KİM BU FATMA BETÜL SAYAN KAYA?
Aile boyu devlet görevleri…
İBB’de tartışmalı burs dosyası…
Milyonlarca dolarlık eğitim ödemesi…
Ve şimdi milyarlık kazanç iddiasıyla fon soruşturması.
2008’den 2026’ya uzanan dikkat çekici dosyayı anlattık.
@bedaskurumsal eski çalıştığım yerin OG işlemleri ile alakalı SMS almaktayım daha önce 186 üzerinden numaramın sistemden silinmesi için talepte bulunmuştum ancak hala SMS gelmeye devam ediyor. Sisteminizden telefon numaramı nasıl silebilirim. Smslerinizde neden iptal kısmı yok???
📌İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Bir günlük bile olsa Kudüs Valisi olmayı hayal eder bunun için Allah'a dua ederdim" demiş.
Devlet Adamları, özellikle Osmanlı Torunu olduğunu iddia edenler, Osmanlı Tarihini iyi bilmeli gaf yapmamalıdır.
‼️Osmanlı'da Kudüs Valisi yoktu. Kudüs Valilik değildi. Sancak'tı ve en yüksek mülki amiri Mutasarrıf'tı.
👉Ne yazık ki Osmanlı'nın Son Kudüs Mutasarrıfı olan İzzet Bey, Kudüs'ü tek kurşun atmadan "Efendim" diyerek İngilizlere teslim etmişti.
Mutasarrıf İzzet Bey, Kudüs'ü teslim etme vazifesini de Belediye Başkan Vekili olan Filistinli Arap Hüseyin Efendi'ye vermişti. Hüseyin Efendi, Abdülhamid Döneminde Araplardan arazi toplayıp el altından Yahudilere satarak büyük bir servet edinmişti. Servetini de İngilizlerin garantörlüğü altında korumak için Kudüs'ü güle oynaya Allenby'e teslim etmişti.
İzzet ve Hüseyin Efendilerin İngilizlere teslim ettiği Kudüs'te Edmund Allenby; "El Nebi" olarak karşılanmıştı.
NOT: Sevgili arkadaşlar sizlerden ricam elden ele yayarak bu bilgileri kıymetli devlet büyüklerimize ulaştıralım ki bu tip basit konularda Osmanlıcılık oynarken komik durumlara düşmesinler...
#tarih #pazar #Kudüs
Yaşlı bir kadının paylaşımı çok düşündürdü;
60 yaşındayım.
Oğlum 33 yaşında.
Hâlâ benim evimde yaşıyor.
Büyüdüğü odada uyuyor; on yaşındayken yaptığım dolaba eşyalarını yerleştiriyor ve her gün pişirdiğim yemekleri yiyor.
Çalışmıyor. Bir şey öğrenmeye, bir yere başvurmaya niyeti yok.
Geç kalkıyor. Televizyonu ya da bilgisayarı açıyor… Gün böylece akıp gidiyor.
Ben kahvaltı hazırlamazsam kahvaltı etmiyor. Giysilerini yıkamazsam, temiz bir şey kalmayana kadar sandalyenin üzerinde birikiyorlar.
Ama her şey bir anda olmadı. Yavaş yavaş yerleşti bu düzen… Ve ben her şeye izin verdim.
O çocukken onu hiçbir şeyi tek başına yaparken bırakmadım.
On iki yaşına kadar ayakkabılarını ben bağladım; “daha çok küçük” diye düşündüm.
Ödevlerini çoğu zaman ben yaptım; “stres olmasın” istedim.
Bir öğretmeniyle sorun yaşasa okula ben gittim.
Bir arkadaşıyla tartışsa savunmasını ben yaptım.
Onu koruduğumu sandım. Acı çekmek için önünde uzun yıllar var diye düşündüm.
Rahatsızlık yaşamasına hiç izin vermedim.
On sekiz yaşında okul bittiğinde, “Ne yapacağımı bilmiyorum,” dedi.
