Bu memleketin köylüsünün cemali içinizde merhamet uyandırmadı. ''Beyim'' diye size hitap etmeleri onları tahkir etmenize malzeme sağladı.
Onlara ait her özelliğe sonsuz bir nefretle yaklaştınız. Zira yüce gönüllü değilsiniz. Birini zayıf gördüğünüzde aşağılayarak davranıyorsunuz, zira onmaz bir aşağılık kompleksiziniz var. Bu yüzden efendilik elbisesi sırtınıza size yakışmadı.
Bizden olmayanlar ve bizden olmayanlara kendisi olmaktan nefret edenlerden ibaret bir güruh oldunuz. Allah köylünün evlatlarına verdiği celal ile sizi eğitiyor. Zira sizin kalitesiz kumaşınıza layık olan elbise buydu.
Cemale merhamet edemediniz. Ne güzeli sevdiniz, ne güzel göründünüz. Hiçbir hoşluk sizden sadır olmadı.
Herkes hâline benzeyene ünsiyet hisseder. Hâlinden uzak olandan uzak olur. Seni birine çeken hep bir hâl ya da o hâlin sende olması isteğidir.
Bunu bir tartı gibi kullanmak lazım. Senden nefret edene ve sevene bakacaksın, hâli düzgün mü ?
İnsan kendi hâline dair kusurlara karşı daha kör olur, ama seni sevenlerin kusurlarını görürsün. Tabi kusura karşı gözün kör olmadıysa.
Eğer o kusur seni sevenler arasında genellik ifade edecek kadar yaygınsa muhtemelen sende de bir nebze olsun vardır.
Bu yüzden müslümanlar şahittir. Hadiste geçtiği gibi onların sevgisi gök ehlinin sevgisine alamettir. Hak arayandan gayrısının buğzu da nimettir. Hak arayan zaten samimi devam etse hak ehli arasına dahil olur.
Sevgi ve buğzun dinde temele alınan fonksiyonu aslında bu hâl benzemesi meselesinden olsa gerektir.
Kendisine prim vermemek için alıntılamadım ama gelinen noktada şu gerçekleri konuşmamız şart. Neden Altay Cem Meriç’in içeriklerin bir karşılığı olmalı ve neden bu emek kutsal?
1. Akademik Köprü Kurmak:
Bu adamın kitlesi gençler. Açık konuşalım ben Altay Cem Meriç’i tanımasaydım, bugün bir Müslüman olarak "İhya" nedir bilmeden yaşamaya devam edecektim. Şu an Kâtip Çelebi’nin Mizanü’l-Hakk eserini inceliyor. Bugün hangi müslüman gencin dikkatini tek başınıza böyle ağır ve klasik eserlere çekebilirsiniz? Öncelikle bu teşvikin bir bedeli olmalı.
2. Zaman ve Ekonomi Denklemi:
Yine aynı noktaya çıkıyoruz takipçilerin çoğu ya öğrenci ya da iş güç sahibi, vakti dar insanlar. Bugün 50 TL’ye İhya seti alabilmiş birini gösterebilir misiniz? İmkansız. Gençlerin bütçesi o ciltleri almaya, çalışanların ise vakti okumaya yetmiyor. Hal böyleyken, konuları süzüp, analiz edip önümüze koyan içerikler her iki kitle için de "erişilebilir ilim" demek. Bu hizmetin bir karşılığı olması "dini satmak" değil ilmi yaymayı sürdürülebilir kılmaktır.
3. "Öğretmek" ile "Analiz Etmek":
Altay Cem Meriç şu videoda kimseye namaz kılmayı öğretmiyor bir kitabın namaz üzerine olan bölümlerini analiz ediyor. "Yazarın görüşü şudur" diyerek aktarım yapıyor. Eğer bu emeğin finanse edilmesine karşı çıkıyorsanız, aslında bu kıymetli eserlerin kitlelere ulaşmasını zorlaştırıyorsunuz demektir. Necm Suresi 39. ayette buyurulduğu gibi: "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır."
