Çorum'da pazarda aldığı havuç çürük çıkınca vatandaş, pazarcı tarafından; "S..r git" denerek kovuldu.
O sırada belediye başkanına denk gelen yaşlı kadın, pazarcının tezgahına belediye başkanıyla gitti:
Beni uzun süredir takip edenler bilir ki (aralarında 10-15 yıllık olanlar var) iç siyasetten çoğunlukla uzak durmuşumdur.
Çünkü %90'ı manipülasyon ve tamamen toplumu oyalamaya/uyutmaya yöneliktir.
Ancak şu realiteyi çok net belirtmeliyim:
CHP'nin iktidara geldiği bir Türkiye'de iç savaş kaçınılmaz gözüküyor.
Neden biliyor musunuz?
Çünkü Erdoğan kendi kitlesini her daim kontrol edebildi ve hala da edebiliyor.
Ancak CHP'nin etrafında;
Siyasal Alevicisinden tut DHKPC'lisine,
MLKP'lisinden tut LGBT'lisine,
İttihatçısından tut azılı Kemalistine,
İslam düşmanından tut Siyonist sevdalısına kadar,
Binbir çeşit harici yapı dolanıyor ki,
Eğer olur da CHP iktidara gelirse bu yapıların büyük bir kısmını asla kontrol edemeyecektir, çünkü çok net kan istiyorlar.
Evet,
Delicesine, hunharca bir intikam/kin meselesi bu.
Başörtülüsünden muhafazakarına, milliyetçisinden devletçisine, sunni müslümanından kürdüne kadar intikam almak için zaman kollayan milyonlarca bilenmiş diş.
Gençlik haberiniz olsun,
İstanbul Üniversitesinde okumanız için sınava girmeniz yeterli. Taban puanınız tutmasa da istediğiniz bölüme kaydınızı yapıyorlarmış. Emsal var. Hatta Zimbabwe üniversitesinden geçiş hakkınızda var. Bırakın başka üniversiteyi, Somali lisesinden de yatay/dikey/çapraz geçiş yapmak serbest. İstanbul Üniversitesine geçiş yapmanız için özel bir şart yok. Başvurun yeter.
Emsal :
İmamoğlu’nun usulsüz yatay geçişi. 390 puan almasına rağmen, YÖK tarafından tanınmayan bir okuldan taban puanı 470-490 olan bölüme yerleştirmeleri eylemi sabit.
Erkem mi, Mansur mu?
Sabah uyandınız ki, ikisi de buhar olmuş! Hatta Özgür de yok olmuş!
Ne değişir?
Yahu KK gibi bir karikatürün bile yüzde 48 oy alabildiği bir ülkede mezarlıktan ölü, tımarhaneden deli getirip aday yapsalar aynı oyu hatta daha fazlasını alır. Bakın son 12 yılda halk dönüştürüldü. İyi/kötü, doğru/yanlış algıları tersyüz edildi. Yasadışı propaganda ve algı mühendisliği ile 18-35 yaş altı seçmenin çoğu Erdoğan nefretiyle dolduruldu.
Tehlike artarak devam ediyor. Muhalefet devlete olan düşmanlığını açık açık söylüyor ve seçmeninden zerre tepki yok. Siz hâlâ "Ekrem mi Mansur mu" şeklinde boş tartışmalarla sosyal medyada tombalak aşıp duruyorsunuz. Ekrem, Mansur, Ahmet, Mehmet ne farkeder!
Beyler! ülkenin diğer yarsının oyunu alan bir yapı ülkeye düşmanlığını alenen ilan edebiliyor ki ediyor; o ülkede rejim iflas etmiştir. O ülkede seçim meçim yapılamaz. Başta Cumhurbaşkanı'nın kadrosu olmak üzere vatansever siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler bu aymazlık uykusundan derhal uyanmalıdır.
Bırakın palavrayı!
Daha düne kadar başörtülü kızların-kadınların öğrenim ve çalışma haklarını hunharca gasp ettiniz.
Dipçikle-tankla, yasakla-tenkille-İstiklal Mahkemeleri ve askeri ihtilallerle halkın üzerine çöktünüz.
Özgürlük ve bilim diye en pespaye despotizm pazarladınız!
Kürtçülerin asgari düzeyde istedikleri çözüm:
Doğu tamamen bizim, batı hepimizin,ortak
Doğuda tamamen Kürtçe, batıda iki dil.
Doğudaki kaynaklar sadece doğunun, Batı’dakiler ortak.
Doğudaki devlet için sadece bölge halkı oy kullanacak, batıdaki için herkes oy kullanacak.
