Geçen yıl bu zamanlar Dardanel ton balıklarının kg fiyatının 1000 liralara dayandığını söylemiştik. Geçen aylarda ise yine aynı ton balıklarının kg fiyatı tam 1700 liraları gördü... Geçen haftalarda yan yana duran iki ton balığının aralarındaki fiyat farkına dikkat çekmiş ve bunlar arasındaki fiyat farkının sebebini sormuştuk.
Bugün ise bir takipçimiz tarafından Migros mağazasından gönderilen bu fotoğraf, aylardır fahiş fiyatlarla satılmaya çalışılan Dardanel ton balığı konservelerinde %45 oranında indirim yapıldığını gösteriyor. Bu indirime rağmen ürünlerin kg fiyatı ancak 1000₺’ye buluyor.
Şimdi ise olayın vehametini daha iyi anlamak için biraz uzaklara, İngiltere’ye gidelim... Benzer şekilde okyanuslarda tutularak ithal edilen ton balıklarının İngiltere’deki marketlerde 145 gr’lık 4’lü paketlerde hem de zeytinyağlı çeşitlerinin sadece 2,49 £ yani yaklaşık 155 liraya satıldığını görüyoruz. Buna göre İngiltere’de zeytinyağlı ton balığı konservesinin kg fiyatı sadece 4,29 £ yani 62 kat kur farkı uygulandığında sadece 265 liraya geliyor!
Belki inanması zor ama durum bu...
Bir yanda İngiltere’de kilosu 265 liraya satılan zeytinyağlı ton balıkları, diğer yanda Türkiye’de kg fiyatı 2000 liraya yaklaşan ayçiçek yağlı ton balıkları...
Şimdi soralım: İngiltere’de satılanlar ton balığı ise, Türkiye’de satılanlar ne balığı?
Bir hatırlatma:
Yeniçeri Ocağını kaldıran Osmanlı, tüm izlerini silen Osmanlı, marşlarını yok eden Osmanlı, reddimirası yapan Osmanlı, ocağın hatırasını dirilten ise Enver Paşa. Bugün bilinen marşları var eden Enver Paşa.
Bu soru çok doğru bir soru.
Ben 30 yılı aşkın sosyal girişimciyim, dernekçiyim, sivil toplumcuyum. Dernekler hele böyle büyük para dönen dernekler çok sıkı ve düzenli denetlenir. Eğer varsa bunca zaman neden ve nasıl tespit edilemedi böyle bir yolsuzluk?
Bu sorunun cevabı göründüğünden daha önemlidir.
📌Türkiye, Suriye uğruna pek çok şehitler verdi. Suriye adına terör örgütleri ile mücadele etti, rejimi değiştirdi.
📌Suriye için milyarlarca dolar harcadı 6 ila 8 milyon Suriyeliye kapılarını açıp ev sahipliği yaptı.
⚠️Tüm bunlar olurken FRANSA konfor alanından eski mandasını izliyordu.
📌Eş Şara (Colani) 2025'te ilk yurtdışı ziyaretini Fransa'ya yaptı. Fransa Suriye'de aslan payını koparıyordu.
Ve önceki gün Colani ve Macron pek çok sözleşme imzaladılar...👇👇👇
👉Suriye’nin dış dünyaya açılan en önemli kapısı olan Lazkiye Limanı 30 yıllığına Fransız lojistik devi CMA CGM grubuna devretti.
👉Fransız CMA CGM şirketi, Şam Havalimanı’nın hava kargo taşımacılığı ve lojistik operasyonlarını yönetmek üzere ortaklık anlaşması imzaladı.
👉Fransız enerji devi TotalEnergies ise Suriye açıklarında enerji arama ve çıkarma faaliyetlerine başladı.
‼️Bakın burası çok önemli zira Fransa'nın hamleleri MAVİ VATAN Politikamıza ters ve Kıbrıs Rum Kesimi ile ortak hareket ediyorlar.
📌Bunları geçtim Macron'un bir isteği daha var Suriye'den. Onu da şöyle dile getirmiş👇👇👇
“Eski rejimin kapatmaya zorladığı Suriye’deki Fransızca eğitim veren Hıristiyan okullarının yeniden açılmasını istiyoruz.”
(Eski rejim kafirdi hani?)
Ve bu isteğini Colani'ye bildirdikten sonra aşağıda görselini kullandığım Emevi Camisinin hatıra defterine şunları yazmış Macron;
👉Şam'ın kalbinde, binlerce yıllık tarih, dinler ve medeniyetlere yakın olmaktan onur duyuyorum.
👉Bu kadim coğrafyada, Hristiyan ve Müslüman ibadethaneleri, aynı halkın ve tarihin ayrılmaz bir parçası olarak bir arada yaşamaya devam etmektedir.
👉Bölgenin içinden geçtiği umut dolu bu günlerde, halkın birliği ve geleceğe bakışıyla Suriye yeniden diriliyor.
👉Fransa Suriye’nin yanındadır.
