2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
“Bu yaşanan sarsıntılar, bu yaşanan abluka, bu yaşanan skandallar insan haklarına tümüyle aykırıdır.
Türkiye'yi altüst etmenin yanı sıra, sadece ülkeyi altüst etmek değil, aynı zamanda ekonomik, sosyolojik, psikolojik bedelleri bu millet çok ağır olmuştur.”
📍 Silivri / Casusluk Davası
Manisa Turgutlu ilçemizden gelen acı haber, hepimizi derinden yaraladı.
Bir lise önünde meydana gelen silahlı saldırıyla ilgili, sabahın ilk saatlerinde Manisa Valimiz Vahdettin Özkan ve Turgutlu Belediye Başkanımız Çetin Akın ile telefonla görüşerek bilgi aldık, ardından milletvekillerimizden oluşan bir heyeti görevlendirdik.
Milletvekillerimiz; Murat Bakan, Deniz Yücel, Bekir Başevirgen ve Suat Özçağdaş bölgede gerekli incelemelerde bulunuyor ve yaralılarımızın sağlık durumlarını yakından takip ediyor.
Yaralılarımıza acil şifalar diliyor, ailelerine ve memleketime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Daha önce de okul ve öğrenci güvenliği konusunda defalarca uyardık, somut öneriler sunduk. Okul içinde ya da önünde yaşanan şiddet vakaları artık münferit olaylarla izah edilemez.
Bir anne baba çocuğunu okula gönderirken, “Acaba güvende mi?” diye düşünüyorsa, ortada görmezden gelinemeyecek bir güvenlik sorunu ve yerine getirilmeyen bir kamu sorumluluğu vardır.
Yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların ve sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin ortaya çıkarılması için sürecin takipçisi olacağız.
Bugün tam 13 ayrı davanın muhatabıyım. Bunların 12'si ceza davası, biri idari yargı davasıdır.
Peki bunlar ne zaman yaşanıyor?
İktidarın karşısında 4 kez seçim kazanmışken, milletimizin teveccühüyle ana muhalefetin Cumhurbaşkanı Adayı olmuşken…
Şimdi lütfen kendinizi benim yerime koyun. Beraat ettiğiniz bir dava var. Yargı ve siyaset oyunlarıyla, bu davada tekrar hakim karşısına çıkarılıyorsunuz.
Üstelik hakim sadece ifade alacak. Çünkü dava, ifade alınmadığı için bozulmuş. Yani esas değil usül meselesi.
Bu esnada, beraat veren hakim hemen değiştiriliyor. Yeni atanan hakim beraat kararını yok sayıyor ve 2 yıldan fazla hapis cezası veriyor ki siyaset yasağı da gelsin.
Tuzla davasının özeti budur ve tam bir skandaldır.
Bu asla tesadüf değildir. Bütün davalarımda hakimler değiştirildi. Müdahale edilen mahkemelerin “Türk Milleti adına” değil, siyaset ve bir kişi adına karar verdiğine artık şüphe yoktur.
Tuzla skandalı; bunun son, açık ve sarih kanıtıdır. Böyle bir düzenden kimse adil bir yargılama beklemesin.
Yüksek yargı camiasını, hakim ve savcıları tarihi bir sorumlulukla düşünmeye davet ediyorum.
Millet şahidimdir!
9 Eylül 1922, işgale boyun eğmeyen milletimizin zafer tarihidir.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Cumhuriyet’e, bağımsızlığa ve bu toprakları bize vatan yapan kahramanların mirasına sonuna kadar sahip çıkacağız.
İzmir’in kurtuluşunun 104. yılı kutlu olsun. 🇹🇷
Görevlerini kamu yararı gözeterek yürüttüğüne inandığımız İBB meclis üyemiz ve çalışma arkadaşlarımızın tutuklanması hepimizi derinden yaraladı.
Masumiyet karinesinin korunması gerektiğini, tutuksuz yargılamanın esas olduğunu ısrarla vurguluyoruz.
