Garanti Bankası'nın 10 Kasım tanıtımı...
Atatürk'ün 1925 yılında Uşak'ta yetimhane ziyareti yaptığı doğru. Hatta bir şehit çocuğu orada şöyle bir konuşma yaptı:
Beni söyleten etken var. Söyleyeceğim. Çünkü ben içinde lavlardan intikam fırtınaları, intikam boraları esen bir volkanım. Gök görültüleri, yıldırımlar, şimşekler benim depremlerimden, sarsıntılarımdan meydana gelir. Dünyanın hayat ve mematı benimle kaimdir. Maddi, manevi hiçbir kuvvet bendeki feveranı söndüremez; ne Alp dağlarının buzulları, ne Niyagara'nın coşkun köpükleri, ne okyanusların kudurmuş dalgaları benim bu feveranıma hiçbir engel teşkil edemez. Çünkü ben, bu hain kuvvetler tarafından tecavüze uğramış bir yetimim. Babamı şahadet, annemi sefalet, vatanımın mamurelerini düşman zulüm ve vahşeti aldı götürdü.
Şimdi ben, kökü kurumuş, dalları kırılmış kuru bir ağaca benziyorum. İşte bunun içindir ki, söyleyeceğim. Dünyanın en amansız düşmanları beni men etse yine söyleyeceğim.
Muhterem Paşa Babamız; bendeki bu azmi, bu imanı halkeden, yaratan aziz ve mukaddes bir kuvvet var; işte o da Türk yurdunu, Türk camiasını ilerleme nurlarına boğan, gelişmenin doruklarına ulaştırmaya saik olan büyük varlığınızdır. Nasıl ufak bir işaretinizle Türk orduları sefil ve alçak düşmanları aziz vatandan kovdular ve Akdeniz'de boğdularsa, ben de ve benim gibi, içinde volkanlar taşıyan binlerce şehit yavrusu ve bütün millet kurtarıcı elinizle işaret buyurduğunuz kurtuluş yolundan yürüyeceğiz, yürüyeceğiz.
Dumlupınar şehitliğinde, mübarek Dumlupınar kabrinde yatan aziz şehitlerin ruhlarını şad edince ye kadar yürüyeceğiz.
Atatürk, bu konuşmayı dinlerken ağladı. Ve şöyle söyledi:
Şehit yavrusunun sözleri ruhumda büyük bir heyecan doğurdu. Bunu tasvir imkan haricindedir. Yalnız gözyaşlarım bu üzüntünün açık bir ifadesidir. Ben hayatta nadiren ağlayan bir adamım. O da Uşak'ta, burada vaki oldu.
Uşak, 16 Ekim 1925...
Sen öleceksin, aradan bir asır geçecek. Mezarına, vatanı birlikte kurtardığın köylünün torunu gelecek. Bağlılığın gücünü bir destanla değil sessiz, sözsüz, sade bir bakışla, bir duruşla ıspat edecek.
Peşi sıra gelen operasyonlar, seçilmiş belediye başkanlarını değil; sandığı, demokrasiyi ve millet iradesini hedef almaktadır.
Sandıkta kazanamadıklarını yargı eliyle değiştirmeye çalışan anlayış, bu kez de Erdal Beşikçioğlu'nu hedef aldı.
Milletin iradesi yargı operasyonlarıyla teslim alınamaz.
Erdal Başkanımızın yanındayız.
@solcugazete60@hcimsit Arkadas bu sozlerde ne var ki ya.. Ne bir hakaret var ne bir tehdit var. Enistesine sorsun tehdit varmi diye enistesi bile yok der… safi muhalefet yapiyor kadin bu kadar.
Uydurdukları mazeretlere bakmayın. Partidaşları, arkadaşları betona gömülmüşken kendilerini kurtarmak için AKP’ye teslim oldular. Bundan sonraki hayatlarını yoldaşlarını betona gömenlere hizmet etmenin utancıyla yaşayacaklar. O sığındıkları yerdekilerin bakışlarında bile bu utancı görecekler.
@salihgund@m_cemilkilic Salih,
Peygamber ve din ile Atatürk’ü mü kıyas ediyorsun. Tamamen farklı şeyler ama senin fındık beynin ve sıfıra yakın IQ n bunu farkı anlamaya yetmez.
Sen seni badeleyen, istismar eden vahabi döllerinden duyduklarında gelip burda naralar atıyorsun. Döl israfısın.
Siyaseti yargı kollarına devreden Saray rejimi bu kez de Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş'ı hedef aldı ve tutukladı.
Seçilmiş belediye başkanlarını peş peşe adliye koridorlarına taşıyan, gözaltı görüntülerini servis eden bu tablo anayasal düzene ve milletin seçme hakkına saldırıdır.
Sinem Başkanımız'ın yanındayız.
@nefesgazete Resim çok net: Bir insan oturduğu koltuktan kalkmak istemiyor ve o koltuk için tüm ahlaksızlıkları yapabilecek seviyeye geliyor ise hiç şüphesiz altına pislemiştir. Bunun başka bir açıklaması yok.
Üsküdar’ın önceki belediye başkanları AKP’li Mustafa Kara ile Hilmi Türkmen dönemlerine dair onlarca usulsüzlük, yolsuzluk haberler yaptık.
Kamu kaynaklarının bir avuç dernek-vakıf içim kullandırıldığını anlattık ama bırakın operasyonu haklarında soruşturma bile açılmadı
Halkın iradesi yok sayıldı, seçilmiş 28 belediye başkanı tutuklandı. Bu sabah ise tek amacı ülkesine ve Üsküdar’a hizmet etmek olan kadın Belediye Başkanı Sinem Dedetaş gözaltına alındı.
Hala bu sürecin siyasi olmadığını söyleyenlere soruyorum: Halkın oylarıyla göreve gelen belediye başkanlarının birer birer tutuklanarak görevlerinden uzaklaştırılmasının başka nasıl bir açıklaması olabilir?
Milletin oylarıyla seçilmiş siyasetçiler ise yaşananları seyretmekle yetiniyor. Oysa bugün, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin demokrasiye, hukuka ve seçmen iradesine sahip çıkma sorumluluğu vardır.
Sandıkta kazanamadığınızı yargı eliyle almaya çalışmaktan vazgeçin. Milletin iradesine saygı duyun.
Oğuzhan Uğur alınalı yaklaşık 10 gün oldu. Size bir mesel anlatayım. Oğuzhan rapçi Ceza’ya ilk saygı 1 yaptığında beni de davet etmişti. Türkiye’de tanıyıp bildiğiniz zirvede ne kadar ünlü varsa hemen hepsi oradaydı. Allahım görmeliydiniz! Oğuzhan’a yapılan yalakalıkları, yaranma mücadelesini. Bugün baktım da Oğuzhan alınalı 10 gün olmuş. Herhangi bir ünlüden bir tane tweet, ya da destek mesajı gördünüz mü? Hemen cevap vereyim, göremezsiniz! Haluk Levent gibi aşağılık bir dolandırıcı için bile böyleydi aynen durum, kıçını öpmek için sıraya giriyorlardı, şimdi ifadelerde “biliyorduk zaten!” Diyorlar. (Kıssadan hisse!) Bu alem, görüp görebileceğiniz en yavşak alemdir! Zirvedeyken kıçınızı öpmek için sıraya girerler, düşerseniz de önce vurup sonra da “tanımazık!” Derler! Yaşayan bilir, ben çok yaşadım da ordan biliyorum! Sevgiler.