@OnderAlgedik@nihatsirdar Geçen hafta gittim oralara. Yol yapacağız diye Şeker Fabrikasının o güzelim arazisinin ırzına geçmişler. Saçma sapan bağlantılar yapmışlar. Yıllarım orda geçti, çok üzüldüm oraları o halde görünce.Allah belalarını versin.
Bu twitteki temel yanlışlar, rezilliklerden rezillik seçin:
1. burası askeri bir havalanı idi ve lojistik olarak kullanılıyordu.
2. Ama şimdi şahsının havalanı oluyor, zaten VİP havalanı olacak.
3. Bunu saklamak için adına Ankara ismi verildi.
4. Trump'ın uçağı insin diye pist uzatıldı.
5. Uzatma gerekçesi ile Şeker fabrikasına çöktüler.
6. Böylece bir taşla 3-5 kuşu öldürdüler.
7. Devlet konuk evi filan yapıldı ve kaçak saray tarafına kapı yapıldı.
8. Ego burası için çok sayıda toplu taşıma hattını yok etti, yolunu değiştirdi.
9. Her protokol uçuşu ile Barıkent ve Eryaman halkı jet motoru sesi ile zıplayacak.
10. dahası var ama kimse konuşmuyor. Ankara siyasetinin konuşmaması AOÇ'Ye çökülürkenki sessizliği benziyor.
11. bu böyle devam eder ama insanların çok bilmiyor, bakanın sözlerinin aslında ne anlama geldiğini duyurmak lazım.
Medreseler Cumhuriyet Devrimi ile kapatıldı. 430 sayılı yasaya göre ülkedeki tüm eğitim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olması gerekiyor. Aşağıdaki paylaşım suçtur.
Ne istediniz bu masumdan ey vicdansızlar? İktidarla beraber Ülkemizi havanlar için bir cehenneme çevirdiler!
Elbistan’da bir arazide,
ayakları bağlanmış halde,
bir torbanın içine konulmuş
ölüme terk edilmiş bir eşek yavrusu bulundu.
Daha dünyayı tanımadan,
annesinin kokusunu doya doya içine çekemeden bir canı böyle harcadılar.
Unutma: Bir hayvana merhamet göstermeyen, hiçbir canlıya merhamet göstermez.
Bu vahşeti yapan ya da yapanların
bulunmasını ve hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz.
Çünkü adalet, sessiz kalanlarla değil, ses verenlerle yerini bulur.
Sessiz canların sesi olmak,
hepimizin sorumluluğu.
Bir can yaşamını yitirdi. Olayın ardından çocuklar konuştu, çocuğun babası konuştu, mahallede yaşayan insanlar konuştu, görgü tanıkları konuştu. Kamera kayıtları da ortaya çıktı.
Ama Patron geri gelmedi.
Bir mahallenin sevdiği, ismiyle çağırdığı bir can artık yok. Buna rağmen adalet hâlâ yerini bulmadı.
Bilimsel çalışmalar yıllardır hayvana yönelik şiddetin toplumdaki diğer şiddet türleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Şiddet çoğu zaman en savunmasızdan başlar. Kendini savunamayan bir canlıya yönelen şiddeti görmezden gelmek, toplumdaki şiddet kültürünü de besler.
Bu yüzden susmayacağız.
Patron için adalet sağlanana kadar ses çıkarmaya, hatırlatmaya ve hesap sormaya devam edeceğiz.
#Patron��çinAdalet
Ank-Ar’ın araştırmasına göre yurttaşlarımızın yüzde 60’ından fazlasının NATO’yla ilgili fikri yok. NATO’yu zararlı bulanların oranı yüzde 11 civarı. Gerisi NATO’cu! Anketin güvenilirliği tartışılabilir ama bir yere kadar. Sağdan sola tüm düzen partilerinin “Atatürk”, “bayrak”, “vatan” diyip sonra NATO’yu kabullenmelerinin sonucu ve utancıdır bu.
