Another dramatic escalation following the imprisonment of Turkey's top opposition politician Ekrem İmamoğlu. Turkey has nearly completed its transition from illiberal democracy to competitive authoritarianism to consolidated autocracy, or in everyday parlance, a dictatorship.
It's crazy to me that America thinks they are the police of the world and have the right to go into other countries arresting and assassinating their leaders when their own is a certified rapist and pedophile
@oyilmaz@CineMoodFor nasıl da utanmadan insanları yanlış yönlendiriyor ya. Almanya içerisinde ulaşım (hızlı trenler hariç) aylık 63€’dur. bu bilet ile tüm ülke içerisindeki toplu ulaşıma erişebilirsiniz. her şehir içerisindeki tramvay, metro, otobüs ve şehirlerarası trenler dahildir.
Ak Parti'nin 23 yılının madalya törenini yapmamız lazım.
Yoksullukta Avrupa birinciliği.
İşsizlikte Avrupa birinciliği.
Gelir adaletsizliğinde Avrupa birinciliği.
Faizde dünya ikinciliği.
Enflasyonda dünya beşinciliği.
Bu beşi bir yerdeyi, Sayın Erdoğan’ın boynuna takıyoruz.
It’s been exactly 200 days since my friend, the Mayor of Istanbul, Ekrem İmamoğlu, was arrested.
200 days of suspension of the rule of law in Turkey, in the silence of the international community.
200 days of peaceful and democratic protests by millions of Turkish citizens asking only for democracy and freedom.
200 days of courage and resistance from İmamoğlu and from so many mayors, political leaders, activists, journalists, lawyers, and students who have been arrested and deprived of their liberty.
200 days in which our protest in Europe has never stopped — to urge the EU to show more courage and determination in condemning the Turkish government.
But if resistance is still needed, we will resist.
That’s why on Sunday, October 12, I will be in Brussels, standing alongside CHP leader Özgür Özel, to make the voice of the Turkish and European people heard — for secular and republican values, for freedom and democracy, and once again to demand the release of İmamoğlu and all those unjustly imprisoned in Turkey.
Yine cumhurbaşkanını eleştirdiği için tutuklanan bir vatandaş. Küfür yok, hakaret yok, saydıklarında yanlış da yok, hatta fazlası var, eksiği yok. Neden hapse atılıyor? Ne CB ne de diğer siyasetçiler Allah değildir. Artık şu içinde bulunduğunuz gaflet ve delaletten kurtulup yanlışlarınızı kabul edin. Sizin bulunduğunuz makam en ileri derecede eleştirilere de açık olmaktır.Kaldı ki siz bir kulsunuz, hatasız kul olmaz, bundan sebep yanlışlarınız eleştirilebilir.
Devleti kimin yöneteceği, o koltuğa kimin oturacağı bizim oylarımızla belirleniyorsa, bize kulak tıkayamazsınız ve söylediklerimizi suç sayamazsınız. Vatandaşın sesini kesmeye çalışmak niye? Bu dikta rejimi gibi baskıcı sistemle daha konuştuğu için kaç kişi esir edilecek?
Hiç mi böyle yapan ülkelerde sonunda ne olduğunu izlemiyorsunuz? Halkın bu denli sabrını zorlamak ve eziyet etmek niye, neden?
Şunu kabul edin, sizler elbet gideceksiniz ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Böyle yaparak sonucu değiştiremezsiniz, sadece mutlak sonu sancılı hale getirirsiniz. Burası monarşi devleti değildir ve halka yaptığınız bu haksız tutuklamalar insanlık suçudur.
Hiçbir vatandaşımız artık “Benim mülküme kimse giremez, evimin içine oturamaz, işyerimi işgal edemez” diye güvenmesin.
Çünkü bugün, tapusu Cumhuriyet Halk Partisi’ne ait olan, Genel Başkanımızın İstanbul’daki çalışma ofisi İçişleri Bakanlığı ve Valilik talimatıyla polis tarafından hukuksuzca işgal edilmiştir.
Mülkiyet hakkı, sadece CHP’nin değil, her bir vatandaşımızın hakkıdır. Eğer bir siyasi partinin genel başkanlık çalışma ofisine çökülüyorsa, yarın herhangi bir yurttaşın evine, işyerine de aynı keyfi şekilde el konulabilir!
Bu fiilî yol, hukukun, Anayasa’nın ve demokrasinin çiğnenmesidir.
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Yaşlanmış, yorulmuş, aciz, millete umut olamayan, köşeye sıkıştıkça tırmalayan, hırsından aklını kaybetmiş bir iktidar var. Bu iktidarın Türkiye’ye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır.
Kendi nefsinin esiri olanlar, bu milletin dostu değildir.”
koskaca yüzyıllık klübü siyasetin oyuncağı ettin. sen ve senin gibilerin değil bu kulüpte başkan, kulübün kapısının önünden dahi geçmemesi gerekir. bunca şeye göz yuman kulüp üyelerine de sıra gelecek. #dursunoezbekistifa
Cem Toker: "Şu anda çocuğunuzu emanet ettiğiniz, eğitiyor zannettiğiniz öğretmen, öğretmen olmayabilir.
Hastanede bir yakınınıza damar yolu açmaya çalışan hemşire, ortaokul mezunu bir sahtekâr olabilir.
Tatile giderken bindiğiniz şehirlerarası otobüsün şoförünün ehliyeti sahte olabilir.
Bunların hiçbirine kesinlikle “olamaz” diyemezsiniz!
Böyle olmasını sandıkta siz istediniz!
Ve buldunuz!
Böyle başa, böyle tarak!"