Vay be Tedesco, Alanya’da elinden nasıl kaçırdın? Paşa’da niye seçimi takip ettin? Kaptanın nasıl cezaevine girer? Başkanın nasıl gözaltına alınır? Paşa’da nasıl stopersiz +11’de yersin? Antalya’da nasıl direkten dönersin? Rize’de kaleden nasıl çıkarsın? Yönetim değil, nasıl sen tek suçlu çıkarsın?
🚨 Fenerbahçe taraftarı yarın saat 09:30'da Tedesco'ya destek vermek amacıyla Samandıra Can Bartu Tesisleri'nde olacak. Organizasyon #TaraftarSamandıraya tagı üzerinden planlandı.
Cumhuriyet, omuzlarında cepheye mermi taşıyan nenelerimizin son vasiyetidir.
Cumhuriyet, mermisi bitince süngüsünü takarak taarruza kalkan Mehmetçiğin cesaretidir.
Bizim Cumhuriyet’imizin harcında binlerce şehidimizin aziz canı, kahraman gazilerimizin asil kanı var.
Selam olsun Kara Fatma’ya, Şerife Bacı’ya, Gördesli Makbule’ye..
Selam olsun Yörük Ali Efe’ye, Demirci Mehmet Efe’ye, Şahin Bey’e…
Selam olsun Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e
Cumhuriyetimizin 100. yaşı kutlu olsun🇹🇷
#CumhuriyetBayramı
#Cumhuriyet100Yaşında
#Cumhuriyet
#29Ekim1923
Ankarada Hukuk fakültesinde okurken, ilk yıl devletin öğrenci yurdunda kalmıştım. Yurdun ders çalışma salonunda hangi bölüm öğrencilerinin ne kadar kaldığını hiç unutamıyorum.
Bazı düşük puanlı bölümler, ders çalışma salonuna hiç uğramazdı. Onların bazıları politikacı oldu:(Beyni kendine zor yeten insanlar, ülke yönetmeye çalışıyor şimdi.)
Biz hukukçular gece 11.00-12.00 gibi kitapları toplayıp uyumaya giderdik. En son tıpçılar kalırdı.
Çıkarken gözlerim onlara takılırdı. Acaba kaçta yatıyorlardı? Tıp kazanacak kadar zeki, çok çalışacak kadar iradeliydiler. Başarının dört bileşenine sahiptiler: Zeka, emek, yetenek ve disiplin. Her şeyin en iyisini bunlar hak ediyordu.
Sınav zamanları biz de “sabahlamaya” başladık. Bu sefer tıpçıların bitirme zamanını görebildik. Bütün yıl gece 1 ila 2’ye kadar çalışıyorlardı. En yüksek puanlı tıplarda okuyorlardı.
Tıp kazanmak için olağanüstü çalıştılar.
Tıp bitirmek için olağanüstü çalıştılar.
Asistan nöbetlerinde günlerce uykusuz kaldılar.
Uzmanlık sınavlarına hazırlanırken, yeniden öğrenci olup, 1500 sayfalık kitapları ezberlediler. (O kitapların parası bile inanılmaz yüksek.)
Uzmanlık sınavını kazanıp, taşraya “şark görevine” gönderildiler.
Meslekleri bütün hayatlarını işgal etti. Kendilerine ait düzenli zamanları çok azdı. Hastalar sürekli bir şey sordu. Mesai dışında da telefonlar ve acil durumlarda işlerine koştular.
Doktorların çilesi çok. İnanın lise öğrencilerine konuşma yaparken, artık tıp kazanmayı “başarı örneği” olarak anlatamıyorum. Sesim kısılıyor, boğazım düğümleniyor. Çocuklara kötülük yapacakmışım gibi geliyor. Bu kadar bedel, bu ödüle değmez. Doktorluğun bedeli çok ağır. Doktor düşmanı bir sağlık sistemi var resmen.
Şimdi de doktor vuracak noktaya geldi işler.
O yurttaki ders çalışma salonuna uğramayan adamların tasarladığı verimsiz, zekasız ve doktor düşmanı bir sağlık sisteminde çalıştıkça, bu sorunlar çözülmez.
Doktorlardan yana tarafım. Açık ve net bir şekilde, bu insanlara haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Ama’sız destekliyorum. Hem maddi hem manevi hakları en üst düzeyde verilmeli. Hiçbir meslek grubunun bedel ödül dengesizliği bu doktorluktaki kadar bozuk değil.
MS-Hukukçu Yazar
Rövanşı olan iki maç yapılacak.