Hakikatin en kısa sürede ortaya çıkacağına, adaletin tecelli edeceğine inancımızı koruyoruz.
Arkadaşlarımızın yanındayız.
Şampiyon Türkiye! 🇹🇷
2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda İtalya’yı 3 - 2 mağlup eden Atatürk’ün kızları A Milli Kadın Voleybol Takımımızı ve tüm ekibimizi yürekten kutluyorum.
Sol yanımı toprağa verdik.
Atamı, babamı, canımı dostlarla birlikte son yolculuğuna uğurladık.
Yanımızda olan, yüreğiyle bize iştirak eden, arayan, soran herkese teşekkür ederim.
Mekanın cennet olsun babam.
Allah ebediyete intikal eden tüm babalarımıza rahmet etsin.
Yaşayan tüm babalarımıza Allah uzun ömür versin.
Tarihler tutmadı, rakamlar tutmadı, iftiracıların beyanları birbirini yalanladı.
Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı.
Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı.
Evet, canlı yayını istiyorum.
Hem de misliyle istiyorum. Başladığı ilk günden bugüne geçmiş duruşmalar da yayınlansın.
Her milimi yayınlansın, millet izlesin.
Vira Bismillah!
Balıkçılık sezonunun; alın teriyle ekmeğini denizden çıkaran tüm balıkçılarımız için bereketli, kazasız ve bol kazançlı geçmesini diliyorum.
Rastgele…
“Söylemek istediklerimi tam olarak anlatamadım. Sözüm defalarca kesildi, ertelendi, unutulmaya bırakıldı. Günü geldiğinde de susma hakkımı kullandığım iddia edildi, tutanağa geçirildi.
Ama bir insanın sözü, dört duvar arasında durdurulabilir mi?”
Bu sözlerle duyuracaktım ve 30 Ağustos’ta raflarda olacaktı “Millet Şahidimdir”
Millet olduğu sürece sesim kısılamaz.
Bu topraklar; azimle, inançla, mücadeleyle kazanıldı.
Bugün o mirası yaşatmak, geleceğe daha güçlü, daha aydınlık bir Türkiye taşımak hepimizin sorumluluğu.
30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.
Millet şahidimizdir!
Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun sosyal medya hesapları defalarca engellendi.
Sesi, görüntüsü, resimleri, posterleri yasaklandı.
Şimdi de mahkemede yaptığı savunmasının yer aldığı kitap hakkında yasak ve toplama kararı alındı.
Siyasi rakibini baskıyla engelleyeceğini sanan, darbe dönemini aratmayan uygulamalar ile her gün yeni utançlara imza atan ceberrut iktidarı göndereceğiz.
Zulme teslim olmayacağız!
Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
Görev süremizin yarısını geride bırakırken, söz verdiğimiz projelerimizin yaklaşık %50’sini hayata geçirip, %30’luk kısmına devam ediyoruz. Kalan kısmını da görev sürecimizde aynen tamamlamış olacağız. Ayrıca vaat ettiğimiz projelerin haricindeki birçok projeyi de hayata geçirdik.
Söz verdiğimiz gibi Yomra’yı Karadeniz’in incisi haline getirdik. Bununla yetinmeyerek, ilçemizin marka değerini her geçen gün daha da yukarı taşımaya kararlıyız.
Bize inanan ve güvenen hemşehrilerimizi çalışmalarımızla bugüne kadar mahcup etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz.
Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun tutuklanması, hakkını arayan bütün emekçilere verilmek istenen açık bir gözdağıdır.
İşçinin hakkını vermeyip, hakkını isteyen emekçiyi susturmaya kalkmak; Ak Parti’nin kara düzeninin geldiği noktadır.
Kimse emeği sahipsiz, emekçiyi yalnız sanmasın.
Madencilerin alın terinin karşılığı kuruşu kuruşuna ödenene, mücadele arkadaşları özgürlüğüne kavuşana kadar bu meselenin takipçisi olacağız.
Gökay Çakır ve Başaran Aksu masum emekçilerdir, ikisi de derhal serbest bırakılmalıdır.