Sonuç Olarak:
Evi olan, çocuğu olan bir adam, bu işten kendini finanse edemezse bu kadar mesaiyi nasıl sürdürebilir? Sürdüremez. Peki, o üretmeyi bırakırsa meydan kime kalır? İşte asıl sormanız gereken soru bu. Meydanın kime kalacağını düşündüğünüzde, bu saçma iddiaların ne kadar boş olduğu ortaya çıkıyor.
Ahitçilikte para kazanmak meşru olmalı ki bu şahıs oraya buraya sataşarak bir popülarite edinmeye çalışıyor.
Oturup kalktığı 3 insana bakarsanız ortalamaları: kin, başarısızlıklık, aklı denge kaybı gibi şeyler zaten bu yüzden onu ciddiye almak yerine bugün müslümanların neden kazanması gerektiği problemini ele alıyoruz.
Gizlisini birileri açıklar zaten. En azından açıktan deklare ettiğimiz itikadımız ve amelimiz şudur ;
1-Allah noksanlardan münezzehtir. Her cihetten kemâl ona aittir.
2-Efendimiz (sav) onun elçisidir. Başka beşerle kıyası mukabil değildir. Ümmetin ittibasının farz olduğu tek masum odur.
3-Sahabe-i kiramın ayakları başımız üstündedir. Onların topluluğuna muhalefet sünnete ittibadan kopmak demektir. Onlara saygıs��zlık edene nefretimiz bulaşmıştır.
4-Müminler yeryüzünün hayırlıları, Dünyanın meyvesidir. Onların buğz etmesini bereketsizlik, duasını nimet addederiz. Mücmel olarak müminlerden bahsederken bunu gözetiriz. Onların topluluğunu hayırla yad ederiz.
4-Kelime’i şehadet getireni ise hakiki mümin addederiz. Müminlerle hukukumuz kardeşlik üzere kuruludur. Her bir müslümanın canı, ırzı, haysiyeti bizim için kendi canımız, ırzımız ve haysiyetimiz gibidir. Müminlere faydalı iş yapan her müminin yaptığı işi, kendi işimiz gibi bilir ve destekleriz.
5-Hasımlığı müslümana olan kişi gerek kafir olsun gerek müslüman olsun, ona buğz eder sert davranırız.
Müslümana diliyle zarar verse, dilimizle buna mani olmaya çalışırız. Onun müslümanlara verdiği zararın boyutu arttıkça ona olan buğzumuz ve tavrımızdaki sertlik artar.
Bir vucudun azaları gibi olduğumuz müslümanlara verdiği acı, uzuvdan dile yansıyan bir feryat gibi, refleks olan bir tokat gibi bizden şaklamazsa gönlümüzü nifaktan yana muhasebe ederiz.
Varı yoğu, aklı fikri müslümana ve müslümanlara hasımlık etmek olanı dünyada müslüman saysak dahi, bunu nifak görür ve böylesinin ahiretinden endişe ederiz.
6-Müslümana hasımlık ve zulm etmeyen gerek kafir gerekse mümin herkes davet ve nasihat ehlidir. Böylesi ile yumuşak konuşuruz.
7-İş görmeyenin nasihatini ciddiye almayız. Kavgası olmayanı boksör, erin yaptığı işi bile bilmeyeni başımıza mareşal kılmayız.
Nasihatin esas muhatabı şakidir. Gavura geçtik öfkeyi nasihat edecek cesareti nefsinde bulamayanın, yeryüzünün hayırlıları olan müslümanlara sabah akşam nasihat görünümlü ahlaki üstünlük satmasını ciddiye almayız.
Ey Twitter ahalisi
Her ay belli bir gün bir selatin camide yatsı namazında böyle birleşip beraber namaz kılsak nasıl olur? Hem camiler dolar hem tanışıp kaynaşırız hem de her seferinde yeni gençler kazanırız..
Gören RT atabilir mi? Dostlara çağrıdır.
Eşim dün gece ateşlendi. Nefes darlığı oldu. Uyuyamadı.
Sabah baktım işe gidiyor. Çok hastasın gitme bugün dedim. “Kanser ameliyatı var, gitmezsem gençler zorlanır” dedi, sürünerek gitti.
Demek halkı doktorlara karşı kışkırtacaksınız. Durmayın. İşletilemeyen o hantal hastanelerinizde idealist 3-5 hoca kaldı, onları da kaçırtın da başınız göğe ersin.