📍Maitrox Depo İşçilerinin zaferini kutluyoruz.
Kutlamalarımız davul, zurna ve halaylarla @ikitellisemtevi ‘nde devam ediyor.
📣Depo işçisi kardeş;
Birlikte mücadele edelim, birlikte kazanalım. Bize ulaş.👇
☎️0541 940 05 14
Akşam baskısı
İliç faciası öncesi toplantı itirafı: 'Kaymayı biliyorlardı, zenginlere ayrı yoksullara ayrı adalet var bu ülkede'
https://t.co/ZkEECVDWnJ
Kimse gerçekleri konuşmuyor: İşte sel felaketinin arkasındaki esas nedenler
📍İstanbul'da dün yaşanan sel felaketinin ardından tablo giderek ağırlaşıyor ancak televizyon ekranlarına çıkan "uzmanlar" felaketin ardındaki esas nedenlere ısrarla işaret etmiyor.
📍soL TV, konunun uzmanlarıyla görüştü, sel felaketinin arkasındaki gerçeklere işaret etti.
https://t.co/nqjQyKzOtI
İktidarın belediye operasyonlarına, siyasetçi transferlerine, fon soygununa, Yemen’de ABD ve İsrail çıkarları için savaş hazırlıklarına bu sabah muhalif medyayı susturmaya yönelik yeni bir hamlesi eklendi. HalkTV’ye atanan kayyum iç ve dış politikada süren çaresizliğin son göstergesidir.
AKP kontrolü kaybetmektedir. Mesele sadece halkın haber alma özgürlüğüne yönelik bir operasyon değil, içerde ve dışarda kontrolü kaybeden iktidarın halkımız için oluşturduğu büyük tehdittir.
Ne baskı ve sansür mekanizmalarınız ne de yanı başınızda yarattığınız medya imparatorluğu toplumu susturmaya yetecek.
Kılıçdaroğlu hedef gösterdi, 4 gün sonra Halk TV'ye kayyım atandı
💬Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanı olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu, “Bizim arkadaşlarımız RTÜK’e, ‘Bu yalandır’ diye bildirdiler. RTÜK, ‘Bizim görev alanımıza girmez’ diye bir yazı yazdı. Görev alanına girmiyorsa istediği gibi yayın yapsın” ifadesini kullanmıştı.
https://t.co/pwUle5PkMh
⚠️Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde TOKİ şantiyesinde Ali Eren İnşaat'a bağlı çalışan işçiler olarak mücadelemizin 2. günündeyiz.
🗣️ "Hakkımızı almadan hiçbir yere gitmiyoruz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz."
Para alamadığımız için annemizin yanına gidemiyoruz. Yol paramız yok. Çocukları okula gönderemiyoruz, ailemizi göremiyoruz.
Eyleme, haklarımızı alana kadar devam edeceğiz.
⚠️Ali Eren İnşaat’ın ensesindeyiz!
#trabzon #inşaat #eylem #şantiye #vakfıkebir
Turgutlu'da silahlı saldırı gerçekleşen liseyi ve Manisa İl Milli Eğitim Müdürü'nü nereden hatırlıyoruz?
◾️Lise, Mart ayında bir öğretmenin derste Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik hakaret içerikli ifadeler kullanmasıyla g��ndem olmuştu. Öğretmenin tutuklanmasının ardından şikayetleri işleme koyan Eğitim-İş üyesi okul müdür yardımcısı sosyal medyada gericiler tarafından hedef gösterilmişti.
◾️Gazeteci Veyis Ateş’in evinde düzenlenen ve tutuklu Mehmet Akif Ersoy ile avukat Rezan Epözdemir’in de katıldığı tartışmalı doğum günü partisinde kadraja giren isimlerden biri Manisa İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli'ydi. Uğurelli için istifa çağrısı yapılmıştı.
https://t.co/brTriIXH1t
Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde TOKİ şantiyesinde Ali Eren İnşaat'a bağlı çalışan işçiler olarak devam eden eylemimize mahalle halkı da destek gösteriyor, yani başındaki adaletsizliği kabul etmiyor.
🗣️ "Nereden gelirsen gel benim kardeşimsin bana ev yaptın. Ben burayı ayağa kaldıracağım"
🔴Yalnız olmadığımızı biliyoruz, emeğimizin karşılığını alacağız. Geri adım atmayacağız.
#trabzon #inşaat #eylem #şantiye #vakfıkebir #TOKİ
Uyarıyoruz…
Ülkemizi İsrail, ABD ve Suudi Arabistan’ın yanında Yemen savaşına sokamazsınız!
“Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen'i bu hale kimler getirdi? Yemen şu anda ne durumda? On binlerce insan Yemen'de ölmedi mi? Ey Suudi Arabistan, siz önce bunların hesabını verin.”
