Evrende hiçbir şey bütünüyle kaybolmaz; biçim değiştirir, yer değiştirir, dönüşür. Geçmiş de böyledir. Yaşananı yok edemeyiz; fakat içimizde taşıdığı enerjiyi dönüştürebiliriz. Belki de şifa, unutmak değil; acıyı bilgeliğe dönüştürebilmektir.
Regresyon; geçmişi silmek ya da değiştirmek değil, geçmişin bugün içimizde bıraktığı duygusal yükle ve anlamla çalışmaktır.
Bazı şeyler silinmez; dönüşür.
Ve bazen iyileşme, geçmişi unuttuğumuzda değil, artık geçmişin içinden yaşamadığımızda başlar.
İnsan bazen kendi hayatını yaşadığını sanarken, geçmişten taşınan görünmez sadakatlerin izinde yürür. Oysa gerçek özgürleşme geçmişi reddetmek yada affetmek değil; bize ait olanı onurlandırıp, bize ait olmayanı sevgiyle ait olduğu yere bırakabilmektir.
Taşıdığın her şey sana ait olmayabilir.
Bir aileye yalnızca doğmayız; bir ilişkiler sisteminin ve bizden önce yaşanmış hikâyelerin içine doğarız.
Aile Dizimi'nin güçlü sorularından biri:
“Geçmişte yerini bulamamış olan, bugün kimin hayatında kendisine bir yer arıyor?”
Bazen iyileşmek, bize zarar veren kişiyi anlamaktan vazgeçip neden o ilişkide kendimizden vazgeçebildiğimizi anlamaya başladığımız yerde başlar. Döngü, karşımızdakini değiştirdiğimizde değil; kendimizi artık terk etmediğimizde kırılır.
Narsistik istismar; kişinin zamanla kendi algısından,duygularından ve değerinden şüphe etmeye başladığı ilişki döngüsüdür. Sevgi ve yüceltmenin değersizleştirme ve reddedilmeyle dönüşümlü yaşanması travmatik bir bağ yaratır. Yalnızca gitmek değil; kendine yeniden dönmek gerekir.
Medeniyet, felaketlerden sonra ne kadar üzüldüğümüzle değil; önlenebilir acıları ne ölçüde önleyebildiğimizle anlaşılır. Kader, insanın sorumluluğunu örten bir sözcüğe dönüşmemeli. Her kayıp bize aynı soruyu bırakır: Daha iyisini yapabilecekken neden yapmadık?
Bir toplumun medeniyeti, güçlülerin nasıl yaşadığıyla değil; savunmasız olanların ne kadar güvende olduğuyla anlaşılır.Konuşamıyor olmaları acı çekmedikleri anlamına gelmez.Onların sessizliği, bizim vicdanımızın sınavıdır.
Merhamet bir tercih değil, insan kalabilmenin şartıdır.
Bir canlının yaşam hakkı, insanın merhametine bırakılmış bir ayrıcalık değil; doğuştan gelen hakkıdır.
Onlar konuşamıyor diye sessiz kalmayacağız.Can dostlarımızın yanındayız; dilsiz meleklerin sesi ve savunucusuyuz. Yaşatmak mümkündür.
#HayvanKatliamınaDurDe#Kıbrıs#Girne#KKTC
İyileşmek için yalnızca bugünkü ilişkiye değil,bizi bu ilişkiye taşıyan örüntülere de bakmak gerekir. Neden benzer ilişkilere çekiliyorum? Nerede kendimden vazgeçmeyi öğrendim?
Amaç yalnızca çıkış değil, döngünün sonraki nesillere taşınmamasıdır
Kendine dön.Özgürleş.Yeniden doğ.
Geçmişte yaşanmış olanı yok edemeyiz. Bir kaybı yaşanmamış, bir ayrılığı olmamış, bir travmayı hiç gerçekleşmemiş hâle getiremeyiz. Fakat onunla kurduğumuz ilişkiyi dönüştürebiliriz.
Regresyon; geçmişe dönmek değil, geçmişten özgürleşmektir.
Görmek ve kabul etmek; affetmek, onaylamak ya da hak vermek değildir.
Bazen yalnızca:
Sizi görüyorum. Size ait olanı size bırakıyor kendi hayatımı yaşamayı seçiyorum.
demektir.
Belki de gerçek miras, kaderi devretmek değil; bizden sonrakilere özgür bir başlangıç bırakabilmektir.
Hiçbir fikir ayrılığı, öfke ya da haklılık duygusu bir başka insanın bedenine zarar verme hakkı vermez.
Şiddetin cinsiyeti yok.
Ama şiddetin normalleştiği bir toplumda hepimiz kaybederiz.
dair güveni korumakla da yükümlüdür.
Çocuklarımıza da şunu öğretmeliyiz:
Fikirler sabaha kadar tartışılır. İnsanlar tartışılmaz.
Karşındaki senin gibi düşünmeyebilir.
“Ben böyle düşünüyorum, sen böyle düşünüyorsun” deyip ayrılabilmek zayıflık değil, medeniyettir.
“Madem insanlar cebinde bıçakla dolaşıyor, ben de kendimi korumak için taşımalıyım.”
İşte bir toplum böyle güven duygusunu kaybeder.
Elbette tutukluluk bir ceza değildir ve yargılama henüz bitmedi. Ancak adalet sistemi yalnızca adil olmakla değil, toplumda adaletin işleyeceğine
Giden, bedenin sınırlarından özgürleşip ruhun sonsuzluğuna kavuşur. Acı, kalana aittir; göremediği, dokunamadığı, özlediği ve burada yaşayacaklarına artık onunla birlikte tanıklık edemeyeceği için.
Ölüm giden için bir özgürleşme, kalan içinse sevginin özleme dönüşmesidir. 🕊️
Belki de ölüm, sadece geride kalanlar için zamansız bir ayrılık; giden için ise vaktinde bir vuslattır.
Biz onu erken kaybettik.
Ama o, tam vaktinde yuvaya döndü. 🕊️