Değerli okurlar, Yeni Nisan'ın "Anadolu, Sol ve Ütopya" başlıklı ilk sayısı çıkıyor.
Önümüzdeki hafta itibariyle dergimizi fiziksel olarak nerelerden temin edebileceğinizi duyuracak ve internet sitemiz üzerinden sizlerin erişimine açacağız.
Yeni Nisan Dergisi olarak, "yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep beraber" diyebileceğimiz yeni bir düzenin umuduyla, keyifli okumalar dileriz.
📢Genel Başkanımız Erkan Baş, Devrimci Gençlik Dernekleri'nden arkadaşlarımızın NATO zirvesi öncesi gözaltı ve tutuklamalara karşı yaptığı basın açıklamasından konuştu:
"Suç dedikleri şey ne biliyor musunuz, Epstein belgelerinde adı geçen ahlaksızların, namussuzların, şerefsizlerin bu ülkede ellerini kollarını sallayarak gezmesine hayır demek!"
12 Haziran’da Balıkesir, Karabük Ve Zonguldak’ta NATO karşıtı mücadelemiz bahane edilerek tutuklanan 10 arkadaşımızla ilgili yaptığımız basın toplantısına katılarak dayanışma gösteren @erkbas’a ve @tipliogrenci’lere teşekkür ediyoruz.
Emperyalizme ve NATO’ya karşı omuz omuza!
Rant için yıkım, halk için yoksulluk isteyenlere karşı Nişantepe halkı direniyor!
Çekmeköy Belediyesi'nin yıkım kararına karşı bugün belediye önünde bir araya gelen mahalle sakinleri; 30 yıldır yaşadıkları, vergisini ödedikleri, elektrik ve su abonelikleri bulunan evlerini terk etmeyeceklerini bir kez daha ilan etti.
Barınma hakkı pazarlık konusu değildir. Yurttaşları evsiz bırakmaya çalışanlar değil, yaşam alanlarına sahip çıkanlar kazanacak.
Nişantepe halkı yalnız değildir. Barınma hakkı için mücadele büyüyecek!
Bağımsız Maden İş Sendikası’nın öncülüğünde Özşen Madencilik işçilerinin kararlılıkla sürdürdüğü direniş zaferle sonuçlandı.
Madencinin kavgasına ortak olan, mücadelesine destek veren herkese yürekten teşekkür ediyoruz.
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’mizin yıldönümünde, başka bir Haziran’ın 15’ini 16’sına bağlayan gece ortaya çıkan sonuç değişmedi: Birleşen işçiler yenilmezler!
Genel Başkanımız Erkan Baş, Edirne'de direnen Özşen Madencilik işçilerinin yanında kamuoyuna açıklamalarda bulundu:
"Aylarca işçileri çalıştırıyorsunuz, sonra maaş günü geliyor 'ben bu maaşı yatıramayacağım' diyorsunuz. Buradaki işçi ezilirse hepimiz eziliriz, yenilirse hepimiz yeniliriz. Bu Türkiye'yi bir taşeron cumhuriyete, yurttaşı da köleye çevirmeye çalışan bir anlayışa karşı emeğin hakkını alma mücadelesidir!"
İzleyebildiğim kadarıyla “Cumhuriyet’in Demokratik Dönüşümü” konferansına hâkim olan temel anlatı, Türkiye’nin Cumhuriyet’in kuruluşunda içkin bulunan yapısal nedenler nedeniyle yüz yıl boyunca demokratik dönüşümün gerçekleşemediği varsayımına dayanıyor.
Kuruluş üzerinden kurulan bu yapısal devamlılık anlatısı ise son on yılda inşa edilen otoriter rejimi, Cumhuriyet’in kuruluş mantığının neredeyse kaçınılmaz ve doğal bir uzantısı olarak okuma eğilimine kapı aralıyor.
Böyle bir okuma, kurcu anın belirleyiciliğini abartan metodik sorunların yanında, bugünkü siyasal kırılmanın özgün dinamiklerini, aktörlerini, tercihlerini ve küresel bağlamını perdeleme riski taşıyor.
Lakin burada başka bir sorun daha var: “Süreç”ten yüksek beklentiler besleyenlerin, müzakere ettikleri rejimi sanki yüz yıllık Cumhuriyet’in tamamıyla, hatta onun da gerisine giderek yüzyılların ötesine geçen “devlet aklı”yla müzakere ediyorlarmış gibi kavramsallaştırmaları, otoriter rejimin kendi projesiyle de örtüşüyor.
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barı�� ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
İstanbul Barosu ile birlikte düzenlediğimiz Sistematik Çocuk İşçiliği ve MESEM'le Mücadele panelinde sıra arkadaşımız Vehbi MESEM'e ilişkin değerlendirmelerimizi paylaştı:
"MESEM dediğimiz sistem en temelinde eğitsel bir tanım taşımıyor ve tam tersine öğrencileri okuldan uzaklaştırmaya yarayan aslında bir kölelik sistemi."
