Kemal Öztürk…
Yıllarca devletin en kritik makamlarının yanı başında görev yaptı. Başbakan’ın basın danışmanlığını, Anadolu Ajansı’nın Genel Müdürlüğünü yaptı.
Bugün ise milyonların izlediği bir ekranda “Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” diyebiliyor.
RTÜK ve yargı makamları bu sözleri görmezden gelemez. NTV yönetimi de kamuoyuna açıklama yapmak zorundadır.
Hiç kimsenin bir halkın, mezhebin ya da inanç grubunun yaşam hakkını tartışmaya açma hakkı yoktur.
Utanma duygusu tamamen yok olmuş. O dev aynası nasıl aynaysa bir türlü kırılmamış. Hepimizi salak sanması cabası. Demesi gereken tek laf: “Özür dilerim, ortamı meşgul ettim. Her şeyi yüzüme gözüme bulaştırdım. Kabiliyetim ve kapasitem yokmuş aslında.”
Furkan Suçlu Değildir…
Gözaltı ve Tutuklama Yapanlar
‼️Hukuku İHLAL ederek SUÇ İŞLEMİŞLERDİR‼️
Kürtçe Kürt Halkının Dilidir
Kürtçe Müzik Kürt Halkının Duygusudur
Selahattin Demirtaş, Yılmaz Güney…
Gibi Aydın
Sanatçı ve Siyasetçileri Kürt Halkının Değerleridir!
Ortada Müziğe ve Sanata Karşı Hukuk Adına İşlenmiş Bir;
İnkâr
Nefret
Şiddet Suçu Vardır…
@AvOnurDusunmez
#KürtçeKonuşmakSuçDeğil
#KürtçeMüzikKürtHalkınınSanatıdır
33 Kurşun
Sih û se Gulle
28 Temmuz 1943
83. Yıldönümü
Wan Qelqeli (Özalp) Sefo Deresi
Mustafa Muğlalı Katliamı
Orgeneral Mustafa Muğlalı'nin emriyle 33 Kürt kurşuna dizildi!
1943’ten 33 Kurşundan beri;
Bizim hikâyemiz biraz da 33'lerin hikâyesidir!
33 Kurşun - Van Özalp
33 Can - Madımak
33 Bomba - Roboski
33 Düş Yolcusu - Suruç
33'lerin katliamının bir numaralı sanıklarına,
seri katillere sistematik olarak CEZASIZLIK politikası uygulandı.
İttihat Terakki, Taktiri Sükun, Şark Islahat Planı, Koçgiri, Zilan, Şex Said, Ağrı, Dersim, Maraş, Madımak, Gezi, Gar Katliamı, Suruç, Roboski… ile Devam Ediyor!
Sevgili Ahmet Arif’in “33 Kurşun” şiiri bu katliamı anlatır!
4. Resim: Katliam emrini veren General Mustafa Muğlalı. Katliamla ilgili olarak yargılandı.
#33KursunKatliamı
Cenazesi bugün akşama doğru Van’a ulaşacak, daha sonra Hakkari’ye götürülecek olan Kürt oyuncu Murat Çiçek’in Japonya’da polis karakolunda ölüme sürüklenmesi skandalını Spot Basın Kooperatifi’nden @tuncdemirsinan2 Birleşmiş Milletler’in gündemine taşıyor.
Açlık grevinin 10. günü başladı. Annemiz, grev alanından tüm yetkililere seslendi.
Bugün bir arkadaşımız hastaneye kaldırıldı. Bir arkadaşımızda kas yıkımı belirtisi görülmesi üzerine arkadaşımız hastanede kontol altına alındı. Sağlık emekçileri sürekli yanımızda.
Bize hala serbest piyasacılık, siyaseten sektörün çıkarları anlatılıyor. Eğitim ve eğitim alanı umurlarında değil.
Eğitimi ve öğretmenliği yaşatacağız! Bizi destekleyin. Sesimiz olun. Bu abluka dağılsın.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Bakırhan: Korkuya, ertelemeye ve tekrara karşı kurucu demokratik siyaseti savunuyoruz.
