Beni bilen bilir, etkileşim istemem kolay kolay ama bu tweete istiyorum. RT, FAV, yorum... Allah ne verdiyse artık. Hocamız DMD kas hastalığı için bir tedavi geliştirmiş ama aylardır TÜSEB'de bekliyormuş tedavi onay için. Ülkemizde tedavisi olmayan bu hastalığın yurt dışında tedavisi ise öyle herkesin karşılayabileceği gibi değil. Bir anne baba için çocuğunun, gözünün önünde erimesini görmek, onunla geçireceği zamanın kısıtlı olduğunu bilmek ve elinden hiçbir şeyin gelmemesi çok acı. Elbette ki hepimiz bir gün öleceğiz ama neden çocuklarımız sağlıklı geçirmesin onlara biçilen ömrü? Bu arada, başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin Ali hocamızın bulduğu tedaviye milyonlar teklif ettiğini de öğrendim. Hocamız kabul etmiyormuş teklifleri ama nereye kadar? Ya bir gün pes edip o ülkelerden biriyle çalışmaya başlarsa çok mu iyi olur?
@saglikbakanligi
Ölüm karşısında seçtiğimiz kelimeler, aslında hangi anlam dünyasına yaslandığımızı ele verir.
“Allah rahmet eylesin” dememek için “sonsuz alemde huzur yağsın üstüne, devrin daim olsun, ışıklarda uyu, enerjin bizimle” gibi yeni ifadeler üretmek, bu yüzden yalnızca bir taziye dili meselesi değildir.
İnsan bir kelimeyi terk ettiğinde; o kelimenin taşıdığı hafızadan, anlamdan ve medeniyet tasavvurundan da uzaklaşır.
“Rahmet” mesela.
Merhameti ve duayı, insanın aczini ve faniliğini, ölümü ve ölüm sonrasını aynı anlam dünyasında buluşturan bir sözcüktür.
Modern insan kendi medeniyetinin metafiziğinden uzaklaşırken, metafizik ihtiyacından kurtulamıyor. Rahmet’i çıkarıp yerine enerjiyi koyuyor. Cennet’i fazla İslami buluyor ama sonsuz alemdenden söz etmekten vazgeçemiyor. Duayı terk ediyor fakat ölüye seslenmeye, onun için başka bir varoluş hali tahayyül etmeye devam ediyor.
Burada ortadan kalkan kutsal değil, kutsalın biçim değiştirmesidir. Sanırım sekülerleşmenin de en iyi tanımı budur.
Modernleşmeyi kendi hafızamızdan, kavramlarımızdan ve anlam dünyamızdan uzaklaşmak zannettiğimiz ölçüde başka bir düşünce dünyasına geçmiyoruz; giderek kavramsızlaşıyoruz. Çünkü ödünç alınan ifadeler, yüzyılların tecrübesini taşıyan kelimelerin bıraktığı anlam boşluğunu kolayca dolduramıyor.
Ölüm insana yalnızca faniliğini değil, dilinin sınırlarını da hatırlatıyor.
Bu yüzden “farklı” görünmek uğruna kurduğumuz bütün o yeni cümlelerin sonunda, medeniyet hafızamızın yüzyıllardır söylediği o en yalın duanın etrafında dolaşıp duruyoruz: “Allah rahmet eylesin.”
20 milyon takipçili Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın twitini @x 1 saatte sadece 86 bin alakasız kişiye gösteriyor, dolayısıyla RT sayısı 20 milyonda 1k’ya ancak ulaşıyor! BU SANSÜRÜ NE ZAMAN REİSE RAPORLAYACAKSINIZ? BU X’e NE ZAMAN HAD BİLDİRECEKSİNİZ? @UABakanligi
İnsan beyninde nöron kodlamaları vardır rabbimiz bizi yarattığında her bir insana gereken kodlamaları yüklemiştir
bu kodlamalar düşünme el hareketleri bacak hareketleri ve çeşitli fiziksel aktivitelerin oluşması için beyinde yüklü olan kodlar. örnek ( 05641) Sağ kol hareket ettirme gibi milyarlarca kod vardır dünyada siber saldırıların yapılması için hackerlar kodları kırmaya çalışır beyin sistemini hack etmek için de günlük yaşantınıza uyacak cihazlar gerekir bunlara örnek olarak en basit cihazlar
Cep telefonu
Wifi Modem
Kablosuz Kulaklık
Meta gözlük
Akıllı kol saati
Akıllı ev aletleri
gibi vs. cihazlar bunlar en düşük seviye cihazlarıdır (GÖRÜNEN)
önce beyin dalgalarına erişim sağlayabilmek için bu cihazlar kullanılır daha sonra cihazlarla beyin duvarları yıkılmaya başlar nöronlara erişim sağlanmak için frekans verilir nöronlara erişim sağlanırsa insanın önce zihni kontrol edilir ileri düzeyde el kol hareketlerini kontrol edebilmek için vücudun tamamına erişim gerekir bu erişimi sağlamak için önce beyin sonra kan akışına adapte olacak implant uygulanmalıdır bu şu anda deneme aşamas��ndadır bedene tam erişim için insanların gıda ile zehirlenmesi sağlanıp organlarını bozmak gerekir küresel plan organları bozulan insanlara
YAPAY ORGAN izlenebilir ve cihazlardan takip edilebilir bir sistem kurulur bu kurulan sistemi yöneten artık ikinci bir el olur onlar isterse organı kapatır açar sağlıklı bir zihin sağlıklı bir beden için rahmani frekans gerekir rahmani frekans ise sadece Allah'a kulluk etmekten geçer bunun başka YOLU YOKTUR. islam dininde bir çok yöntem aslında insanın sağlam kalabilmesi içindir şeytani yapının kitle kontrol malzemesi olmamak için bunlar şarttır. önümüzdeki senelerde yazdıklarımı daha iyi anlayacaksınız Allah c.c hazretleri tüm ümmet-i muhammed-i muhafaza eylesin.