“Bir yıl düşün,” dedim. O bir yıl üç oldu.
Ondan hiç çalışmasını istemedim.
Paraya ihtiyacı olsa verdim. Kuzenleri işe girince, “Herkesin yolu farklıdır,” diye savundum.
Yirmi beşinde bir teknik eğitime başladı. Dört ay sürdü.
Saatlerin ağır olduğunu, yorulduğunu söyledi. Onu yormamak için kaydını ben sildirdim. “Gerçekten sevdiğin şeyi bulacaksın,” dedim.
Hiçbir şey aramadı.
Otuz yaşında teyzesi ona iş teklif etti. İki hafta dayanabildi.
Yol uzakmış, saatler zormuş, ortam ona uygun değilmiş…
Eve döndüğünde onu bir savaştan çıkmış gibi karşıladım.
En sevdiği yemeği yaptım.
“Daha iyisi gelecek,” dedim.
Henüz hiçbir şey gelmedi.
Bugün de rutini aynı.
Gece iki-üçte videoların karşısında uykuya dalıyor. Öğlen uyanıyor. Mutfağa gelip “Yemek ne?” diye soruyor.
“Çöpü çıkar” desem, “Sonra,” diyor.
“İş ara” desem, öfkeleniyor; “Beni zorluyorsun,” diyor.
Geçenlerde ona artık eskisi kadar güçlü olmadığımı söyledim. Sırtım ağrıyor. Çabuk yoruluyorum. Evde bana yardımcı olması için birini tutabileceğimizi önerdi.
İki ay önce hastalandım. Üç gün boyunca perişandım.
Belki bu kez bir şey değişir diye düşündüm.
İlk gün yemek siparişi verdi. İkinci gün tabakları masada bıraktı. Üçüncü gün, ne zaman ayağa kalkacağımı sordu… Çünkü temiz giysisi kalmamıştı.
İşte o an anladım: Birine bakılmadan yaşayamıyor. Ve o biri hep bendim.
Kız kardeşlerim, artık onu göndermem gerektiğini söylüyor. “Büyüdü,” diyorlar. “Bazı şeyler bitmeli.”
Ama geceleri odasına bakıp o huzurlu yüzünü gördüğümde, yastığına sarılarak uyuyakalan beş yaşındaki çocuğu görüyorum.
Onu dünyaya ben hazırlamadım. Onu dünyadan korudum.
Ve şimdi dünya, benim evimin duvarlarıyla sınırlı�� Sahip olduğu tek şey benim.
Hâlâ onu korumaya hakkım var mı?
Yoksa gerçekten yaşamasına yardım etmenin tek yolu onu bırakmak mı? 😔
@avcilarbel Bahçeşehir Altınşehir yan yolda Ispartakule’ye denk gelen kavşakta görüldüğü üzere sürekli olarak dönüşte başta tek şeritten 2şerite yola bağlanırkende 3şeride çıkıyorlar ve gidiş yönü Altınşehir doğru sürekli trafik oluşturmakta buraya müdahale mümkün mü?
Aktütün karakoluna 350 PKK’lı terörist saldırdı !
62 vatan evladı tam 9 saat aralıksız düşmana karşı mücadele verdi. 17 kahraman şehit düştü ama Bayraktepe’yi teslim etmedi !
Unutanın kanı kurusun!
Abdullah Öcalan bebek katili bir teröristtir!
Aksini iddia eden vatan hainidir!
@araskargo@ArasKargoDESTEK merhaba, tarafıma gönderilen kargo gönderici tarafından doğru adres girilmesine rağmen, sisteme giren personeliniz tarafından daha önce ikamet ettiğim adresi sisteme girmiş. personellerinizi bu konu hakkında uyarmanızı rica ederim.
@sinemfstk@Digiturk En kolayı e-devletten yapmak. Sadece cihazları göndermesi/teslim etmesi kalıyor. Müşteri hizmetleri ile iptal etmeye kalktınmı işkence oluyor