Lozan'da Lord Curzon bir ara İsmet Paşa'yı uyardı:
"Siz Yunanistan'ı yendiniz, İngiltere'yi değil. Bunu unutmayın!"
İsmet Paşa;
"Hayır!" dedi..
“Yalnız Yunanı yenmedik, güneyde müttefikiniz Fransızları yendik, onun silahlandırdığı Ermenileri yendik, müttefikiniz İtalyanları Anadolu'dan uzaklaştırdık, sizin silahlandırdığınız Doğu Ermenilerini ve Pontus çetelerini yendik, sizin İstanbul yönetimiyle birlikte azdırdığınız isyancıları yendik, silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye'yi yendik, en son olarak da maşanız Yunan ordusunu yenip denize döktük, Mondros'u yendik, Sevr'i yendik, Üçlü Anlaşmanızı yendik... Bunların hepsinin arkasında siz vardınız, hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi.
Biz asıl sizi yendik!
Hırçınlığınızın, telaşınızın, durmaksızın entrika çevirmenizin nedeni bu! Bunu örtbas etmeye, kaybınızı gidermeye çalışıyorsunuz.
Biz sizi burada da yeneceğiz!..."
Büyük Atatürk’e, İsmet İnönü’ye, Anadolu Türk’ünün idam fermanı Sevr’i yırtıp atan Kuvayı Milliye kahramanlarımıza ve yüce milletimize minnet, aziz şehit ve gazilerimize tazimle…
Avrupa ADD Birliği
Gazeteci Sinan Burhan, Melih Gökçek’lerin Almanya’dan aldığı söylenen 4,5 milyon euroluk bina için şunları söyledi:
“— Evler Almanya’dan vatandaşlık almak için alındı.
— 700 bin Euro önden para verildi, kalanı krediyle alındı. Oğlum evini ve arabasını satarak aldı.”
O zaman şu sorular gündeme geliyor:
1– Hani evler alınmamıştı, hani hepsi yalandı? Şimdi de krediyle alındı diyor.
2– Hani en yerli ve en milli sizdiniz, Alman vatandaşlığı ne iş?
Sabah akşam yurtdışına legal olarak çıkan ya da göçen muhalif insanları, tweet attığı için suçlanan insanları “vatan düşmanı, BND ajanı vs.” ilan edenler, meğer Alman vatandaşı olmak için Almanya’dan gayrimenkuller almışlar.
Tam anlamıyla trajikomedi!
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan:
"Geçtiğimiz günlerde revire gittim, doktor şikayetlerimi sordu.
Doktorumuz beyefendi biri, şikayetlerimi sabırla dinledikten sonra stresli bir dönemde olup olmadığımı sordu.
Şok oldum. Hemen hemen yaşıtım bir doktor olduğu için şakalaşmak amacıyla mı soruyor diye tereddüt ettim ve hemen cevap vermedim.
'İlahi doktor, altı üstü haksız yere aylardır hapisteyim, kim bilir daha ne kadar hapiste olacağım bilmiyorum. Bunlar her insanın yaşadığı günlük stresler, majör bir şey yok!' dedim. Stresle mücadelede iyiyiz.
Türkiye’de pek çok cezaevinde halen yüzlerce hak ihlali yaşanmaya devam ediyor. Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil.
Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor.
Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum.
Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum."
(Cumhuriyet)
Ben Muhalefetin Adayı Olduğum İçin Kazandım.
İktidar Partisine geçmek gibi bir ahlaksızlığı yapamam.Bir tane onurumuz var.
Hapse girersin çıkarsın.
Suçsuzsan elbet bir gün masumiyetin ortaya çıkar ama onurunu kaybedersen;
ONUN GERİ DÖNÜŞÜ YOKTUR!
Sinem Dedetaş❤️👏👏👏👏👏👏👏
bizim nesil…
biz…
konu Atatürk ise alengirli laflar sevmeyiz etmeyiz!
çok basitiz çok netiz!
Atatürk’ü severiz,
O’nu seveni sever sevmeyeni sevmeyiz!
#30ağustos#TürkiyeCumhuriyeti
youtube / bilgin gökberk
Ben üç çocuk sahibi bir anneyim.
35 yıllık avukatım,
1 yıl belediye başkanlığı yaptım, 1,5 yıldır hapis yatıyorum.
Suçum yok, delil yok, suç iddiası olan kişilerle temasım yok.
Buna rağmen tutukluluğum devam ediyor. İddiaların hepsinden suçlu bulunsaydım bile yattığım süre göz önünde bulundurulup salınmam gerekirdi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu tip bir mağduriyet yaşatılan ilk kişiyim.
Benden ne isteniyor?
Çocuklarıma ve memleketime kavuşmak için ne yapmalıyım?
Av. Uğur Poyraz:
“Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına el konulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.”
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Binbaşı rütbesindeyken Balyoz davasından yargılandı. Hiç ürkmeden, yılmadan, korkmadan hukuk savaşını sürdürdü ve alçakça düzenlenen kumpası bozdu. Bu hukuk savaşının ardından çok sevdiği mesleğine tekrar döndü. Bu kez taynini Şırnak'a çıkardılar.
"Gel kızım, gitme Şırnak'a, istifanı ver" dedi avukatı. Ama "yok, yapamam, mesleğimi bırakamam" dedi Yarbay Songül Yakut. Askerlik onun rüyalarını süsleyen bir meslekti. Rüyasına kıyamadı, atladı gitti...
