Ulan bu insanlar ahırlarda emsile okuttular, jandarma ne zaman basacak diye nöbetlerle müzakere yaptılar. Yardan, maldan geçip yerdeki sedire talip olup bu yola revan oldular. Kitaplarını topraklara gömdüler. Sırf bu din zayi olmasın diye başlarını ortaya koydular. Bu kadar çekilen çile, dökülen ter, akıtılan kan senin indinde hiçbir değer ifade etmiyor mu ki koca müesseseyi tahkir ediyorsun, bunlardan bir bok olmaza getiriyorsun lafı.
Vallahi bu kadar müderris, bu kadar talebei ulum yakana yapışır, ahirette ayaklarını mabadına vura vura kaçacak yer bulamazsın. Bu bir değil iki değil. Ulemaya karşı italei kelam edenin akıbeti rezilliktir. Vahiy mi dedikleri. Hayır tabii ki. Ama eleştiri demek tahkir demek değildir. Yok saymak değildir. Ya haddini bileceksin ya da ibretlik akıbetini hep beraber izleyeceğiz.
Siz her şeyden önce haddinizi bileceksiniz. Boyunuzu aşan laflar etmeyeceksiniz. Bu ümmetin ulemasına, medresesine, icazetine hürmet edeceksiniz. Sonra laf gelince de biz şöyle hizmet ediyoruz da bizi çekemiyorlar da yok aristokrasiymiş de insanların duygularına oynayıp manipülasyon yapıyorsunuz.
Lavuğa bak icazet medrese falan boş işmiş. Lan sokaktaki bakkal sezgin abiyle, fakihi ayıran nedir. Sezgin amca da kendi fetvasına deliller getirir, vechul istidlal yapar, ikna gücü yüksek diye millet peşinden mi gitsin. Marangozluğun, berberliğin, doktorluğun, mühendisliğin bile usta çırak ilişkisi, ustadan verilmiş bu çocuk artık ustadır diye ehliyyet belgesi var. O olmadan kimse itibar etmez sözüne. Din bundan daha aşağı mıdır ki önüne gelen istediği gibi konuşabilsin.
Bu ümmetin uleması geçmişte de şimdi de "merdiven altı" diye tahkir edepsizliğinde bulunduğunuz medreselerde, o müfredatta, o rahlede yetişti. Medrese okumuş ama ufku dar bir pencerede kalmış, ibareden öteye geçememiş birtakım insanlar üzerinden tüm medreseleri genellemeye kalkışmak, hem bu ilmî geleneğe hem de ulemaya karşı hadsizliktir.
Cumhuriyetten önce de sonra da, şarkta da garpta da, bütün alem-i islamda bu dini ayakta tutan, istikametten sapmasına set çeken müesseseler daima medreselerdir. O müderrisler ve riyaset ettikleri medreseler olmasa ulumu islamiyye de zayi olurdu, bu dinin terazisi de zayi olurdu.
Ağzını yaya yaya icazet ve medrese hakkında gevşek gevşek konuşurken, nice ulemanın yetiştiği, nesilden nesile tevarüs edilen bu silsileye ta'n ettiğin aklına gelmiyor mu. Molla Hüsrevinden tut Ebu Suud Efendisine kadar, Birgivisinden tut Gelenbevisine, Ahmed Cevdet paşasına kadar. Zahid Kevserisinden tut Karadeniz'de Çalekli Dursun Efendiler, Yusuf Karaliler, Zavendikli Mustafa Efendisine, Mehmed Savaşına kadar, Doğuda Halil Siirdilerinden tut Mücahidilere, Molla Burhaneddinlere, Halil Gönençlere, Salih Ekincilere kadar, yüzlerce binlerce alim nereden yetişti youtubedan mı yetişti. Bunların yetiştirdiği talebeleri nerede yetiştirdiler dernek atölyesinde mi.
Siz götünüzü yaya yaya din hakkında konuşabilin diye, seleften beri ilmî ehliyyetin belgesi olan silsile ve icazeti ne hadle tahkir edersin sen. Kimsin yav sen icazet üstü, medrese üstü bu asrın müceddidi mi sanıyorsun kendini. Bir sürü medrese talebesi seni izliyor, sen de oralarda bir şeyler okudun, İsmail Çetin hoca şu sözlerini duysa yüzüne tükürmez miydi senin. Yazık günah sana oralarda verilen emeklere. Medrese müfredatını eleştirmek başka şey, medreseleri, icazet, silsile sistemini yok saymak başka şey. Senin derdin ıslah değil senin derdin tahkir.
Ebu Hanifeyi Ebu Hanife yapan nedir? Hammad bin Ebi Süleymandır. Hammadı Hammad yapan İbrahim en-Nehai'dir. Onu Nehai yapan Alkamedir. Alkameyi Alkame yapan Abdullah bin Mesuddur. İbni Mesudu İbni Mesud yapan Rasulullah aleyhisselamdır. Şafiiye git, Malike git, Ahmede git, talebelerine git, bir tane silsilesi rasulullaha ulaşmayan adam var mı. Abdullah ibnu'l Mubarek'in dediği gibi "Sened (silsile) olmasaydı dinde isteyen istediğini söylerdi."
Bu dini ulumu islamiyyeyle birlikte asrı saadetten günümüze inhiraftan, dalaletten muhafaza edip, sevadı azamı her asırda sürdüren bu sistemdir. Rasulullahtan gelen silsileyle ilmî ehliyyetini elde etmiş ulemaya karşı silsilesiz, icazetsiz bir otorite devşirmek niyetindeyseniz, nah alırsınız bak burada otorite bak elime.