➖️➖️➖️➖️
‼️AKP'nin Suriye Politikasının tamamen ÇÖP olduğunun resmidir bu.
⚠️Sen Suriye için onlarca şehit ver, yüzmilyarlarca dolar harca, milyonlarca Suriyeliye bak, Limanı, Havaalanı, petrolleri, santralleri Fransa kontrol etsin, üstüne üstlük Fransızca eğitim veren Hristiyan okulları açılsın...
⏩️Ama olsun, Hakan Fidan'a Kasyun Dağı'nda kahve ikram ettiler, Emevi camisinin halılarını Gaziantep belediyesine kilitlediler, içişleri bakanımıza da Emevi Camisinde kuran okuttular ya, daha ne istiyorsun Nankör Volkan???
#NATOsummit #Suriye #Macron #Perşembe
Savaştan çıkmış cumhuriyetin ilk yılları, büyük buhran öncesi…
✏️İşçi maaşları min 30 lira, Memur 40-50 lira civarı.
✏️Ortalama kiralar 10 lira.✏️Cumhuriyet Altını 6 tl.
İşçiler 1 aylık maaşla 3 aylık kira ödeyebiliyor. 5 cumhuriyet altını alabiliyor.
Şu an işçi maaşı 1 kira bile ödeyemiyor. 1 cumhuriyet altını (38.000 tl) bile alamıyor.
100 yılda vatandaş refahında geriye gidilmiş…
25 sene beklediğimiz turnuvaya 6 günde veda eden takımın yedek kadrolu hazırlık maçı yapan ABD’yi uzatmada yenince yaşadığı sevinç.
Montella: Bin zafere bedel
Hacıosmanoğlu: Tarih yazdık
Değil bin 1 zafere bile bedel olmayan bu hazırlık maçı ülkenin ekonomi, eğitim, adalet gibi diğer alanlardaki başarıların kopyası.
Merak ettiğim, ülkemizde bir kuralın istisnasız uygulanması neden sadece YKS'de geç kalanlara?
YKS’de geç kalan öğrenciye kapı nasıl iltimasız kapanıyorsa; trafik kuralları, imar düzeni, inşaat denetimleri, kamu yönetiminde de aynı kararlılık uygulanabilse keşke... Ama neden ?
Musluk damlatıyor, conta 30 TL
Usta geliyor 3000 TL
Kombi ötüyor, parça 500 TL
Servis çağırıyosun 6000 TL
Arabada ampul patlıyor, ampul 100 TL
Sanayiye gidiyorsun 1500 TL
Ustalarımız bakın yapmayın
Yakında herkes her işi kendi halletmeye başlar, aç kalırsınız...
Murat Ağırel'in Kıyafet Kumbaralarındaki Büyük Vurgun Anlatısı:
🔷 Biz millet olarak ihtiyaç sahiplerine ulaşsın diye kıyafet bağışlıyoruz.
🔷 Belediyelerin koyduğu kıyafet kumbaralarını görünce ben de bu yardımların muhtaç insanlara gittiğini sanıyordum.
🔷 Ama araştırınca gördüm ki bazı firmalar bu kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine vermek yerine depolarda toplayıp yurt dışına satıyor.
🔷 Yani vatandaşın yardım niyetiyle verdiği malzemeler ticari bir kazanç kapısına dönüşüyor.
🔷 Üstelik Türkiye genelinde çok büyük bir ağ kurmuş durumdalar ve milyonlarca parça ürün topluyorlar.
🔷 Benim itiraz ettiğim nokta şu: Yardım amacıyla verilen bu eşyalar ihtiyaç sahiplerine ulaşmak yerine ticaretin konusu haline geliyor.
“Atatürk 10 sene daha yaşasaydı bambaşka olurdu…”
Rahmi Koç, Atatürk’ü gördüğü anı anlattı:
• Üstü açık Lincoln bir araba vardı. Ona binmiş, aşağı inerken bize selam verdi.
• Biz de hazır ol vaziyette kendisini selamladık.
• Anlatamam o hissi. Büyüdük birden bire.
• Atatürk’le selamlaştık diye şiştik desem yerinde olur.
• Ata başka bir dünya getirdi Türkiye’ye.
• Bir 10 sene daha yaşasaydı bambaşba bir ülke olurdu Türkiye…
Burası Yeni Türkiye;
Bir kararname, bir fezleke, bir iddianame…
🔘Bir gün öğrencisi olduğun üniversite yoktur.
🔘Ertesi gün oy verdiğin belediye başkanı yoktur.
🔘Sonraki gün oy verdiğin parti yoktur.
Başkanlık rejimi budur !
Dur hele sen daha dur....
💥 ‘Senin o zamanlarki eşin TSK’da tutuklanan subayların eşleri takvimlere çıplak poz versin diye alay ediyordu!’
👉🏻 Timur Soykan’dan Rasim Ozan Kütahyalı’ya:
“Ya sen kaç tane insanın hayatını kararttın bu şekilde! Utanmazlığa bakar mısınız?
