Sonra arayan kişinin yanına gittik dibine kadar sarhoşum hava yağmurlu yerler sırılsıklam motor sürüyorum :)) velhasıl olayları çözdük gece bitti ben sabah uyandım, dedim ne yaşıyorum aq. Hala aynı kafadayım ben ne yaşıyorum aq…
Ateşin çıtırtısı kulaklarımda patlıyor, ateş oldukça mor ve kızıla çalıyor, hemen dibimde bi şişe ballentines viski, dalgalar ruhumu açarcasına vuruyor kıyıma, sigara dudaklarımın ucunu ısıtıyor kocaman yanan ateşe rağmen. Her şeyi hissediyorum olan biten her şeyi… uzun bi gece
Lan dedi saçmalama dedim bak şimdi konu şu anlattım bişeyler çat telefon çaldı :)) biri arıyor işte saçma sapan bişeyler sormak için vs dedim gel sahile içelim sktr et onu falan ama yanımdaki çocuk şok içinde :))
Ben gayet sakinim olacaklardan haberdar misali:)
Tanrı bana iki göz verdi, dünyayı, renkleri, insanları, nesneleri, ışığı göreyim diye… yıllar sonra bi göz daha verdi insanların içini de görmem için, ben istemedim. Ben böyle olacağını bilsem, gören gözlerimi de al beni benimle bırak derdim.
İlmek ilmek işliyorum zamanı bedenime… olmayacak dualara amin demiyorum artık, ve bi dua edip deniz kenarında kabul olmasını beklemek yerine sabahın köründe olmam gereken yer için uyanıyorum. Başaracağım başka çaresi yok.
Eski Antakya’ya benzeyen bir sokak buldum, yürürken ağlamamak için zor tutuyor insan kendini… yıkılan şehrim gözlerimin önüne geldi bi an, lise yıllarım, masum duygularla gezdiğim sokaklar…