2019’daki bu sözlerin sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı, şimdi aynı Suudi Arabistan’ın yanında Yemen’e karşı bir savaşta yer almak üzere son derece hevesli açıklamalar yapıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yemen tarafından Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu iddia ederken, “sözümüzün eriyiz” deyip, “Askeri ihtiyaçları özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunu da karşılama yönünde sıkıntımız olmaz” ifadesini kullanıyor.
Öncelikle Hakan Fidan ve AKP iktidarına hatırlatıyoruz.
Meclis’e getirme zahmetinde dahi bulunmadığınız Mekke Anlaşması vesilesiyle, TBMM'den bir karar çıkarmadan Yemen’e karşı saldırıların parçası olamazsınız.
Eğer cesaretiniz varsa anlaşma ve savaş kararını Meclis’e getirin ve halkımızın gözünün içine bakarak “evet” oyu kullanın da görelim.
Ülkemizi Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insanlık dışı, işgalci ve baştan aşağı hukuksuz saldırılarının parçası yapamayacaksınız.
Yeni Osmanlıcı iktidarın, Osmanlı’nın “Yemen hafızasını” diriltmeye çalışmasına asla izin vermeyeceğiz. Türkiye'yi Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'nin Yemen'de işlediği suçun ortağı yapamayacaksınız..
Halkımız, İsrail ve ABD saldırganlığına karşı direnen Yemen halkını katledecek bir onursuzluğun parçası olmayacak, bunu sakın aklınızdan çıkarmayın!
soL Haber’in X hesabının 4. kez kapatılmasına karşı tüm okurlarımızı yeni hesabımızı (@soLPortal2026) takip etmeye, bu paylaşımı yaygınlaştırmaya çağırıyoruz:
ZULA PUB SÜRECİ HAKKINDA
Kafe-bar ve turizm işçilerinin çalıştıkları işletmelerde uğradıkları hak gasplarına dair beyanları derlediğimiz listede Zula Pub da yer almaktaydı. Zula’nın eski kadın çalışanının tarafımıza ulaşan ve listede yer alan ihbarında şu hususlar yer alıyordu: Fail aklayıcılık, mağdur suçlayıcılık, kadının bu konulara dair beyanının ve görüşme talebinin geçiştirilmesi.
Kadın işçinin beyanının paylaştığımız listede yer almasının ardından Zula Bar ile bir dizi görüşme gerçekleştirdik. Görüşmelerde işletme, işçi beyanında yer alan anlatımları kabul etmedi; söz konusu olayda gerekli müdahalelerin yapıldığını ve çalışanların güvenliğinin sağlanması amacıyla gerekli adımların atıldığını savundu. Ancak konuya ilişkin kesin hükümler veremediğimiz ve soruşturmaya konu olması gereken hususlar bulunmakla birlikte, işletmenin olayı ele alışında önemli eksiklikler bulunduğu yönündeki tespitimiz değişmedi.
Buna karşılık, çözüm odaklı bir süreç yürütmeye çalıştık. Beyan sahibi arkadaşımızla yaptığımız değerlendirmeler ve taraflar arasında yürütülen görüşmeler sonucunda, toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve tacize karşı farkındalık ile müdahale kapasitesini artırmaya yönelik bir eğitim/atölye çalışmasının gerçekleştirilmesi konusunda işletmeyle anlaşmaya vardık. Bu anlaşma doğrultusunda ve işletmenin taahhüdü göz önünde bulundurularak Zula Bar ilgili listeden çıkarıldı.
Üzerinde anlaşmaya varılan atölye; kadın ve LGBTİ+ işçiler için güvenli bir çalışma ortamının nasıl sağlanacağı, bu ortamı zedeleyen durumlara ilişkin işçi bildirimlerinde hangi yöntem ve prosedürlerin izlenmesi gerektiği gibi konulara açıklık kazandırmayı amaçlıyordu.
Ancak varılan anlaşmayı kamuoyuna açıklamak amacıyla hazırladığımız metin, işletme tarafından kendisini aklayıcı nitelikte olmadığı gerekçesiyle kabul edilmedi. İşletmenin bu tutumu sonucunda, varılan anlaşma geçerliliğini yitirmiş oldu.
Bu nedenle, meseleyi safhalar hâlinde anlatmaya çalışacağımız bu metni kaleme aldık. Genel bir açıklamayı değil de, meseleyi safhalar hâlinde ele alan bir anlatımı uygun görmemizin sebebi; önlenebilir nitelikte olan belirsizliklerin ve kafa karışıklıklarının önüne geçmektir.