Babasını küçük yaşta kaybettiği için annesi Malatya'da yalnız yaşıyordu. Maaşından biriktirdiği paralarla annesine bir ev aldı. Ömrünün son deminde anneciği rahat yaşasın istiyordu.
Bir gün askerler geldi kapıya. Anneye, "kızın şehit oldu" dediler. Anne buna inanamadı. Tek kelime söyleyemedi. Yere yığıldı...
Askerler genelde sert ve acımasız insanlardır. Fakat dünyanın başka hangi ülkesinde bir asker bu kadar sevimli, bu kadar güzel, bu kadar cesurdur?
Biliyorum, Songül komutan bu ülkede hiç konuşulmayacak. Gazetelere manşet olamayacak. Evlilik programlarındaki süs köpekleri kadar bile itibarı olmayacak. Ama ülkemin güzel aydınları, Atatürkçüleri, devrimcileri, yazarları, şairleri onu hiç unutmayacak.
Uğurlar olsun Mustafa Kemal'in askeri. Yattığın yerde güller bitsin.
Huzurla....🙏🙏🇹🇷🇹🇷💜💜🌹🇹🇷
*Mademki sen; TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCUSUNA KÂFİR DİYECEK KADAR CESURSUN, BEN DE SANA ŞEREFSİZ NAMUSSUZ VATANSIZ AHLAKSIZ DİYECEK KADAR CESUR ve YÜREKLİYİM !*
*Atatürk'ün düşmanı, düşmanımdır.*
*Adı : Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,*
*Görevi : İlk Cumhurbaşkanı,*
*Doğumyeri : Selanik,*
*Yaşı : 57,*
*Eğitim : Harp Akademisi,*
*Savaş : 11,*
*Madalya : 24,*
*Nişan : 7,*
*Yazdığı Kitap : 11,*
*Okuduğu Kitap Sayısı: 4000,*
*Açtığı Fabrika : 48,*
*En Büyük Başarısı :Türk vatanını işgalden kurtarması, Türkiye Cumhuriyeti Devlet'ini kurması.*
*"Aynı takımı tutmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı partiye oy vermediğim adamla anlaşırım,*
*Aynı dini paylaşmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı milletten olmadığım adamla da anlaşırım,*
*Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmiyenle asla ANLAŞMAM"..*
*Ben, Ülkemi, ilkelerimi, fikrî düşüncemi Anayasanın ilk 4 maddesi gibi korur kollar asla taviz vermem.*
*Çünkü ben Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, Türkiye Cumhuriyetinin çocuğuyum....*
*Ben, Atatürkçüyüm,*
*Ben, Cumhuriyetçiyim* ,
*Ben, lâikim,*
*Ben, antiemperyalistim,*
*Ben, tam bağımsız Türkiye'den yanayım,*
*Ben, Türk Milletindenim diyenlerdenim.*
*Ben, Türk Milletine tuzak kuran hainlerin düşmanıyım.*
*Ben, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım."*
*Ben, Allah ile aldatan namussuzların düşmanıyım..*
*Dindarım diye geçinip gece gündüz Atatürk'e küfür edenlerin düşmanıyım...*
*Atatürk; Diyaneti kuran,*
*Atatürk; Kuran-ı kendi parasıyla tefsir ettiren,*
*Atatürk; Kuran meali ve İlmihali yaptıran,*
*Atatürk; İmam Hatipleri açan*
*Atatürk; Ayasofya'yı müze değil de Cami olarak kayıt yaptırandır..*
*Ben, "susan dilsiz şeytandır" sözününün takipçisiyim..*
*Ne KÖK'ümü yok sayarım, ne dalımdan koparım...*
NE MUTLU TÜRK VATANININ KURTARICISI, TÜRK DEVLETİNİN KURUCUSU, TÜRK MİLLETİNİN ULU ÖNDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün AYDINLIK YOLUNDA OLANLARA. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Not: İNADINA HERKES SAYFASINDA PAYLAŞSIN BİZ DEĞİL ONLAR KORKSUN! BU DEVLET BİZİZ, BİZ MİLLETİZ BİZ ATATÜRKÜZ! 🇹🇷
Alıntı__
@DemirFerit62 Yahu arkadaş Tunceli Devlet adını kim varsa Gülistan Doku cinayetine karışmış.
Bir fırlatmanın cinsel sapkınlığı sonrası işlediği cinayeti her kes birlik olmuş Emredersiniz efendim diyerek kapatmaya çalışmış.
Allah belanızı versin diyeceğim ama maalesef vermemiş vermiyor.
Bu zamana kadar kanser hakkında izlediğim tek elle tutulur gerçek video bu çünkü kanserden vefat eden babamda hepsi vardı ve iltihap 2 yıl önceden başlamıştı.Ben kansere odaklandığımda bunun bir kan enfeksiyonu yani iltihap olduğunu hep görürdüm kadın işi çözmüş.
Onuruyla cezaevine giren Sinem Dedetaş’ın tarihe geçen cümlelerini gazeteci İrem Karataş aktarıyor. İyi dinleyin:
“— Bana muhalif seçmenler oy verdi. Onların oylarına ihanet edemem. Böyle bir ahlaksızlık yapamam!
— Evet tutuklanabilirim. Ama başka partiye geçerek bana verilen oyları satamam!
— Çok kritik bir cümle söyledi Dedetaş: Tutuklanabilirsiniz. Ama insanın bir onuru var. O onuru kaybedemeyiz!”
Hepimiz söyleyelim: Oylarımızı satmayan, onurunu satmayan Sinem Dedetaş derhal serbest bırakılmalı!