Mevcut islamın muhtevasından rahatsız olup, deist olmaya da mabadı yemeyen tarihselci kafa baktı ki ulemayı yok sayarak bu sünni halkın zihin duvarlarını aşamıyoruz, yeni moda "ulema da zaten bu dediğimizi diyor" kafası. Ha bir de "oryantalistler sizi kullandı islam medeniyeti o yüzden geri kaldı" modası. Bunlar bizi oryantalistlerin oyunlarından koruyacakmış yani.
Mısırdaki reşid rıza, abduh, afgani gibi adamlar da aynı sloganın papağanlığını yaptılar yıllarca, bu versiyonu tarihselci kıyafeti giymiş versiyonu. Ha tarihselcilik kıyafetinin üstünde de gelenekselcilik kıyafeti var bu arada. Ulemaya saygılıyız haa, onlar da bizden zaten, düşman bellemeyin bizi aman haaa. Bir de şey var tabi "millet kafir oluyor". Çözüm de modern zamana uymayan bu yükleri akılla nesh adı altında çöpe atmak.
Bu elemanlar mekasıdçılık adı altında islamın içini boşaltarak hiç oryantalistlerin kucağına oturmuyor mesela. Din namına ne biliniyorsa silip atmaya kapı açmak, hiç batı akademisinin istediği bir şey reğil mesela değil mi. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşacaklarmış eğer bu fıkıh bagajından kurtulurlarsa. Neden? Çünkü modern, çağdaş bakış açısıyla makbul olacaklar o zaman.
Ulan bomboş deriyi evereste çıkarsan ne olur islam değil ki o. Oryantalist abilerinizin istediği gibi bir islam çizip güya terakkiperver olacaksınız, üstüne bir de gelenekselcileri siz oryantalistlere meze oldunuz diye suçlayacaksınız. İnsanda azıcık utanma olur. Modernistliğin de bir adabı, raconu var. Böyle ikiyüzlü tecdidçilik mi olur ne ayıp.
Daha önce gördük biz bu tiyatroyu. İslam geri kaldı, bu ulumu islamiyyeyi yıkarsak o zaman yükseliriz diye nicesi çıktı. Sabri efendiler, zahid efendiler gecelerini gündüze katıp kaleyi içten feth etmeye çalışan bu munhariflere sed olup esamelerini tarih çöplüğüne fırlattılar. Bu ümmetin mustafa sabrisi, zahid kevserîsi bitmez. Sünnetullahtır. Hak galip gelir, kendisine galip gelinmez.
Sözde yerli Gürlevik saat markasının kurucusu ve sahibi Yusuf Özdemir, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve kurucusu Atatürk’ün açıkça düşmanıdır. İki gündür ektekiler gibi çok sayıda paylaşım yapan kişinin markanın sahibi olup olmadığını teyit etmekle uğraştım ve o olduğundan emin oldum.
Bundan sonra topluluğumuzda adının geçmesini dahi zul kabul edeceğimizden adının geçmesini dahi yasaklıyoruz.
Şahsen benim ve Saat Severler Derneği üyelerinin Cumhuriyetin kurucu değerlerine, devlet büyüklerine, şehitlerine, memleketimize değer katmış herkese bağlılığı vardır ve bunlara düşmanlık besleyenlerle işimiz yoktur.
Bu şahıs hiç kimse Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet için “en ufak rahatından taviz vermez, üç kuruşundan dahi feda etmez” diye inanarak iddia etse de biz asla bu markaya toplulukta yer vermeyecek, onun distribütörlüğünü üstlenen saat mağazalarına da aynı tarifeyi uygulayacak, asla işbirliği yapmayacak, isimlerini dahi geçirmeyecek ve Türkiye’nin en büyük saat topluluklarından biri sayesinde bir kuruş dahi kazanmasına izin vermeyeceğiz.
Şahsen ben de bu markanın bundan sonra her işinin bizzat takipçisi olacağım. Zaten hiç güven vermediğinden adını bir kere bile geçirmemiştim, indeks düzeni nasıl tasarlanır bilmeden kendilerini Gerald Genta’yla bir tutmaları komik gelmişti ama meğer hadsizliklerindenmiş.
Bu tarafımca bu markanın isminin geçtiği ilk ve son paylaşımdır ve topluluk üyelerinin ve beni takip edenlerin bilgilendirilmesi amacıyla yapılmıştır, bundan sonra adından kötü anlamda bile olsa bahsettirmeyeceğiz. Saygılarımla.
Size güzel bir vedayı çok gören biri, zaten sizi hiçbir iyiliğe layık görmemiştir.
Ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın, her birliktelik bir "Allah'a ısmarladık"ı hak eder. Bir açıklama, neden olmadığına dair birkaç gönül alıcı söz ya da kırgınlığın sebebini düzgünce izah eden bir-iki cümle.
Birden çekip gitmek, tahammülsüz ve acımasız olmak netlik değil, görgüsüzlüktür.
Genelde sevgide aşırıya gidenler ayrılıkta da aşırıya giderler. Ölçüsüz sevip ölçüsüz terk ederler.
O yüzden dozu ayarlayamayan insanlara karşı hep biraz temkinli olunmalıdır. Bugün aşırı ilgiye boğarken yarın tanımıyormuş gibi yapabilirler.
Bunlar normal insan davranışları değildir. Normal insanlar güzel sevip güzel veda ederler.