilik içinde kendini tekrarlar. Aslında uzun lafın kısası müzik, tiyatro, resim gibi tüm majör sanatsal eylemlerin altında bu yatar, ve fakat ufuktan doğan sadece sanatsal zevk ve hazlar değildir. Gerçekler ve doğayı anlama dürtüsüde bilim ve açıklama merakıyla birlikte doğan şeye eşlik eder. Bunların çatışması insanlığın güzelliğini,çatışmasızlığı ise insanın çoraklığını besler. Bazen dize kadar bir suda dans etmek, bazen parçacık fizigini merak etmek. Yani iyidir. Ki yapanın aslında bunların hiç birinden haberi yoktur, yapabildiği için yapıyordur. Hepsi bu.