Mağduriyet anlatıyor, ‘çok kötüyüm, çok kötü hissediyorum kendimi’ diyor. ‘Eşim için endişeliyorum’ diyor.
Senin o zamanlarki eşin TSK’da tutuklanan subayların eşleri takvimlere çıplak poz versin diye alay ediyordu..
Geyik yapıyordunuz, nargile masalarında kimi tutuklatacağınızın planlarını kahkahalarla, esprilerle yapıyordunuz, Zekeriya Öz’ün odasından çıkmıyordunuz.”
İngiltere Kraliçesi Victoria Sultan Abdülmecit’e İstanbul’da bir Anglikan Kilisesi yaptırmak isteğini iletti. Abdülmecit bu isteği kabul etti, İngilizlere Tünel ile Tophane arasında yer verdi. Kilise yapımı 10 yıl sürdü.
22 Ekim 1868’de kilise ibadete açılacaktı.
Sultan Abdülmecit ölmüş, yerine Sultan Abdülaziz geçmişti. Kraliçe Victoria, kilisenin açılışı anısına Abdülaziz’e son model bir otomobil armağan etti. Osmanlı sarayından bir kişiye de otomobili sürmesi öğretildi. Bu İstanbul’un gördüğü ilk otomobildi.
Fakat çok önemli bir sorun vardı: Halk otomobili görünce şeytan görmüş gibi tabanları yağlayıp kaçıyordu; kaçanların en önünde de medrese hocaları ve öğrencileri vardı. “Zatü’l-Hareke” (Kendi kendine hareket eden zat) denilen bu aracın “şeytan işi olduğu kulaktan kulağa bütün İstanbul’a yayıldı.
“Zatül Hareke”nin şeytanlığından huzursuz olan Sultan Abdülaziz, Şeyhülislam Hacı Mehmet Refik Efendi’den fetva istedi. Ancak Şeyhülislam haftalarca uykusuz kaldı, ayetlerde, hadislerde konuyla ilgili bir yorum aradı, bulamadı…
En sonunda “Bu otomobilin şeytan işi olduğu” fetvasını verdi ve Haliç’ten denize atıldı.
Bu fetvadan sonra İstanbul’a 40 yıl otomobil giremedi. Bazı zenginler özellikle Yahudiler el altından otomobil getirdiler ama “Bilim ve fenne önem veren Sultan” olarak yeni nesillere anlatılan Abdülhamit “Yollar bozulur, kazalar olur” korkusu ile bu otomobillerin kullanılmasına yasak getirdi.
Acaba Abdülhamit, Şeyhülislam Hacı Mehmet Refik Efendi’nin “şeytan işi” fetvasından mı korkmuştu?..
Arabanızın direksiyonuna geçtiğinizde “Osmanlı’yı kim yıktı?” sorusu aklınıza gelirse bu verdiğim bilgileri anımsayınız.
Osmanlı’yı Batı yıkmadı, İttihatçılar yıkmadı, Yahudi bankerler yıkmadı işte bu “Akla kapalı, bilime kapalı, medreselerinde fen bilimleri olmayan yobaz zihniyet" yıktı..
👉🏾 Dünya'nın en büyük lideri Kemal Atatürk sayfasından alıntıdır.
https://t.co/HImu9TqNYH
Dün eşimle bu konu hakkında konuştuk. Sanayi devriminden 2000’lere kadar tarihte olmadığı kadar refaha kavuşan bir orta sınıf hızlı bir şekilde tekrar bu refahı kaybediyor. Orta çağ ve daha öncesindeki gibi toplumda alt sınıf ve üst sınıfa evriliyoruz.
Şu anki hayat bile ister beyaz ister mavi yaka ya da memur için yeni nesil kölelik. Senede belli bir limitte izin, hafta sonları iş halletme ve sadece yaşamaya yetecek kadar maaş. Bu denkleme bir de yapay zeka ve robotları katınca köleleşme şekil değiştirse de esasında elit bir grup (şirket sahipleri, devlet başları vb) gücü elinde tutmaya devam edip alt sınıf adına her şeye karar verecek. Dolayısıyla kendine zor yeten hatta yetemeyen yeni sorumluluk ister mi? Eş ya da çocuğa bakabileceğini düşünür mü?
Ekteki oranın giderek artması normal. Nitekim insanlık evrim sürecine yenik düşüp elbette yerini robotlara bırakabilir. Nasıl dinozor ya da önceki egemen canlılar yerini yenilerine bıraktıysa insanlık da pekala bırakabilir. Ancak direkt kendi sonunu getiren ilk form olabilir. Bu karamsar gözüküyor ve başka bir konu ama tabi ki çocuk dünyaya getirmekle de bağlantılı.
Telefonlar neden daha fazla kesiliyor?
Çünkü 5G dedikleri sadece tabelada 5G!
➡️Anten 5G olunca ekranda 5G yazıyor.
➡️Altyapı 4G olunca kaldırmıyor.
➡️Sonuç: Kopan bağlantı! Yavaş internet!
5G: Doğan görünümlü Şahin! 🛒