Yoksulluktan adaletsizliğe, memleketin “şikayet” edilen tüm sorun başlıklarına ilişkin de net bir fotoğraf sunuyor bu rakamlar. Yenikapı ruhunun 68 ruhunu sindirmesi olarak da görebiliriz; solun Milli Mücadele ve Cumhuriyet’e sırtını dönmesinin sonucu olarak da.
Milli Mücadele’nin mirasını bugün tutarlı bir anti-emperyalizme ve sistem eleştirisine bağlayabilecek tek güç olan solun kimlik siyaseti, liberalizm ve sınıf uzlaşmacılığını tercih etmesiyle birlikte, başka hiçbir ülkede olmadığı kadar güçlü yurtsever kaynaklara sahip olan Türkiye’de NATO’culuk, Amerikancılık, AB’cilik alabildiğine meşrulaştı.
Bu gidişat derhal ve şimdi tersine çevrilmelidir. Bazı konularda “uzlaşma” olmaz. Sermayeyle, emperyalizmle uzlaşı olmaz. Buralarda dik ve sert durmak zorundayız.
Okulda 9 yaşındaki bir kızın bir erkek çocukla aynı sırada oturmasına karşı çıkan kitle ile, o kızın 53 yaşındaki bir adamla evlenebilmesini savunan kitle, aynı kitle..
Yok olmak üzere olan bir imparatorluktan modern bir ulus yaratma hedefi nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk ile arasında benzerlik kurulan Sun Yat-sen, bugün Tayvan ve Çin’de “ulusun atası” olarak kabul ediliyor.
Bugün Çin’de Mao Zedong’a duyulan saygının ve ÇKP’ye duyulan güvenin birincil nedeni nedir derseniz, Çinliler şu yanıtı veriyor: “Mao liderliğindeki ÇKP, ulusal onurumuza sahip çıkıp daha iyi bir ülkede yaşamamızı sağladı.”
Tepkisini sevdiğim… bir tane oyverenleri de çıkıp, neden, neye istinaden koskoca ülkenin adalet şeysine avrupa parlementosu yaptırım uyguluyor diye sormuyor!
Merhaba ben Kirpi! Beni öldürmeyin, ben zararsızım. Neslim tükenme tehlikesi yaşıyor. Beni bahçede, yolda görürseniz korkmayın, zararsızım. Ok, diken de fırlatmam, bu şehir efsanesi. Bana kesinlikle süt vermeyin, süt benim için öldürücü nitelikte, benim midem sütü sindiremiyor. Bana mama ve su verebilirsiniz. Ben sebze ve meyvenize zarar veren bahçenizdeki böcekleri yerim. Hayatta kalmama lütfen yardım edin. Bu mesajımı herkese yayın, beni tanımıyorlar....
“Yalan söylüyorlar.
Hakikati gizliyorlar.
“Hilafet gidince İslam âlemi dağıldı” diyenler kandırıyorlar.
İngiltere ve Fransa, 1700’lerden 1900’lere kadar İslam âlemini parsel parsel müstemleke yaparken İstanbul’da bir halife mevcuttu.
Karşı durabildi mi? Emirü’l-mü’minin sıfatını taşıyan halifelerin hiçbiri 1914 tarihine kadar İngiltere ve Fransa’ya savaş açıp cihat ilan edebilmiş değildir.
1914’te tarihimizde ilk kez İngiltere’ye savaş ilan ettik. Bunu yapan da İttihatçı liderlerdir.
Ama elimizde 1800’lerden en az üç tane hilafet fetvası vardır: “Dostumuz İngiltere’ye isyan etmek caiz değildir.” Bu fetvalar Hint ve Malezya diyarına gönderildi.
Aynı fetvayı Vahdettin bize karşı da verdi: “Yunan’a direniş caiz değildir, Kuvvacılara katılmayın” demedi mi?
Bunları yaşayarak tecrübe etmedik mi?”
— Mahmut Esat Bozkurt, Türk Ocağı konuşmasından