Çağın hastalığı bencillik bence. Kimse kimse için bir şey yapmak istemiyor. Herkes o kadar main karakter ve ben merkezci ki kendilerine kocaman şımarıkça bir dünya yaratmıslar.
Başına her gelen aksiliğe nazar diyen bir güruh türedi. Dümdüz sınav, imtihan da olabilir. Allah’ın her şeyin güzel olacağına dair vaadi mi var ki, başımıza gelen her kötülüğü başkalarının bilelim? “Fazla nazar korkusu, kibirdendir.” sözünü tekrar tekrar anlıyorum.
Duygusal zekâsı yüksek kişi, tam anlamıyla nefret edemez. Çünkü karşısındakinin davranışlarının ardındaki ıstırabı görür. Öfkelense bile yüreğinin bir köşesinde anlayış kendine yer bulur. Kızgınlık zamanla sessizleşir, yerini derin bir kavrayışa bırakır. İnsanı anlamak, affetmese bile onu yargılamaktan uzaklaştırır.
Bilelim 🧠
“Manipülasyon yapan, yalan söyleyen, insan kullanan ve sadece iki nörona sahip kişilerin ortak bir yanı var: Hepsi içten içe ezik, özgüvensiz ve değersiz hisseden, karakter eksikliğini kurnazlıkla kapatmaya çalışan insanlardır.
Schopenhauer’in dediği gibi:
“Karakteri zayıf insanlar, entrikayı zekâ zanneder.”
Çünkü gerçekten güçlü insan; zihin bulandırmaya değil, açık olmaya cesaret eder.
Kaliteli insan oyun kurmaz.
Entrika ise çoğu zaman üstün zekânın değil, aşağılık kompleksinin en estetik hâlidir.”
@enimenelegzet@hakkicoskum Kırmızı rujlu degilim ama rahatsız oldum sizin kendinizi iyi kutsal başkalarını kötü görmenizden yazık Allah ıslah etsin nefsinizi
“Etrafımızdaki insanların hakikatini ancak Allah bilir.
Bu yüzden daima şöyle de: ‘Allah’ım, benim için iyilik isteyen kişiyi bana göster ve beni de ona yönelt.’”