Özgür Özel:
"Tom Barrack, 'Trump çok akıllı, Erdoğan'a meşruiyet veriyor, her istediğini alıyor' diyor.
Nadir toprak elementlerini sattı, Boeing'leri aldı, pahalı gaz aldı, Trump'ın oğluna ne söz verdiyse yaptı. 19 Mart Darbesi'nden önce icazet aldı."
Ece Üner: Mutlak Butlan değil mutlak katlan
"Halkın, millet iradesine rağmen devlet aklı tarafından yönetilmesi isteniyor
Sizin aklınız ermez, devlet aklı var siz yeterki itaat edin deniyor
Barrack, Meşruiyet değil, meşrutiyet de değil, mutlakiyet işaret etmişti Türkiye için"
Murat Ağırel, butlancıları kepaze etmiş
“Muhalefet coşmuş, umutlar yeşermiş, ülkenin geleceği değişmek üzereyken sen çıkıp var olan umutları yok etmeye çalışıyorsun
Sana karşı çıkanları da fetöcülükle, tutukluları da hırsızlıkla suçluyorsun
Kul hakkına girdin bilesin”
@lubeayar Saygıdeğer @lubeayar hanımefendi ; 3 Temmuz süreci ve sonrasında mevcut iktidarın ve liderinin aleyhimizde nasıl kahredici bir duruş sergilediğini görüpte iktidara yakın Hakan Safi beyi desteklemeniz aynı şekilde kahredici inanın 😟
@lubeayar Bizi kurtaracak tek seçenek Aziz Yıldırım'ın çevresinde kenetlenmektir Sayın @lubeayar ! Sizin cesaretinizi, Fenerbahçe'mizi savunuşunuzu çok beğeniyorum ama şahsen ben zamanında Aziz Yıldırım gitmeli artık diyenlerden olduğum için çok pişmanım. Siz de o pişmanlığı yaşamayın.
4 Nisan 2015’te Futbol Takımımızı Taşıyan Otobüse Yönelik Gerçekleştirilen Saldırıya İlişkin Süreç Hakkında
2015 yılında Rizespor maçı dönüşü Trabzon’da Futbol A Takımımızı taşıyan otobüse yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı, yalnızca Kulübümüze değil; Türk sporuna ve toplum vicdanına yönelmiş kabul edilemez bir saldırı olarak hafızalara kazınmıştır.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, bu sürecin ilk günden itibaren takipçisi olduk, aradan geçen yıllara rağmen adaletin tam anlamıyla sağlanması yönündeki beklentimizi her platformda kararlılıkla dile getirmeyi sürdürdük.
Bugün kamuoyuna da yansıyan, dosyanın yeniden değerlendirilmesine yönelik gelişmeyi bu anlamda önemli ve kıymetli buluyoruz.
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’in konuya ilişkin gösterdiği hassasiyet ve ortaya koyduğu yaklaşımın, kamu vicdanının rahatlatılması ve adaletin eksiksiz şekilde tecelli etmesi adına büyük önem taşıdığına inanıyor; kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, sürecin bundan sonraki aşamalarını da aynı hassasiyet ve kararlılıkla takip etmeyi sürdüreceğiz.
Fenerbahçe Spor Kulübü
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
Türkiye’de artık vatandaş denize girmiyor…
Denize alınıyor…
Bir zamanlar sahiller kamunundu…
Şimdi kapısında fedai gibi duran görevlilerin…
Bir şezlong koyuyorlar…
Bir halat çekiyorlar…
Bir çit dikiyorlar…
Sonra denizi satmaya kalkıyorlar…
Deniz ne zamandan beri tapulu mal oldu…?
Kıyılar bu ülkenin insanınındır…
Üç beş işletmecinin değil…
Ama bugün Bodrum’da olan yarın her yerde olacak…
Önce küçük bir alan çevrilir…
Sonra “müşterilere özel” denir…
Sonra giriş paralı olur…
Sonra vatandaş kendi ülkesinde denize bakıp geri döner…
Adına da turizm derler…
Bu turizm değil…
Kamusal alan işgalidir…
Daha kötüsü ne biliyor musunuz…?
İnsanlar artık buna alışıyor…
Çünkü Türkiye’de en tehlikeli şey hukuksuzluk değil…
Hukuksuzluğun normalleşmesi…
Belediyeyi ararsın ulaşamazsın…
Bakanlığı ararsın cevap yok…
İşletmeye sorarsın “kurallar böyle” der…
Hangi kural…?
Kimin kuralı…?
Kıyı Kanunu diye bir şey var…
Ama belli ki bazı yerlerde kanundan daha güçlü olan şey kasa…
Para vermezsen kum yok…
Para vermezsen gölge yok…
Para vermezsen deniz bile yok…
Böyle ülke olur mu…?
