BİR SPOR KULÜBÜNE MANİPÜLASYON YAKIŞIYOR MU? @Trabzonspor
Trabzonspor kulübünün göz göre göre yalan söyleyerek ve çarpıtarak paylaştığı içeriğe karşı; Başkanımız Aziz Yıldırım'ın o gün yaptığı açıklamanın tam metni aşağıdaki gibidir;
"Biz 58. maddenin değişmesine karşı çıktık, kişiler kurumlar ayrılamaz dedik, saha içinde şike yok diyeceksin, dışarıda şike var diyeceksin. Yok öyle saçma iş. Ben suçluysam, Fenerbahçe için suç işlemiş olurum. Şike yaptıysam Fenerbahçe için şike yaptım... BİZ ŞEREFSİZ DEĞİLİZ, BİZ ŞİKE YAPMADIK! Eğer suçlu bulunursak da, kongreyi toplayıp, sizden yetki alıp, gereğini yapacağım."
Akp-Mhp-Chp'nin kürt sürecinde merkeze koyduğu motto:
"Biz Türk demezsek onlar da Kürt demez!
Not: en son biz Türk demezsek arnavut,yunan,bulgar,romen,arap demezler dedik sonuç ortada
Türklüğe sarılın ve Türklükten gram taviz vermeyin !
Mottomuz Ne mutlu Türküm diyene!
"Öldürdük ve öldürdük. Yere düşenlerin bile kafalarını patlattık. Sanki akan kan ızdırabımızı dindirebilirmiş gibi."
Arabistanlı Lawrence. Kendi hatıratı. Seven Pillars of Wisdom, 1926.
Hicaz Demiryolu'nda tren baskını. Mayın patlatılıyor, lokomotif havaya uçuyor. İçinde asker var sivil var kadın var. Tren devrilince bedeviler hücum ediyor.
Lawrence yazıyor:
"Araplar akıllarını kaybetmişlerdi. Dost düşman ayırt edemiyorlardı. Üç kez bana saldırdılar, beni tanımaz gibi yapıp eşyalarımı kapmaya çalıştılar."
İngiliz çavuşu Lewis öldürdüğü 30 Türk askerinin sırt çantalarında altın arıyor. Araplar ganimetle o kadar meşgul ki Lawrence silahları toplamayı bile unutuyor.
Ve yine Lawrence'ın kendi cümlesi:
"Zafer her zaman bir Arap kuvvetini çözerdi. Artık bir baskın birliği değildik. Bir Arap kabilesini yıllarca zengin edecek kadar ev eşyasıyla yüklü sendeleyerek ilerleyen bir yük kervanıydık."
Ertesi gün herkesin üstünde öldürdükleri Türk askerlerinin üniformaları var. Lawrence bunu da yazmış: "Bir Arap için zafer sevincinin vazgeçilmez parçası düşmanın giysilerini giymekti."
Ama asıl vahşet Eylül 1918'de geldi.
Tafas. Dera-Şam çekilmesi. Lawrence komut veriyor: "Esir almayacaksınız."
Yolda yatan bitkin Türk askerleri var. "Su... su..." diyorlar. Başlarına ateş ediyorlar. Yol boyunca gücü tükenmiş her Türk askerini tek tek öldürüyorlar.
250 Alman ve Avusturyalı esir alınıyor. Sonra aralarından birinin iki süngüyle yere çakıldığını görüyorlar. Makineli tüfekle 250 esiri topluca infaz ediyorlar.
Lawrence bunu da gizlememiş. "By my orders we took no prisoners." Benim emrimle esir almadık.
Ve bu kitap bugün İngiltere'de edebiyat klasiği. Üniversitelerde okutuluyor. Yazarı kahraman.
Var mı bizim müfredatımızda?
Reha Oğuz Türkkan... Türkçülük yaptığı için tutuklandı. 7 ay zindanda kaldı. Günlerce işkenceye uğradı. Beraat etti. ABD'ye gidip eğitimine devam etti. Yıllar sonra İnönü'yü ABD'de Rum ve Ermeni komitelerine karşı korudu.
Dağa çıkmadı. Terör saçmadı. Devlete düşman olmadı.
Fatih Altaylı'nın programında
Prof.DrAhmet Taşağıl:
"Türkler, Osmanlı sayesinde Araplaştı. Bu süreci, Halifeliğin Osmanlıya geçmesi ile Yavuz döneminde Mısırdan getirilen Arap Ebussuud Efendi başlattı. Bunun faturası çok ağır oldu; devlet Araplaşma ile Türklükten uzaklaştı ve gerilemeye başladı."
Dünyanın en tehlikeli emperyalizmi Arap kültür emperyalizmidir. Din adı altında kültürünü ihraç edip ülkeleri asimile ederek Araplaştırmıştır.
Yobazlar, Arapça ve Arap kültürünün kutsal olduğunu iddia ederek Atatürk'ün başta harf inkılabı olmak üzere devrimlerine saldırmaktadır. Amaç, Osmanlı döneminde olduğu gibi Türk'ü Araplaştırmaktır.
Atatürk, Araplaşan Türk Milletini tekrar Türk özüne geri döndürdü. İşte tam da bu yüzden Atatürk'e düşmanlar!
Araplaşmayacağız!
Ne mutlu Türk'üm diyene!