NATO zirvesi bahane edilerek ülke baştan başa gözaltı merkezine çevrildi. Adı konmamış sıkıyönetim günlerinden geçiliyor.
Akademisyen ve yazar Sibel Özbudun, Temel Demirer başta olmak üzere onlarca siyasetçi ve aktivist gözaltına alındı.
Bülent Bilmez, sırf akademik çalışma alanı Kürtler ve Aleviler olduğu için görevinden atıldı. Komedyen Deniz Göktaş, yaptığı bir mizah yüzünden tutuklandı.
Nûmedya24, Azadiya Welat, Ajansa Welat ve Sendika org’a erişim engellendi. Habere, gerçeğe, farklı sese tahammül kalmadı.
Ülke ekonomik krizle, adaletsizlikle, tarımda çöküşle, gençlerin geleceksizliğiyle boğuşurken; iktidar enerjisini muhaliflere, akademisyenlere, sanatçılara, gazetecilere gözaltı düzenlemeye ve haber sitelerini kapatmaya harcıyor. Bu, güç değil zayıflıktır.
Elinizi akademisyenlerden, sanatçılardan, gazetecilerden, muhaliflerden çekin. İnsanların bam teline basmaktan vazgeçin. Bu ülkenin, kendi yurttaşına sıkıyönetim uygulamasına değil, demokrasiye, adalete ve barışa ihtiyacı var.
Gözaltında kaybedilen Hasan Gülünay'ın kızı Deniz Gülünay: "Bizim verdiğimiz bu mücadele bir yas alıntısı ya da bir yas hikayesi değil. Biz burada hafıza ve vazgeçmemeyi insanlara anlatmaya çalışıyoruz."
#CumartesiAnneleri1110Hafta
35 yıl önce bugün, ailen ile son saatlerin. Seni yarın akşam, sivil polisler evden alacak ve 2 gün sonra işkence edilmiş bedenini bulacağız. Cenazende 11 kişi daha katledilecek. Ah Vedat abi öyle bir yarasın ki kalplerimizde.. #VedatAydın
Bu hafta 90 bin camideki merkezi cuma hutbesinde 'kutsal değerlerin mizah adı altında alaya alınması gibi unsurların çocukları yozlaştırdığı' söylendi.
Peki,
"-Başımızda Allah'ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var..." (Düzce Milletvekili Fevai Arslan)
"-Onu görünce salavat getiririz..." (Siirt milletvekili Yasin Aktay)
"-Ayakkabısını elimizle yalamamız lazım..." (Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız)...
Sözlerinin çocuklar üzerinde hiç mi yozlaştırıcı etkisi yok?
Bunlarla ilgili bırakın 90 camiyi tek bir kişiye tek bir sözünüz oldu mu ey Diyanet?!
Daha düne kadar Filistinli çocukların kanı ellerinde diyerek Amerikan-İsrail mallarını boykot ediyorlardı.
Şimdi Trump’a özel rezervasyon yapıyorlar. Klasik Türk sağcısı.
Bu ülke o kadar çok krizle boğuşuyor ki, en çok özlediği şey belki de gülebilmek. Bir komedyeni, sahnede söylediği sözler yüzünden gözaltına almak kabul edilemez.
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın. Bu toplum susturularak değil, gülerek, tartışarak, düşünerek bir arada tutulur. Sanata, basına ve mizaha yönelik baskılar artık son bulmalı.
Deniz Göktaş'ın tutuklanması beklenmedik bir gelişme değil, kendisi de biliyordu olacakları.
O cesurca bir eylem yapmış oldu ve yol açtı. O yoldan ilerlemek de ancak örgütlü, bilinçli ve cesurca yürütülen siyasi mücadele ile mümkün.
Gülistan Doku’yu organize bir kötülükle yok eden, kemiklerini bile ailesinden esirgeyen cani Tuncay Sonel kelepçesiz
Şaka yaptığı için gözaltına alınan Deniz Göktaş’a ters kelepçe!
Böyle bir tivit atacağım hiç aklıma gelmezdi.
Bizim meal yasaklanıca ilahiyatçı arkadaşlardan tepki için imza vermekten çekinenler olunca böylesi bir durum olmuştu.
Şimdi sırada komedyenler var.
Sınav yine çetin.
Genç arkadaşınız için bir şey demeyecek misiniz ustalar?!
Ters kelepçe takmaları eziklikten başka bir şey değil. Güya gözdağı veriyorlar. Yahu Deniz gösteriyi çekmiş, yayınladı, onca hakarete, tehdite rağmen kaldırmadı, her gün paylaştı, bir de üstüne soruşturma açıldı haberinin üzerine kalktı kendisi geldi zaten, kime neyin artistliğini yapıyorsunuz?
Adliyedeyiz yine.
Deniz Göktaş’ın savcılık sorgusu devam ediyor. Bulunduğumuz koridora milletvekili, avukat ve atanmış kayyumlar dışında girişe izin verilmiyor.
Deniz’in işlediği tek suç sarayın istediği seviyede korkmamış ve konuşmuş olmak.
Tek suçu bu.
Rakiplerinden korktuğu yetmemiş olacak şimdi de 30 yaşında bir komedyenden korkuyorlar.
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
Çoğu içeride namaz kılmaya başlamış, başta kızımızın bedeninin yerini sürekli değiştiren valilik koruması şükrü eroğlu. Namaza durunca Allah'a ne diyorsunuz? Ya da maksat komşu cami de görsün mü? sizde gram vicdan olsa acılı bir anayayı 6 yıldır izlemeyi tercih etmezdiniz zira.
Bir toplum kendi adına konuşan “kahramanlara” bel bağlıyorsa vakti gelince o “kahramanları” da savunamaz.
Deniz Göktaş meselesi, başkasından beklediğimiz “cesurluğu” kendimizin de göstermesi ve bu cesur şeyleri sıradanlaştırmamız gerektiğini gösteriyor.