Kahramanmaraş’ta yaşanan ortaokul saldırısında hayatını kaybeden yavrularımıza ve öğretmenimize tekrar Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Bugün okullarımızda yaşanan asayiş sorunları, güvenlik açığından ibaret bir sorun olarak izah edilemez.
Bu tablo, toplumda derinleşen adaletsizliğin, yoksullaşmanın ve iktidarın kamusal sorunlar yerine kendi siyasi ikbalini önceliklendirmesinin nihai sonucudur.
Okullarda güvenliğin sağlanması bugün acil bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır.
Bununla birlikte esas sorun, bütün topluma yayılmış derin bir asayiş krizidir. Ekonomik yıkımın büyüttüğü gelecek umutsuzluğu, kurumları içten içe çürüten yozlaşma, hukuka olan güvenin çökmesi asıl mesele olarak ortada durmaktadır.
Düzenin tepesinde cezasızlık, çürüme ve keyfilik hâkimken, en aşağıda huzur, disiplin ve güven beklemek gerçekçi değildir.
Biz bu karanlığı kader olarak görmüyoruz.
Bu ülkenin tertemiz çocuklarına, fedakâr öğretmenlerine, alın teriyle ayakta duran ailelerine baktığımızda umudu da gücü de görüyoruz.
Bizim iktidarımızda korkunun yerini güven, çürümenin yerini adalet, umutsuzluğun yerini yeniden gelecek inancı alacak.
Okullarda eğitimli güvenlik görevlileri bulunduracağız, giriş çıkışları denetimli ve güvenli hale getireceğiz; her okulda yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolojik danışman görevlendireceğiz.
Sorunu henüz oluşmadan tespit eden, potansiyel tehlikeyi suça dönüşmeden bertaraf eden bir anlayışı hakim kılacağız.
Gençlerin bu ülkede kendine bir gelecek görebildiği, devletin yeniden vatandaşına güven verdiği, adaletin ve asayişin yeniden hâkim olduğu bir Türkiye’yi birlikte kuracağız.
Çünkü biz bugünün yaralarını sarmanın ötesinde, yarının onurlu, huzurlu ve adil Türkiye’sini somut adımlarla inşa etmeye geliyoruz.
Bugün yas günüdür.
Evlatlarımıza canımız yanıyor. İnanın çok acımız var. Öğretmenimize de… Başımız sağ olsun. Büyük acı.
Bunların her birisi fetret döneminin izleridir. Böyle “Bu siyasi değildir” falan olmaz. Bu mücadelenin zaten bir zemini de budur. Adı eğitim alanıdır, adı adalettir, adı ekonomidir.
Gerçekten başımız sağ olsun, içim yanıyor. Dünden beri içim yanıyor.
Hepimizin başı sağ olsun.
Sayın Erdoğan,
İddianamenin hâl-i pürmelâlinden haberdar mısınız?
Temelsiz iddialara karşı dile getirilen gerçekler karşısında şaşkınlığını gizlemekte zorlanan kamuoyunun tepkisini yok sayamazsınız.
Yok yere hayatı karartılan masumların, iftiraları çökerten tutsakların özgürlüklerinin elinden alınmasını, adil yargılanma isteyen haklı çığlığını işitiyor musunuz?
Anaların gözyaşları adalet için akarken gözünüzü yumuyor musunuz?
Bu Dava ASRIN UTANCIDIR.
Farkında mısınız?
Sanırım değilsiniz!
Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli,
Yarın utanılacak sözleri TBMM çatısı altında kimse dile getirmesin.
Artık ah almayın! Bir kez daha pişman olmayın!
Kandırılmayın, kimseyi kandırmayın!
Yargılamalara şahitlik size farz! Çünkü sorumlusunuz!
HAKİKATTEN KAÇMAYIN!
Adalet devletin temelidir. Bugün o temel çürütülmüştür ve milletimizin üzerine yıkılmaktadır. Memleketin her köşesinden “adalet istiyoruz” haykırışları yükselmektedir.
Adalete güvenmeyenlerin oranının %85 olduğu bir ülkede ne ekonomi düzelir ne de iç cephede tahkimat olur.
Milletimizin gözyaşlarını dindirmek, devleti adaletle yeniden ayağa kaldırmak için her bedeli ödemeye hazırız.
Millet kazanacak, herkes rahat bir nefes alacak.
Milli iradeye çöküyorsunuz.
Milletin belediyelerine çöküyorsunuz.
İstanbul’un, İzmir’in malına çöküyorsunuz.
Milletin malına, mülküne, parasına, diplomasına çöküyorsunuz.
Daha kötüsü: Siz böyle yaptıkça,
adalet çöküyor,
ekonomi çöküyor,
eğitim çöküyor.
Huzur, barış, güven çöküyor!
Millete ait olan her şeyi kendine ait zanneden zihniyet; yüzyılın hukuksuzluğunu ve arsızlığını Türkiye’ye yaşatıyor.
Aklı, cesareti, azmi ve kararlılığı kuşanma zamanıdır.
Cumhuriyetin, demokrasinin, Türkiye’nin muhafızı olma zamanıdır!
Anayasa madde 78; ‘TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçim yapılır’ diyor.
Tayyip Bey diyor ki ‘yapılmaz.’
Peki madde 77 ne diyor? ‘Genel seçimler beş yılda bir yapılır.’
Bunda şüphe yok da ara seçimde mi şüphe var?
Ya Anayasayı uygulayacaksınız ya da milletten kaçan korkaklar olarak tarihe geçeceksiniz!
Bazen tarih ülkenin siyasetçilerine büyük roller verir ve onlar rollerini çok iyi veya çok kötü oynarlar; tarihe de öyle geçerler.
Bazen de tarih, adaleti sağlamakla görevli hakimlere, yargıçlara ve mahkemelerde rol verir.
Onlar verdikleri kararlarla sadece tarihteki yerlerini almazlar; ülkelerinin haysiyetini ve şerefini de kurtarırlar.
Sayın Erdoğan’a soruyorum:
Bu tapuları ilk kez benden mi duydun?
Çık ve söyle:
“Kimse bana Akın Gürlek’in mal edinmelerinden bahsetmedi” de.
Başınızı kuma gömerek bu sorumluluktan kaçamazsınız.
Ak Parti içindeki vicdan sahibi herkesi; bu yanlışa itiraz etmeye, bu yükün parçası olmamaya çağırıyorum.
Bunlar da baba, evlat, ana, eş...
Onurunu satmadığı için evladından koparılan babalar, babasını cam arkasından tanıyan Vera’lar var.
Bu insafsızlığın bir sınırı, bu zulmün bir sonu olmalı!
Arkadaşlarımıza bir an önce tutuksuz yargılama, Türkiye’ye ise isminin hakkını veren bir "Adalet" Bakanı istiyoruz!
Sizlere, malum Bakan’a komşu olma fırsatı sunuyoruz!
Sadece 95,5 milyon TL ile bu ayrıcalığa sahip olabilirsiniz.
Hayalinizdeki prestijli yaşamı kaçırmayın!
Atalar, “Mühür kimdeyse Süleyman odur” demiş.
Bakın meydana…
Mühür kimde, Süleyman kim?
Bir yıl önce milletin iradesine darbe vurabileceklerini sandılar.
Saraçhane’de karşılarında milleti buldular.
O gün bu gündür durmuyoruz, teslim olmuyoruz!
Arefe günü… Bayramın eşiğinde duran, kalplerin yumuşadığı, insanların birbirini hatırladığı çok kıymetli bir vakittir. Dinimizde arefe; affın, bağışlanmanın, paylaşmanın kapılarının ardına kadar açıldığı bir gündür. Büyüklerimiz derdi ki “Arefe günü edilen dua geri çevrilmez, kırılan gönüller onarılır.” Çünkü bu gün, sadece bir takvim günü değil; vicdanın, merhametin ve kardeşliğin yeniden hatırlandığı bir gündür.
Bugün bizlere düşen görev de tam olarak budur. Birbirimizi kırmak yerine anlamak, ayrıştırmak yerine kucaklamak… Bu güzel ülkenin her insanının onurlu, adil ve huzurlu bir hayat yaşaması için çaba göstermek… Çünkü bayramlar ancak adaletin olduğu, kimsenin kendini dışlanmış hissetmediği bir memlekette gerçek bayram olur.
Bizim insanımız komşusunu gözetmeyi, ihtiyaç sahibini unutmamayı, kapısını ve kalbini açık tutmayı bilir. Bizim siyaset anlayışımız da tam olarak buradan beslenir: İnsanı merkeze alan, kimseyi geride bırakmayan, adalet ve vicdan üzerine kurulu bir Türkiye hayâli.
Dilerim ki bu arife günü; ülkemizde kırgınlıkların yerini barışın, haksızlıkların yerini adaletin, umutsuzluğun yerini güçlü bir geleceğe dair inancın aldığı bir başlangıç olsun. Bayramın bereketi sadece sofralarımıza değil, ülkemizin yönetimine de sirayet etsin.
İnanıyorum ki bir gün yine bayram sabahlarında çocuklarımızın gözlerinin içinin gülerek uyanacağı, insanların korkmadan, endişe duymadan birbirine sarılacağı bir Türkiye’de buluşacağız. İşte o zaman bayramın gerçek sevincini hep birlikte yaşayacağız.
Tüm milletimizin ve İslâm âleminin arife gününü ve Ramazan Bayramını yürekten kutluyorum. Dualarımızın kabul, kalplerimizin bir olduğu bir Türkiye dileğiyle… Bayramımız mübarek olsun.