O bayrak bu toprağın gördüğü en büyük devrimin sembolü. Onunla bir derdinizin olması sizi devrimci değil ancak karşı devrimci yapar. Ayrıca nato üyeliğininden çıktıktan sonra da o bayrak var olacak. Tıpkı nato üyesi değilken de var olduğu gibi.
Okurlarımıza sözümüz var: soL Haber susmayacak!
İktidarın talebiyle üçüncü kez soL Haber’in X hesabına erişim engellendi.
“Halka yalan söylemek suçtur!” demiştik yola çıkarken, bir adım bile geri atmayacağımızı yeniden ilan ediyoruz.👇
https://t.co/uiWMqV5cfT
İmamoğlu ile başlayan ve birçok belediye ile devam eden operasyonlar, yolsuzluk vardır-yoktur tartışmasından bağımsız bir biçimde, “seçme ve seçilme hakkına müdahale” anlamına geldiği için güçlü bir itirazı hak ediyor.
Şimdi gündemde tarikatlar var. İktidarın motivasyonu aynı olabilir. Ancak eğer AKP’yi iktidara taşıyan ve orada tutan dinamikleri doğru kavrıyorsanız ve azıcık da olsa Cumhuriyet değerlerini önemsiyorsanız, bir kısım tarikata, evet hadi adını koyalım, bir kısım “muhalif tarikata” dönük operasyonlara aynı mantıkla itiraz edemezsiniz.
Tarikatları haber kovalayan gazeteciyle, siyasi partilerle aynı düzleme yerleştirip, “papazı vermeyecektik” türünden öyküler anlatamayız.
Tarikatların topyekun sorgulanması yerine “zaten varlar bari muhalif olanlar ayakta kalsın” yaklaşımının tercih edilmesi, bir kısım muhalif çevrenin neden zamanında ve belki şimdilerde Fethullahçılara umut bağladığını da açıklıyor.
“Sizin tarikat gerçeğini ortadan kaldıracak gücünüz yok, o zaman onlardan iyisini tercih edeceksiniz” türünden yorumlar yapılmakta. AKP iktidarı ile bu şekilde mücadele edebileceklerine düşünenler var demek ki!
Şu anda “iyi tarikat, kötü tarikat” ayrımından en fazla AKP yararlanır, bunun farkındalar mı acaba!
Holdinglerin sömürü çarkından çıkan pis kokular etrafa saçıldığında ya da iktidar bir sermaye grubuna müdahale ettiğinde, “koşun bizimkilere çökecekler” diye çığlık atmak yerine bütün stratejik sektörlerde devletleştirmeyi savunmak nasıl zorunluluksa, tarikatlar bir nedenle gündeme geldiğinde benzer bir talep ileri sürülmesi de zorunluluktur.
Ha “hayal dünyası”nda geziniyoruz değil mi!
Memleketi iliklerine kadar yağmalayan holdinglerin arasından dost, elbirliği ile laikliği yiyip bitirip iktidar ve rant alanlarını kendi aralarında paylaşan tarikat ve cemaatlerden kurtarıcı aramak ise gerçekçi politika!
Bizim hayallerimiz, böylesi bir gerçekçilikten daha akılcıdır, kusura bakmayın.
İspanya İşçileri Komünist Partisi: Göçmen işçi sınıfı günah keçisi olamaz
Fas'tan İspanya'nın Afrika'daki toprağı Sebte'ye (Ceuta) geçmeye çalışırken yaşamını yitiren göçmenlerin sayısı 88'e yükseldi.
İspanya İşçileri Komünist Partisi (PCTE), Fas hükümetinin göçmen nüfusunu bir siyasi baskı aracı olarak kullanmasını kınarken, İspanyol hükümetinin ve Avrupa Birliği'nin sorumluluğuna dikkat çekti.
Açıklamada "İşçi sınıfı için ırkçılık, yabancı düşmanlığı ya da çalışanlar arasındaki rekabet üzerinden elde edilecek olumlu bir sonuç yoktur. Başarı ancak sömürümüzden kâr sağlayanlara karşı örgütlenme ve ortak mücadele ile mümkündür" denildi.
https://t.co/V2U5gJ4HXd
Siyasetçiyi din sömürüsü yaptığı için eleştirmek mi AKP'lilik; siyasal İslamcıların yolundan gidip din sömürüsünü savunmak mı?
6 Ok'un laikliği biraz da sizin sayenizde diş kürdanı muamelesi görüyor. Çiğnetmeye ne meraklısınız.
Onlar köprüye, binalara terör örgütü NATOnun ve katil ABD'nin bayrağını yansıttılar, 80 bin görevliyle Ankara'yı ablukaya aldılar, TKP ülkenin bayrağı ve emekçilerin bayrağı ile o ablukayı kırıp Ankara'nın kalbinde Katil NATO katil ABD dedi. Yurtseverlik işte budur.