Bu ülkenin çıkış yolu var: Bağımsız hukuk, eşit yurttaşlık, emeğin hakkı ve toplumsal barış.
Ankara’da özel okul öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenlere yönelik müdahale utanç vericidir. Demokratik protesto hakkını kullanan öğretmenlere şiddet uygulayan bir anlayış, okullarda yaşanan şiddet olaylarını nasıl açıklayabilir? Eğitim emekçilerine yönelik bu yaklaşım kabul edilemez.
5 yıl önce, 17 Haziran 2021 de ırkçı katil Onur Gencer tarafından katledildi.Örgütlü bir suç olduğu bazı merkezlerde tasarlandığı belli olduğu halde ‘bireysel bir suç’ olarak yargılandı. Deniz seni hiç unutmayacağız. #DenizPoyraz
Yarım Kalan Bir Hayat
Tutuklandıktan sonra ilk yıl evine konuk olmuştum. Kapı açıldığında içeriden bir bebek sesi geliyordu. O ses, dört duvarın arasına sığmayan bir umut gibiydi. Eşi tutuklandığında Aslı Deniz’e hamileydi. Aradan 10,5 yıl geçti ve Deniz bebek büyüdü. İlk adımlarını, ilk kelimelerini babasız öğrendi. Babası Bekir Kaya ise hâlâ aynı yerde: dört duvar arasında, ömrünün en verimli yıllarını demir parmaklıklara emanet etmiş.
Bekir Kaya, Van halkının gönlünde ayrı bir yere sahipti. Mütevazı, çalışkan genç bir başkandı. Wan sokaklarında yürürken selamını esirgemez, derdiyle dertlenirdi insanların. Bu yüzden “Van’ın Bekir Başkan’ı” olarak çok seviliyordu. Yıllar geçti, ama sokaktaki kimse hâlâ neden tutsak olduğunu anlayamadı. Bir baba, bir eş, bir hukukçu, bir belediye başkanı… Suçu neydi, kimse bilmiyor.
Hapishanelerde Bekir Kaya’ların tutulmadığı, bebek seslerinin duvarlara çarpmadığı bir ülke özlemi her geçen gün büyüyor içimizde. Toplumsal barışın, çözümün adımları geciktikçe sokağın umudu da biraz daha kararıyor. Bir çocuğun babasına hasreti, bir eşin yalnızlığı, bir şehrin eksik kalan sesi… Hepsi aynı yaraya dokunuyor.
Kıymetli eşi Aslı Kaya ile paylaşılan fotoğraflarını görünce içim burkuldu. Sevgili Bekir Kaya’nın saçlarına aklar düşmüş, yüzüne yılların özlemi sinmiş. Bekir ve Aslı Kaya’nın Rojar ve Deniz adında iki çocukları var. Aslı, eşinin hukukçu kimliğinden de güç alarak yaşamını adalet mücadelesine adamış cesur bir kadın. Yaptığı paylaşımında şair Arkadaş Zekai Özger’in dizelerine yer vermiş:
“Yaşamak bizim en eski çağlardan kalma yanık türkümüz.
Öylesine kısık ki sesimiz;
ne duyurmasını ne söylemesini biliriz.”
Evet… Vicdanı kanatan bu kareyi, bundan daha iyi anlatacak söz yok. Birbirine hasret iki insanın arasına düşen onca yıl, o fotoğrafta saklıydı sanki.
Bu vesileyle, dört duvarın ardındaki sevgili Bekir Kaya’ya selamlarımı gönderiyorum. Umudun demiri erittiği günler umarım yakın olur. @nudakaya
Ferhat Tunç
Ape Musayı Ziyaret Ettik!
Stilile (Akarsu) Nusaybin - Mardin
(Sizler de buralara geldiğinizde mutlaka ziyaret edin. Ape Musa’nın bahçesi cennet misali, evi de müze.)
#ApeMusa#MusaAnter