Köln Dom'un asırlık taşlarının önünde birkaç saniyelik ömrü olan baloncuklar ve onların peşinde koşan bir çocuk.
Bir yanda zamana meydan okuyan tarih, diğer yanda anın tadını çıkaran çocukluk.
Bazen bir çocuğun neşesi, koca bir meydanın ruhunu değiştirmeye yetiyor.
#KölnDom
Hollanda'nın #Giethoorn kasabası aklımda kaldı.
Tekneyle kanallar arasında dolaşırken, Avrupa'nın alıştığım şehir dokusundan uzaklaşıp daha doğal ve huzurlu bir atmosferin içine girdim.
Masalsı görünümü, sakinliği ve kendine özgü mimarisiyle beni gerçekten etkileyen bir yerdi.
Ama bir kez daha anladım ki benim meskenim şehirler değil, dağlar. İnsan eli değmemiş doğa, sonsuz ufuklar ve sessizlik bana her zaman taş duvarlardan daha yakın geliyor.
Güzel bir ziyaret, güzel anılar ve birkaç kare... Ama aklım yine dağlardaydı.
Kısa bir Kopenhag ziyareti...
Kopenhag güzeldi; düzenli, sakin ve kendine has bir karakteri vardı. Uzun zamandır görmek istediğim şehirlerden biriydi.
+
Kıraç’ın seslendirdiği "Eşeği Saldım Çayıra" türküsü, aslında 16. veya 17. yüzyılda yaşamış olan Bektaşi ozanı Kazak Abdal'a ait köklü bir taşlama (eleştiri/hiciv) şiiridir.
Fotoğraf: Niğde Fesleğen köyü yaylarından...
Beyazın içinde küçücük ilerleyen biz, aslında ne kadar büyük bir huzurun içindeydik.
Zirveye vardığımızda rüzgarla karşılaştık. Öyle bir rüzgar ki… Sadece esmiyor, seni içine alıyor. Ayakta durmak zor, ama hissettirdiği özgürlük tarifsiz.
Şapkam uçmuş, farkında bile değilim...
Aynı gün içinde kışı da gördüm baharı da.
Dağlar bana hep şunu hatırlatıyor: Hayat aslında sade… Saf… ve olması gerektiği gibi.
Ve her adımda içimden geçen tek şey:
Şükür.
Çünkü o an ben doğanın kendisiyim.
İniş ise bambaşka bir hikaye… Çocukluğuma döndüm. Karın üstünde kayarak, bağırarak, gülerek indim aşağı. Islandım, üşüdüm ama içim sıcacık oldu.
Aşağılara indikçe doğa değişti… Kar yerini çiçeklere, sessizlik yerini coşan derelere bıraktı.
23 Nisan sabahı, gün daha yeni doğarken düştük yola…
17 kişi, tek bir ruh gibi Melendiz Dağları’na doğru yürüdük.
Her adımda şehir geride kaldı, sesler sustu. Sadece nefesimiz,toprağın kokusu ve doğanın sesi kaldı. Yükseldikçe karla buluştuk… Nisan ayında zirvede hâlâ kış vardı
Bazı gözler sadece bakmaz, anlatır…
Şaziye’nin gözlerinde; gecenin asaleti, yaşanmışlık ve tarifsiz bir sadakat var.
Bir zamanlar terk edildi, kırıldı… ama sevgiden vazgeçmedi.
Kediler böyledir;
Sessizce kalbine dokunur ve bir daha hiç çıkmaz.
🖤 #catman