Bir adam, bayramda gelen misafirin yaptığı patavatsızlığı anlattı:
“Bayramda bir misafir geldi. Gelenler de babamın alışveriş yaptığı pazarcı ve ailesi.
Beni hayatında ilk kez gördü. Otururken babama ‘Bu en büyük mü? Evlenmedi mi?’ dedi.
Babam geçiştirici cevaplar verdi ama adam ‘Bu adam 40 yaşında. Senin şimdi burada 10-15 yaşlarında torunlarının geziyor olması lazımdı’ dedi.
Bu adam pazarcı. Bilgi ve görgü seviyesi düşük bir insan ve bizim bayramımızın içine etti ve gitti.
Sen 3 tane çocuk yaptın da onlara nasıl bir hayat sunabildin?”
Etrafınızda yeni doğum yapan bir arkadaşınız, akrabanız varsa ne hediye alacağım diye düşünmeyin. Arayın ve “size gelip 2-3 saat bebekle ben ilgileneceğim, o esnada da sen uyuyabilirsin” deyin. Eğer yanında bir yardımcısı yoksa bu teklifiniz dünyalara bedel olacak, emin olun 👌🏼
Beni en çok yaralayan bu ailenin hikayesi oldu.
3 çocuğu olmasına rağmen D.Türkistanlı yetim bir kızı evlat edinmişler ve onu kendi çocuklarından ayırmadan tatile götürmüşler.
Rabbim seni yetim ve aynı zamanda yetimlerin babası olan Muhammed Mustafa’ya (as) komşu kılsın. Amin,
Hataylı depremzededen Murat Kurum'a:
"Annemi babamı kaybettim. 50 milyon dolarlık malıma devlet el koydu. Rezerv alan ilan ettiniz. Arazime 404 dükkan yapıldı. Bana 1 dükkan verilmedi.
Ben AKP üyesiyim, bana bu yap��lıyorsa vatandaşa neler yapılıyordur."
Kahramanmaraş’ta konteynırda kalan depremzede, kar yağışının ardından isyan etti:
“Hükümet sesimi duy! Karda kışta ölmüşüm, isterseniz Silivri’ye götürün beni.”
Kadınlar ölüyor,çocuklar tacize uğruyor.
Açlık ölüm getiriyor.
Gündem her gün değişiyor.
Gerçek gündem geçim geçim.
Gerçek gündem Adalet Adalet.
Gündemi değiştirmek isteyenlere karşı duranlara selam olsun.
Bu akşam Köfteci Yusuf’a gittik. Yer bulmak için sıra bekledik.
Köfte, et döner, tavuk, kuşbaşı her şey tükenmişti. Sadece hamburger ile sucuk vardı.
Hükümet güvenirliğini o kadar kaybetmiş ki, millet şu düşünce ile Yusuf’a hücum etmiş:
“Bunlar domuz eti var diyorsa YOKTUR.”
Ölüyoruz, katlediliyoruz, taciz ediliyoruz, korkmadan yürüyemiyoruz.
Dün bir polis vuruldu, akşamına bir kız sokak ortasında taciz edildi, sabahına 19 yaşındaki uyuşturucu bağımlısı biri, 19 yaşındaki 2 genç kızı katletti, öğlen biri trafikte dehşet saçtı.
Artık yeter dedikçe, daha fazlasını yaşıyoruz.
Kahrolmaktan ciğerimiz soldu.
Peki ne yapılıyor?
Bu şiddet, cinnet hali ne zaman son bulacak?
Günlerce kahrolduğumuz, etkisinden yıllarca çıkılamayacak trajediler ertesi gün bambaşka bir dehşetin gölgesinde kalıyor.
Biz ise; Devletin, adaletin, huzurun gölgesine ihtiyaç duyuyoruz.
-Ufacık bir çocuk yasak bir aşkı gördü diye öldürülmez.
-Hadi öldürüldü diyelim, bizzat ailesi tarafından bu cinayet örtbas edilmeye çalışılmaz.
-Hadi aile de psikopat, hasta diyelim, bütün olarak bir köy böyle bir vahşete sessiz kalmaz.
-Diyelim köylü de korkudan sustu, Aynı köylü 20 kadar fake GSM hattı ayarlayıp, gizli görüşmeler yapmaz,
Onlarca yanlış ihbarda bulunarak jandarmayı oyalamaya çalışmaz.
-Hadi diyelim köy ahalisi tümden birlik olup devleti kandırmaya, vahşi cinayeti örtmeye çalışıyor, koskoca devlet bir koca ayda, k.ç kadar köydeki bir vahşeti aydınlatamayacak kadar aciz olmaz. 3-5 köylü tarafından manipüle edilip, şamar oğlanına dönmez.
Bizimle dalga geçmeyin, böyle saçma bir hikaye olmaz, olamaz.
Hepimizin kafasındaki o şüphe konusunda büyük ihtimalle haklıyız.
Narin cinayeti, sadece bir cinayet değil ve üstü örtülmeye çalışılan Narin'i kimin neden katlettiği değil.
Çok yüksek ihtimalle bu vahşetin ardında toplumu ve devlet otoritesini sarsacak derecede büyük, karanlık bir skandal var ve Narin cinayeti bal gibi de politik.
Cinayeti açıklığa kavuşturmayan irade de bu üst düzey politik aklın bizzat kendisi.
Magazinsel haberlerin hepsi bu skandalı örtmek amacıyla düzenli bir şekilde, bilinçli olarak pompalanıyor, asıl korkunç gerçek sulandırılıyor.
Gerçekler ortaya çıkıncaya kadar, o köyde neler olduğunu sormaktan asla vazgeçmeyelim.
#NariniUnutmaTürkiye