Seyfettin İnanç:
-"Bizim en büyük düşmanımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük meselesi, en büyük problemi;
Bizim adımızı taşıyan, bizimle beraber oturup yemek yiyen, benden gözüküp ama sosyal medyada Müslüman adıyla İslamiyet'e hücum eden, bizim milletimize hakaret eden Yahudi kripto varlığıdır.
Aramızda büyük sanayiciler, büyük iş adamları, büyük para babaları var ama hepimizin en büyük düşmanı şah damarımızı kesiyor. Şah damarımızı kesiyor. Çünkü Çanakkale Savaşı'nda bizim okumuş tabakamız şehit oldu. Çanakkale Savaşı'nda okumuş tabakamız gitti. Okumuş tabaka kalmadığı için Cumhuriyet kurulduğunda okumuş bir tek bunlar olduğu için devletin tüm kademelerine..."
Hocamız,
Öyle birileri gibi Cumhurbaşkanının yanında sarığını takkesini çıkarıp girmez
Şalvarı cübbesi sarığı kisvesi tam şekilde çıkar reisi cumhurun huzuruna .
Algı operasyon çocukları Bedri Gencer de sinir krizleri geçirsin…
Cübbeli Hocaefendi bu videoda Hulûliyye’yi iptal ederken bazıları şerefsizce kırpılmış videolarla Hocaefendi’yi –hâşâ– bir Hurûfî veya Hulûlî gibi göstermeye çalışıyorlar.
Potasyumdan zengin yiyecekler: Yeşil yapraklı sebzeler, patates, süt ürünleri, bakliyat, kuruyemiş ve kavun, muz, çilek, kivi, kayısı, portakal gibi meyveler mükemmel kaynaklardır.
Bu yiyeceklerin çoğu tabii olarak sodyum bakımından fakirdir ve bu da daha sağlıklı bir sodyum-potasyum oranını desteklemeye yardımcı olur. https://t.co/VzDE4VXhd9
Orhan Aydın, kabız hastası olduğunu ve tek ilacının da Cübbeli Hoca’ya sataşmak olduğunu sanıyor herhalde; ama nafile...
Orhan Aydın! Bu sözlerin "şirk" olduğunu iddia ediyorsun. Buyur, ispat et! Hangi ayete, hangi hadise göre şirk?
Mâide Suresi 111. ayet-i kerimesinde Allah Teâlâ, “Hani Havarilere, ‘Bana ve Resulüme iman edin’ diye ilham etmiştim...” buyurmaktadır.
İmam Kurtubî bu ayetin tefsirinde, buradaki vahiy/ilham kastının, “Musa’nın annesine de vahyettik” (el-Kasas, 7) ayetindeki gibi bir ilham olduğunu belirtir.
İmam Süyûtî ise aynı ayetin tefsirinde; İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebu’ş-Şeyh’in aktardığına göre Süddî’nin, “Bu, onların kalplerine bir duygu (ilham) atmıştım anlamındadır” dediğini nakleder.
Yine Abd b. Humeyd’in bildirdiğine göre Katâde de şöyle demiştir: “Bu, peygamberlere gelen şer'i vahiy gibi değil, kalplerine fısıldanmış bir vahiydir (ilhamdır). Zaten vahiy iki çeşittir: Biri melek vasıtasıyla gelen, diğeri ise kulun kalbine doğrudan atılan ilhamdır.”
Görüldüğü üzere Havariler, bu ilhâm-ı Rabbânî’nin birer muhatabıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de ümmetinden bu tür ilhamlara mazhar olan kulların bulunacağını beyan ederek şöyle buyurmuştur:
“Sizden önceki ümmetler içinde kendilerine ilham olunan (muhaddesûn) kimseler vardı. Eğer benim ümmetim içinde de onlardan biri varsa, hiç şüphesiz o Ömer b. el-Hattâb'dır.” (Sahîh-i Buhârî, Kitâbu Fedâili Ashâbi'n-Nebiyy, Hadis No: 3689)
Şimdi soruyorum sana Orhan Aydın: Bunca ayet, tefsir ve hadise göre kullara ilhâm-ı Rabbânî’nin geleceği açıkça sabitken; bizler de Mahmud Efendi Hazretlerimizin bu tür ilhamların muhatabı olduğuna inanıyorsak, neye ve kime göre "müşrik" oluyoruz?
Belli ki iman ve küfrün şartlarının neler olduğunu dahi bilmiyorsun. Burada kimse ayet veya hadis inkâr etmiyor! “Meşâyıha zaman geçmez” sözü de onların işte bu ilhâm-ı Rabbânî’ye sahip, ve keşfî ilimlere sahip olmasından ötürü söylenmiş bir sözdür. Bu durum şeriatın hiçbir hükmünü ihlal etmez. Eğer "ihlal eder" diyorsan, buyur delilini getir!
🗣️ İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi kendisini hedef alan İsrailli Bakan Katz'a cevap verdi:
- Filistin'e olan hassasiyetimizden rahatsızlık duyanlar çıkacaktır. Biz duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz.
- Kudüs'ün özgürlük davasını kalbimizde taşıyacak, mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den işgalci İsrail Savunma Bakanı’na tokat gibi cevap:
Filistin'e olan hassasiyetimizden rahatsızlık duyanlar çıkacaktır. Biz duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz.
Kudüs'ün özgürlük davasını kalbimizde taşıyacak, mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz.