🚨 FON VURGUNU: KANUN GEÇTİ, HESAP VEREN YOK!
455 bin 758 yurttaş kendi birikimlerine erişemiyor. Paranın nasıl buharlaştığı, kimlerin kazandığı ve denetim kurumlarının ne yaptığı hâlâ yanıtsız.
Meclis araştırması önergemiz reddedildi; hakikati ortaya koyan gazeteciler yargı kıskacında!
Bugün kabul edilen kanun, belirli koşullarda 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme imkânı getiriyor. Ancak ara ödeme, kayıpların karşılandığı; kanunun çıkması da adaletin sağlandığı anlamına gelmiyor. Belirsizlikler korunuyor!
Bu vurgunun faturası yurttaşa kesilemez! Sorumlular açığa çıkarılmalı, haksız kazançlar tahsil edilmeli, kayıpların hesabı sorulmalı.
Para nerede, sorumlular nerede, hesap nerede?
455 bin 758 yurttaşın hakkı teslim edilene, sorumlular hesap verene kadar bu dosyanın peşini bırakmayacağız!
ADALET YÜRÜYÜŞÜNÜN 12.GÜNÜ
Narin için çıktığım adalet yolunda yürümeye devam ediyorum. İlk günden bu yana beni yürüyüşümde yalnız bırakmayan Siverek, Hilvan ve Urfa halkına bir baba olarak rica da bulunuyorum ;
Bu dosyaya sahip çıkın, Narin’in adalet arayışında yanımızda olun. Sesimi Cumhurbaşkanına ulaştırın .Bu mücadele yalnızca bir babanın değil, hepimizin mücadelesidir.
Sayın Cumhurbaşkanım; bir babanın sesini duyun. Narin için adaletin sağlanması ve tüm gerçeklerin ortaya çıkması için sesimize kulak verin.
@RTErdogan
#NariniçinAdaletYolu
Merhaba,
Yirmi beş yıldır Kürt müziği yapan bir “sanatçıyım” — tırnak içinde.
Koçgiri müziği, Kürt müziğinin en kıymetli bölgelerinden biridir. Ben de bir arkeolog edasıyla derlemeler yaptım; müzikler, sözler ve kaynak kişilerle en doğrudan şekilde programlar, konserler ve televizyon programları hazırladım.
Yasaklı zamanlarda mahpusu göze alıp her konsere katıldık. “Bu müzik bizimdir” dedim, albümlerimi karşılıksız verdim. “Büyüklerimiz vardır, görürler elbet” dedim ve bekledim.
Koçgirili, Kürt, Alevi bir müzisyen olarak senelerce televizyon programları yaptım. Kaç Alevi müzisyen vardır ki, Kürtçe program yapabilecek kadar Kürtçe bilen, aynı zamanda derleme yapan, çalan ve söyleyen?
Şimdi iyi zamanlar… Fakat gören olmadı, duyan olmadı.
Ne bir Newroz’da ne de bir konserde… Ben unutuldum.
“İyi ya,” dedim kendi kendime, “zaten kendim için müzik yapıyorum.”
“Bizde adam kayırma olmaz, biz başkayız” dedim ve sıranın gelmesini bekledim.
Bu bekleyiş tam yirmi beş yılıma mal oldu.
“İhanet içinde yer almayalım, bize yakışmaz” dedik; yağlı ballı teklifleri reddettim.
Günün sonunda şunu gördüm:
Kendi kendime hayal kurmuşum.
Her şey çoktan bozulmuş, yer yer çoktan kapılmış.
Geç kalmışız.
Ettiğim sitem aslında kendimeymiş.
Biz çoktan karşı tarafa benzeşmişiz.
İlke imiş, doğru yerde durmakmış… Bunlar unutulmuş.
Derin bir yok oluş içinde debelenmişiz.
Bundan sonra bize doğruluktan, doğru yerde durmaktan bahsetmesinler.
Maalesef durum bu…