Siyasal İslamcılar bizi dinden soğutuyor diye bir söylemi var muhaliflerin. Siyasal İslamcılar dedikleri de herhangi bir şekilde yönetimde söz sahibi olmak isteyen, herhangi bir konuda hakkını arayan bütün Müslümanlar. Başörtüsü ile okula gitmek isteyen genç kız, siyasal İslamcı mesela, parti kuran, Kemalizmi eleştiren, Atatürk ilkeleri dışında bir ilkesi olan Müslüman, siyasal İslamcı onlara göre. Şapka tak deyince şapka takan, başını aç deyince başını açan Müslümanlar olmamızı istiyorlar. Eğer olmazsak da İslam’dan soğuyorlar. Yani onların İslam’dan soğumaması için bizim İslam’dan soğumamız gerekiyor. Tabi bizim, Kemalist rejimden ve Atatürkçülükten soğuma hakkımız yok bu düzende. Atatürkçüler ne yaparsa yapsın biz Atatürk’e ve rejimine saygı göstermeli, biat etmeliyiz. Mesela bin senelik İslam memleketinde İslam’a küfür edene hiçbir şey olmazken Atatürk’e biraz ağır eleştiri yönelten süründürülüyor ve devlet eliyle itibarsızlaştırılıyor. Bir de düşünce özgürlüğü söylemini maalesef hala bunlar ellerinde tutuyor. Düşünce özgürlüğü sınırını Atatürk’ü dışarıda bırakarak çizmişler. Hiçbir CHP’liyi Atatürk’ü eleştiren birisinin düşünce özgürlüğünü savunurken göremezsiniz mesela. Çünkü Atatürk, onların işledikten sonra saklandıkları panik odasıdır. Yolsuzluk yapan da, karısını döven de, dine, diyanete, millete söven de hemen kaçıp oraya saklanır ve kurtulur. AK Parti henüz bu sorunu çözemedi çünkü AK Parti sorunu sistemin içinde kalarak çözmeye çalışıyor. Her yaptığı hamlenin seçimde oylanacağını biliyor. Sistemi kuran Atatürk ise bu rejimi, hesap verme kaygısı olmadan kurmuştu. Kurduktan sonra da hem yargı hem de eğitim sistemi marifetiyle kapısını kilitledi. 100 senedir altı yaşından itibaren Kemalist propagandaya maruz kalan bir halk var ortada. Nereye baksa bir kaç metre yükseklikte Atatürk heykeli görerek büyüdü bu halk. Ne zaman uyanır gibi olsa Atatürkçü ordu tarafından kafasına vurularak tekrar uyutuldu. İşte AK Parti Atatürk’ün aksine halkın meşru gücü ve iradesi ile yapmaya çalışıyor devrimi. Bazılarınız bunu yanlış bulabilir ama bence bu doğru olan yöntemdir. Halka rağmen yapılan Kemalist devrimin sonuçları ortada. 100 seneyi bulmadan takla attı ve bugün yok olmamak için Müslümanlardan sonraki en büyük düşmanları olan bölücü Kürt hareketinin kucağındalar. Bir ideoloji için ne kadar utanç verici bir durum değil mi? Mesela çocukluğumuzdaki o sert Kemalistler yok artık ortada farkındaysanız. PKK sizi tükürüğünde boğar diyen teröristlerin tükürüğünü “emcükleyen” soytarılar var. Kimse artık CHP’de üç tane Kemalist ismi sayamıyor. Kemalizm yıllardır tek marifeti sokakta Suriyeli gariban dövmek olan zaferci sokak çeteleri tarafından temsil ediliyor. Konserlerde, statlarda atılan sloganlara bakmayın. Bağıranların yarısından çoğu cumhuriyetin kuruluş tarihini bile bilmiyor. Atatürkçülük artık üç beş cümlelilik sloganlara dönüştü. 2024 yılı 1930’a sığmıyor. Bütün beşeri sistemlerin kaçınılmaz sonunu yaşıyor Atatürkçülük. Yani aslında dinden soğumuyorlar, her faninin ölürken yaşadığı üşüme hali o hissettikleri.
Emekli milletvekili maaşları ivedilikle kaldırılmalıdır…
Büyükşehirlerdeki muhtarlık uygulamaları ivedilikle kaldırılmalıdır…
Devlet kurumlarındaki genel müdür ve daire başkanlarının makam araçları ivedilikle kaldırılmalıdır…
Vakit; Merkezi bütçeye sahip çıkma vaktidir… 🇹🇷
Hiçbir HDP'li DEM'li Anıtkabir'e gitmez
Hiçbir DEM'li Atatürk'e dua etmez
Hiçbir DEM'li milli bayramları kutlamaz
Hiçbir DEM'li evine ofisine parti binasına Atatürk portresi asmaz.
Ama CHP DEM'e asla toz kondurmaz. İttifak yapar.
Sonra da Atatürkçü geçinir!
Oturduğu koltuğu;
Siyasi tarihlerinde bir kez Anıtkabir'de görülmemiş, hiçbir anmaya katılmamış. Türk Bayrağı'nın önünde fotoğraf bile vermekten hazzetmeyen
Aksine Atatürk'e hakaret edenlere borçlu olanlar;
Kulakları çekilir diye onlara tek kelime edemiyor
Durum bu
Geçiniz
Kardeşlerim!
Kimse için kimseye küfür etmeyin!
100 senedir susturulduk evet ama ‘haklılığın şehveti’ ile konuşamayız, başımızı belaya sokarız.
Onlar çakallarına sahip çıkarken,
Siz aslan da olsanız size sahip çıkılmaz.
“Hırsınız kadar değil, alacağınız netice kadar saldırın.”
Hiç onlara kızmayın. Onlar size en çok küfredeni “onur konuğu” yapıyorlar.
Siz ise sizin için canla başla çırpınan herkesi sahipsiz bıraktınız. Kızacaksanız kendinize kızın.