Tüm sıra arkadaşlarımıza açık çağrımızdır:
Yaşadığınız hak gasplarını teşhir etmek, haklarımızı birlikte savunmak için bize ulaşın mücadelemizi büyütelim!
Hiçbir sıra arkadaşımızın çalınan hakkını, gasp edilen emeğini patronlara bırakmayacağız!
ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN!
Ücreti gasp edilen, güvencesiz ve sigortasız çalıştırılan, patron baskısına maruz kalan tüm sıra arkadaşlarımıza sesleniyoruz:
Yalnız değilsin!
Patronların sömürüsünü teşhir etmek ve çalınan haklarımızı geri almak için omuz omuza verelim. Yaşadığınız hak ihlallerini paylaşın birlikte ses çıkaralım, birlikte mücadele edelim!
Hiçbir sıra arkadaşımızı patronların karşısında yalnız bırakmayacağız.
Öğrenci Sendikası, hakkı gasp edilen tüm öğrencilerin sesi ve gücü olmaya devam edecek!
“Parası olana değil, ihtiyacı olana not” diyerek not dayanışmamızı büyütüyoruz!
Bio’daki linkten sitemize ulaşarak notlarını paylaşabilir, ihtiyacın olan notları da indirebilirsin.
Yaşasın öğrenci dayanışması!
Bir rezilliğe tanıklık ediyoruz.
Haftalar önce madenci kardeşlerimiz bileğinin hakkıyla, çocuklarının geleceği için bedenini açlığa yatırarak burada bir direniş kazandı. Devletin 3 bakanı söz verdi, “patron işçilerin tüm haklarını ödeyecek” dedi. Haftalar sonra bugün biz yine Yıldızlar SSS Holding önünde, tutulmayan sözlerin peşinde direniyoruz.
Soruyorum: Devlet daha verdiği bir sözü tutmayacaksa nerede bunun kudreti? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir tane patron bozuntusuna işçilerin hakkını ödetemiyor öyle mi? Gençlere cop vurup biber gazı sıkarken çok güçlüsünüz ama bir patrona söz geçirmekten acizsiniz, öyle mi?
Bu süreçte birkaç defa “bütün alacaklar ödendi” açıklaması yaparak işçileri kandırdılar, biraz önce de benzer bir açıklama yapıldı. Patronların ve yetkililerin sözüne güven duymadığımız için işçi arkadaşlarımız avukatlarımızla görüşme halinde, tüm hesaplar kontrol ediliyor ve herkes tüm haklarını alana kadar burada beklemeyi sürdürüyoruz.
Şunu iyi bilsinler: İşçi kardeşlerimizin tek bir lirası bile patronda kalmayacak. Devran nasıl olsa dönecek; söz verip oyaladığınız, kandırdığınız işçilerin hesabı mahşere kalır zannediyorsanız yanılıyorsunuz!
Genel başkanlarının işçilerle bir fotoğrafı bile olmadığı için yapay zekaya sarılmış ergenler...
Erkan Baş'ı yapay zekayla fotoğrafta değiştirmeye çalışmak yerine bari Japon Ümit'i photshop'la ekleseydiniz....
İşçilerin yanında fotoğrafları yok, anca pizza. Olanı da bozuyorlar.
Sizce neden bir anda "düğmeye basılmış gibi" TİP'i, Erkan Baş'ı hedef almaya başladı bunlar? Ben size söyleyeyim, aynı merkezden organize ediliyorlar da ondan. Madenci direnişi, öğretmenler, 19 Mart'tan bugüne TİP'in övgü toplayan tutumu...
Hiçbiri tesadüf değil. Bunlar boşuna havlamıyor. İyi tanıyın bunları. Japon Ümit, Dominos Kadınları Hareketi, Fatih Koparan, hepsi aynı organizasyonun elemanı.
Madenci hakkını alacak!
Türkiye İşçi Partisi olarak, hakları için direnen maden işçileriyle omuz omuza bir kez daha Ankara'da SSS Yıldızlar Holding kapısına dayanıyoruz.
Madenciyi açlığa ve güvencesizliğe mahkum etmek isteyenlere karşı t��m Ankara halkını madencilere ses olmaya çağırıyoruz!
🗓️ 4 Haziran Perşembe
��� 11.00 - TİP Ankara İl Binası (Buluşma)
📍 12.00 - SSS Yıldızlar Holding Önü (Basın Açıklaması)
Genel başkanlarının işçilerle bir fotoğrafı bile olmadığı için yapay zekaya sarılmış ergenler...
Erkan Baş'ı yapay zekayla fotoğrafta değiştirmeye çalışmak yerine bari Japon Ümit'i photshop'la ekleseydiniz....
İşçilerin yanında fotoğrafları yok, anca pizza. Olanı da bozuyorlar.