İlk maçta da diğer turnuvalarda olduğu gibi hakem maç yaptığın takımın yanında. Alenen taraf tutuyor. Medyanın %90’ı o takım antrenman yapsa, anında canlı yayında gösteriyor, övüyor. Senin takımını medya görmüyor. Takım futbolcuların hakkında iftiralar atıyor, dedikodu çıkarıyor. Maça gitme, uzaklaş diye… Takımının kramponla maça çıkmasını bile engellemek için her şeyi yapıyor federasyon. Antrenman yapacağı sahayı kapatıyor. Büyük gün. Maç başlıyor. Tüm adil olmayan şartlara rağmen ilk maç berabere bitiyor. Sen üzülüyorsun. Her şeye rağmen çok inanmıştın. Maçtaki hataları, adaletsizliği unutup ve belki de artık adaletsizliği kanıksayıp, normal bir maçmış gibi kendi futbolcularına bağırıyorsun… O gol nasıl kaçar ya? Haklısın. İkinci maç var. Unutuyorsun. Yine olmayabilir… ama mücadele edersin. Tüm bu mücadeleler, elinden geleni yapman… Bırakmaman… Bir gün maçların her takım için eşit, adil şekilde oynanmasını sağlayacaktır. Bir gün mutlaka… İmkansız diye bir şey yoktur, imkansızlıklar karşısında gösterilmeyen reaksiyon vardır.
Ve ilk maç berabere bitiyor… Her şeye rağmen…
Bu arada oluklu kertenkelenin ilk haberini 10 yıl önce yapmıştık. O tarihten beri o kadar kişi bahçesinde gördüğü şeyin yılan olmadığını fark ettiğini ve mesaj atarak bunu teyit ettiler. Bazıları bahçesinde yaşamasına izin verirken bazıları şehir dışına taşımıştı. Bir çok hayat kurtulmuştu. Tabi hala bunu bilmeyenler de var. Aşağıdaki olay gerçekten ibretlikti.
Velhasıl okuyalım, okutalım, Paylaşarak daha çok insanın bilmesine vesile olabilirz
https://t.co/3qfn6seZTS
Lakin zehirli bile olsa hiç bir canlı öldürülmeyi hak etmiyor. Belki zehirli türleri evimizin çevresinde bulunmasından rahatsız olup onları uzaklaştırmak isteyebiliriz ancak bu türün bırakın zehri, yılan bile olmayışından ötürü böyle bir telaşa hiç gerek yok. Yıllar önce bunu ispatlamak için öpmüşlüğüm var Oluklu Kertenkeleyi. Siz öpün demiyorum ama öldürmeyin hatta rahatsız etmeyin :)
Belki de dünyanın en şansız hayvanı bu Oluklu Kertenkele. Kendisi yılan bile değilken 'Kör yılan' olarak biliniyor ve görüldüğü yerde acımasızca öldürülüyor. Halbuki bırakın zehirsiz oluşunu ısırmaya yeltenmiyor bile. Tarla ve bahçelerde haşerelerle besleniyor. Yani çiftçi dostu bir özelliği de var, tıpkı tüm sürüngenler gibi. +
■Biz yazsak iftira derler, Abdurrahman Dilipak yazıyor…
■“Başörtüsü başörtüsü olmaktan çıktı, aksesuara dönüştü, haram para cüzdanda durduğu gibi durmuyor”
■Kırk günlük bebeğe tek taş yüzük takan tesettür sosyetesi var.
■“Fuhuş, uyuşturucu, marka ve lüks tutkusu derken, bizim ‘modern muhafazakarların' geldiği nokta, dudaklarınızı uçuklatacak hale geldi.
■Bekarlığa veda partisi adı altında fuhuşa özendirenler bile var.
■Kimileri Lale Devri sosyetesinin yaptıklarını Osmanlı zannediyor, kimileri mevlidleri bile party'lere dönüştürüyor.
■Mahremiyet duygusunun yerini, abartılı görgüsüzlük aldı, para döküp saçarak var olmaya çalışıyorlar, bedevi kültürüyle yarışıyorlar.
■Su geçiren oje, abdeste mani olmayan rujlarımız var artık.
■Helal likör, helal bira, helal şampanyalarımız var.
■Yakında helal etiketli rakı da çıkar.
■Hani biz başkalarına benzemeyecektik?
■Siyasilerimiz, bürokrasimiz, ahlak zafiyeti içinde.
■Bebeğin cinsiyetini tahmin partisi diye bir parti duydunuz mu siz?
■After umre party var...