Çin merkezli sosyal medya hesaplarında paylaşılan 11 saniyelik bir video dikkat çekti.
Görüntülerde, Uygur Türkü bir gencin elleriyle ağzını kapatarak yaşadıkları acıyı sözlü ifade edemedikleri için, sözsüz olarak ifade etmeye çalışıtıpı görüldü...
#HayırlıCumalar
“Burası neresi?
Bu insanlar kim?
Bu kapı kime ait?”
Filistin Konvoyu aktivistlerinden Yaşar Yavuz, Irak sınırında engellenen konvoyun yaşadığı süreci anlattı.
Saatlerdir sınır kapısında bekletilen aktivistler, geçişlerine izin verilmemesine tepki gösterirken; Yavuz, “Engellensek de hedefimizden vazgeçmeyeceğiz” mesajını verdi.
Sesimizi duyurun, Filistin Konvoyu’nun sesine ses olun!
@yyasaryyavuz
#FilistinKonvoyu
#Irak #HaburSınırKapısı #Gazze #Filistin
💢 Bosna'dan Yola Çıkan,
🇵🇸 Gazze'ye Ambulans ve Yardım Malzemesi Taşıyan Konvoyumuz
Irak'da Tampon Bölgede 2 Gündür
51 Derece Sıcakta Bekletiliyor.
Sesimizi Yetkililerimize Duyurmak için
Desteklerinizi Bekliyoruz.
🇵🇸 TOKYO SOKAKLARI SUSMUYOR!
Japonya halkı, hükümetin İsrail’e ve Netanyahu yönetimine verdiği açık-örtülü desteğe karşı öfkesini haykırmak için bir kez daha meydanlarda!
Tokyo'da toplanan binler tek ses:
💥 "İşgale desteği kes, katliama ortak olma!"
💥 "Suça batan hükümet istifa!"
İşgal rejimiyle suç ortaklığı kuran hiçbir iktidar meşru değildir. Halkların dayanışması sınır tanımıyor, adalet arayışı büyüyor! ✊
📌 DİKKAT, DİKKAT❗️❗️❗️
Devlet yetkililerinden bir talebim var:
Bu talebime destek vermek isteyenler lütfen RT/FV yapsınlar, mesajımın altına yorum yazsınlar:
İnternet paketi hızla tükeniyor❗️
Bir ay boyunca idare etmeye çalıştığım kotamın daha ilk haftada yüzde 75'i tükenmiş.
İnternet kullanımı aşırı pahalı❗️
Nice şikayet ulaşıyor bana.
Bu konuya devletimizi yönetenler bir an evvel müdahale etseler çok iyi olacak❗️
Serbest piyasa bu kadar da serbest olmamalı❗️
@tcbestepe@UABsosyal@a_uraloglu
İlahi Adalet Zaman Aşımına Uğramaz! https://t.co/mxAVcoiyHO
Yüzlerce insana Korona aşısı yerine "tuzlu su çözeltisi" uygulayıp aşı kartı veren Amerikalı Dr. Kirk Moore hakkındaki tüm ağır federal suçlamalar resmen düşürüldü!
Dr. Kirk Moore gözyaşları arasında şunları söyledi: "Sadece doğru olanı yaptım! İnsanlara, vücutlarına neyin enjekte edildiğini bilmediğiniz bir durumda 'bilgilendirilmiş onam' veremezsiniz!"
İşte gerçek doktorluk, vicdanlı insanlık ve sarsılmaz mutlak adalet budur!
