Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
CHP'nin neden 19 mart fonu oluşturduğunu şimdi anladık.
Milleti bu kez de fon diye kandırarak cebinde kalan son bozuk paralarını almayı umuyorlar.
Ama artık uyanıp o bozuk paraları hala para isteyenlerin kafalarına atmak gerekiyor;
kul hakkı, yalan, günah, pişmanlık gibi kavramlarla hiç işleri olmadığını çok acı bir şekilde gördük.
Cesur bir savcı çıkıp
Belediyelerdeki yolsuzluk trafiğini durdurunca bataklığın gelirleri kesildi.
Bunca olay ortaya çıktıktan sonra geçtim fona para koymayı,
hala bunlara oy vermek caiz mi acaba?
Biz ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan “5 dakikacık” ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza “5 dakikalık bir görüşme” için yalvarmıyoruz.
Ne kuru hamaset ne ucuz polemik peşindeyiz ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz.
Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor ama diklenmiyoruz.
Biz Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz.
Türkiye, sık sık vurguladığım üzere her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor.
Bunun önünü kimse kesemeyecek.
Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız.
Aziz milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en kalbî duygularımla tebrik ediyorum.
Tarihimizin dönüm noktalarından, altın sayfalarından biri olan bu günde, başta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla yâd ediyorum.
https://t.co/xPV5tmyM2E
Hürriyetin o kızıl kapısı mutlaka açılacak. Gazzeli kardeşlerimiz öz yurtlarında, şehit kanlarıyla sulanmış o mübarek topraklarda inşallah ebediyen özgürce yaşayacak.
O kutlu gün geldiğinde Allah nasip ederse biz de orada olacağız.
Kardeşlik görevimizi yerine getirmenin gönül huzuruyla orada olacağız.
Zor zamanda hakkı haykırmanın gururuyla orada olacağız.
Zalimler karşısında dik durmanın şerefiyle orada olacağız.
Mazlumlara sahip çıkmanın izzetiyle orada olacağız.
Gazzeli kardeşlerimizle birbirimize muhabbetle sarılacak, kucaklaşacak, inşallah hep beraber omuz omuza şükür namazı kılacağız.
Suriye’de olduğu gibi Gazze’de de zulmün sona erdiğini inşallah göreceğiz, o güzel günlere mutlaka vasıl olacağız.
Her şey geçecek, bu zulüm bitecek, bu kan duracak, bu enkaz kaldırılacak; inşallah geriye yine tüm cesametiyle Filistin kalacak.
Bu akşam gözleri ümitle, sevgiyle, imanla ışıldayan genç kardeşlerimle beraber olmanın gururunu yaşadım.
Bizleri İstanbul’da, böylesine güzel bir atmosferde buluşturan Türkiye Gençlik Vakfımızın tüm mensuplarına teşekkür ediyorum.
81 ilimizde 400 bin öğrencinin katıldığı Yaz Okulları’nda gençlerimiz 6 hafta boyunca dolu dolu zaman geçirdiler.
Bir yandan millî ve manevi değerlerimizi kuşanırken diğer yandan farklı spor dallarında kendilerini geliştirdiler.
Yarıştılar, eğlendiler, öğrendiler, yeni ve sağlam dostluklar edindiler.
Öğrencilerimize rehberlik eden, birikimleriyle genç kardeşlerimize yeni ufuklar çizen tüm hocalarımızı tebrik ediyorum.
Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek her bir evladımızın gözlerinden öpüyorum.
Kalbi Türkiye için çarpan, yüreğinde Filistin’in, Gazze’nin derdi, hüznü olan gençleri yetiştiren anne ve babalara saygılarımı gönderiyorum.
Edep ve adap dışı ifadelerle hükûmetimizi hedef alanlara sadece şunu söylüyorum:
Bizim Filistin hassasiyetimizi sorgulamak sizin ne haddinize?
Daha düne kadar topraklarını savunan Gazzelilere “terörist” diyen siz değil miydiniz?
Madem mazlumun yanındaydınız, peki 14 yıl boyunca Suriye’de neredeydiniz?
1 milyon insan katledilirken, Suriyeli kardeşlerimiz zulüm görürken neredeydiniz?
Halep’te, Dera’da, Humus’ta, Hama’da mazlumların üzerine varil bombaları yağarken neden sesiniz çıkmadı, neden konuşmadınız?
Karabağ ülkemizin de desteğiyle azatlık mücadelesi verirken işgalcilerin tezleriyle Can Azerbaycan��a iftira atan siz değil miydiniz?
Libya’ya yardıma gittiğimizde “Libya’dan bize ne” diyen siz değil miydiniz?
Siz hiçbir zaman mazlumların yanında olmadınız.
Siz Orta Doğu’ya hiçbir zaman kardeşlik penceresinden bakmadınız.
Ümmet olmanın ne demek olduğunu anlamadınız, bu duyguyu hiçbir zaman yüreğinizde hissetmediniz.
Şimdi çıkmış, kapkara sicilinize bakmadan bizi eleştiriyorsunuz, Kabine üyelerimizi eleştiriyorsunuz, bakanlarımıza seviyesizce dil uzatıyorsunuz.
Ne yaparsanız yapın, bize kara çalamayacaksınız.
Filistin halkının kalbindeki Türkiye sevdasını, Tayyip Erdoğan sevdasını söküp atamayacaksınız.
Türk milletinin bir asır sonra kardeşleriyle yeniden kucaklaşmasına engel olamayacaksınız.
Siz inkâr etseniz de tarih bizim dik duruşumuzu yazıyor.
Türkiye’nin verdiği zorlu mücadele mümin gönüllere iftiharla kazınıyor.