Yavaş yavaş halk plajları dışında her yer küçük derebeyliklere dönüyor…
Bugün sahile zincir çeken…
Yarın sokağa da fiyat biçer…
Hukukun olmadığı yerde önce fırsatçılar gelir…
Sonra küçük mafyatik düzenler kurulur…
Ve en acısı…
Vatandaş kendi memleketinde misafir muamelesi görür…
💥En kısa zamanda halkın yüzme hakkına tecavüz eden otel lokanta ve bilimum yerleri isim isim yayınlamaya çalışacağım
Fenerbahçe Atina ya Final Four ‘a gidiyor…
Yine gidiyor…
Ancak yine sadece sevdalıları ile tek başına gidiyor…
Bakın TV lere ne konuşuyorlar?
Hak verirsiniz…
Giden bir başka Türk takımı olsaydı;
Milli dava olurdu…
"Mora'daki soykırım, ancak öldürecek başka TÜRK kalmadığında sona erdi."
İskoç tarihçi ve yazar William St. Clair
-"Mora TÜRK'leri, 23 Eylül 1821 yılında yunanistanlılar tarafından büyük bir soykırıma uğradı."
"Yaklaşık 45 bin TÜRK rumlar tarafından acımasızca katledildi. Yunanistan sahte raporlar hazırlasa da, Avrupa “Soykırım” olarak tanıdı TÜRK'lere yapılan bu vahşeti."
"Bütün dünya yine sustu, çünkü ölenler TÜRK’tü!"
#TripoliçeSoykırımı
#MoraSoykırımı
Katledilen Türk köylülerinin naaşlarının doldurulduğu mağaranın önünde Yunan 11. Tümen askerleri.
Ağır koku yüzünden burunlarını kapatıyorlar.
İznik, 1921
Unutma!
Yıldıray BJKartal rumuzlu bir Beşiktaşlının Aziz Yıldırım yazısı;
......
Ben Aziz Yıldırım’ı istemeyen Fenerbahçelilere gerçekten anlam veremiyorum.
Çünkü mesele sadece saha içi değil. Mesele, Türk futbolunda kurulan düzene karşı kimin gerçekten dik durabildiği.
Bugün bakıyorsunuz;
Galatasaray eski Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur, “Kara Para aklama” iddiasıyla tutuklandı.
Galatasaray'ın asbaşkanı Rezan Epözdemir’in adı ise “rüşvet”, “casusluk” ve FETÖ bağlantılı soruşturmalarla gündeme geldi.
Galatasaray'ın Genel Sekreteri Eray Yazgan’ın adı yasa dışı bahis dosyalarında geçti.
MeritKing, Maydonoz Döner gibi sponsorluk tartışmaları günlerce konuşuldu.
Galatasaray çevresinde çıkan sponsorluk tartışmaları, yasa dışı bahis iddiaları, soruşturmalar, siyasetle kurulan yakın ilişkiler sürekli gündeme geliyor.
Dursun Özbek’in Murat Kurum’a verdiği açık destekler, Süleyman Soylu ile görüşüldüğü yönündeki iddialar, Florya projeleri üzerinden dönen tartışmalar kamuoyunda konuşuluyor.
Ama insanların asıl dikkat çektiği nokta şu:
Bu kadar tartışmaya rağmen kimse gerçekten dokunabiliyor mu?
İnsanlar bugün Türk futbolunda bazı yapıların korunduğunu düşünüyor. Hakeminden medyasına, federasyonundan bazı yargı süreçlerine kadar ciddi bir güven problemi oluşmuş durumda.
İşte Aziz Yıldırım’ın farkı burada ortaya çıkıyor.
Aziz Yıldırım hiçbir zaman korkan bir adam olmadı.
Federasyona karşı çıktı.
Medyaya karşı çıktı.
Siyasete karşı çıktı.
Ve en önemlisi, FETÖ yapılanmasına karşı en sert duran isimlerden biri oldu.
2011 sürecinde herkes susarken Aziz Yıldırım geri adım atmadı.
Cezaevine girdi ama boyun eğmedi.
Yıllar sonra o kumpas davalarının nasıl kurulduğu ortaya çıktı.
Bu yüzden bugün birçok insan Aziz Yıldırım’ı sadece eski bir başkan olarak görmüyor.
Onu, Türk futbolunda belli yapılara karşı direnebilen son güçlü figürlerden biri olarak görüyor.
Hatta bana göre Galatasaray düzeninin en büyük korkulu rüyası Aziz Yıldırım’dır.
Çünkü Aziz Yıldırım olduğunda herkes bu kadar rahat hareket edemiyordu.
Ve onun şu sözü bugün hâlâ çok şey anlatıyor:
“Her zaman korkmadan yaşayın ve doğru bildiklerinizi her zaman söyleyin. Çünkü korkmadan yaşayanlar bir gün ölür, korkarak yaşayanlar ise her gün ölür.”
Sayın @IBBcozummerkezi@tcbeykoz@Beykoz_Bld Merkez Mahalle ve Yalıköy Mahallesi arasında kalan bu mükemmel manzaralı sahil Beykoz'a ait değil mi sayın yetkililer ! Bu mezbelelik, unutulmuşluk ne zaman bitecek? Niçin hiçbir yetkiliyi burada göremiyoruz? Muhtar dahil !