Korona dayatmalarının dünya çapında insan hayatını nasıl kararttığı göz önüne alındığında, bu tarihi beraat, küresel şebekeye vurulmuş adli bir tokattır.
Gerçek doktorlara, vicdanlı doktorlara selam olsun!
Milletin can sağlığını ve anayasal haklarını koruyan bu şanlı hukuki zafer vesikasını, doğrudan devletin zirvesinin ve fedakar halkımızın vicdanına sunuyorum
Gazeteci Aslı Ay Dinçer:
Gelin size şu “ÇADIR SATTILAR” diye Kızılay’a saldıran seküler cahil muhaliflerin diline doladığı meselenin gerçeğini, en basit hâliyle anlatayım:
Kızılay, en tepede yer alan, kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşudur.
Yardım faaliyetlerini bağışçılarının desteğiyle yürütür.
Böylesine büyük ve köklü bir kurumun sahada lojistikten altyapıya, insan kaynağından üretime kadar yüzlerce farklı ihtiyacı vardır.
Kızılay da bu ihtiyaçların sürdürülebilir şekilde karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması için çeşitli iştirak şirketleri kurmuştur.
Bunların en bilineni, su ve maden suyu üreten Kızılay İçecek A.Ş.’dir.
Kızılay Genel Merkezi dahi buradan suyu ücretsiz alamaz; parasını öder, faturasını keser ve satın alır.
Aynı mantık çadır için de geçerlidir.
Kızılay’ın büyük afetlerde yüz binlerce, hatta milyonlarca çadıra ihtiyaç duyma ihtimali vardır. Bu nedenle çadırları dışarıdan ya da özel firmalardan almak yerine, tıpkı Kızılay İçecek A.Ş. gibi kendi üretimini yapan Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’yi kurmuştur.
Kızılay, depremzedelere ücretsiz dağıttığı çadırları dahi bu şirketten faturalı olarak satın alır.
2023 depremlerinde ise seküler muhalifler kamuoyunda Ahbap için öyle bir baskı oluşturdu ki, Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş. de tıpkı Kızılay’a yaptığı gibi Ahbap’a da çadırı faturalı olarak sattı.
Bana göre Ahbap’a satış yapılması ayrı bir tartışma konusudur. Ancak bugün oluşturulan “Kızılay çadır sattı” algısı, sanki Kızılay depremzedelere çadırı parayla satmış gibi büyük bir iftiraya dönüştürüldü.
Oysa gerçek çok basit.
Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş., Kızılay da dâhil olmak üzere tüm yardım kuruluşlarına çadırı ticari usuller çerçevesinde, faturalı olarak satar.
Asıl yardım faaliyetini yürüten, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar Kızılay ve diğer yardım dernekleri bu çadırları ihtiyaç sahiplerine zaten ücretsiz ulaştırır.
Ne yazık ki bu kadar basit bir organizasyon yapısını bile bu kitleye anlatamıyoruz.
Nitekim bugün kendi çevresindeki insanları dolandırdığı iddialarıyla gündeme gelen kişi bile, ekteki görselde bu olayın aslını anlatmıştı. Ama mesele bilgi eksikliği değil; peşin hüküm olunca gerçeğin bir önemi kalmıyor.
Hussam Ebu Safiyye:
“Beni son görüşünüz bu olacak… Beni buraya öldürmek için getirdiler. Buradan sağ çıkabileceğimi düşünmüyorum. Sonum geldi.”
**
İsrail İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü (PHRI) ile Avukat Nasır Udeh, kahraman doktor Ebu Safiyye ile görüşme gerçekleştirdi.
Doktorun başında, göz çevresinde, kulaklarında ve boynunda yeni oluşmuş ağır yaralar bulunuyordu.
Görüşme sırasında Dr. Ebu Saffiye’nin nefes almakta ve konuşmakta zorlandığı, son derece bitkin göründüğü, otururken dengesini koruyamadığı ve birkaç kez bilincini kaybetmek üzere olduğu aktarıldı.
Dr. Ebu Safiyye, avukatına verdiği ifadede, 10 Haziran 2026’daki Yüksek Mahkeme duruşmasının ardından Ganot Hapishanesi’nde tek kişilik hücrede tutulurken dört veya beş gardiyanın hücresine girerek kendisine çekiç ve coplarla saldırdığını, v��cudunun birçok yerinden yaralandığını anlattı.
Doktor ayrıca, 24 Haziran 2026’da Rakefet tesisine sevk edilmesinden bu yana her gün darbedildiğini, bu nedenle birkaç kez bilincini kaybettiğini ancak uygun tıbbi tedaviye erişemediğini söyledi.
Kahraman doktor, “Beni son görüşünüz bu olacak… Beni buraya öldürmek için getirdiler. Buradan sağ çıkabileceğimi düşünmüyorum. Sonum geldi.” dedi.