Bunca yıldır öğretim üyesiyim, dünyanın en iyi üniversitelerinde ders verdim. Akp’ye geçen Nimet Özdemir’in bitirdiği Conley Üniversitesi diye bir üniversitesi ne duydum. Ne işittim! Web sayfasında 1,5 yılda lisans diploması verdiği yazıyor. YÖK nerede? 1,5 yılda lisans diploması olur mu yahu? Bu TBMM’ye nasıl insanları sokmuşlar? TBMM TBMM olalı böyle milletvekilleri görmedi!
Mevzuya bak. 3 kuruş maaşla geçinen halk, milyon euro prim alan futbolcuları eleştirdi diye TFF Başkanı, devleti göreve çağırıyor…
Normal racon kesmesi bitti, adalet bakanı üstünden racon kesiyor şimdi de…
Milli takıma tepki gösterdiğiniz için şu sıfat tarafından Akın Gürlek'e şikayet edilerek güne başladınız. Şu sıfat sizin hapse girmenizi istiyor. Otoparkta değnek sallaması gereken birine makam verildiği için sizin hapse girmenizden bahsediliyor. Müthiş.
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)
Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorsunuz demek… Benim babam, sizin doğru bulmadığınız dokunulmazlığı kaldırılınca, görev gereği KÜRSÜ DIŞINDA okuduğu mektup yüzünden 60 yaşında tutsak edildi. Gençliğinin tam 8 yılını, aynı sizin gibi hiçbir aksiyonundan pişman olmayanların uygulattığı iğrenç, insanlık onurunu yok edecek işkencelerle geçirdikten sonra, daha sıçramadan derin bir uyku uyuyamazken yeniden mahkum oldu. Binbir çeşit yeni hastalık edindi Kandıra cezaevinde. Çok geçmeden daha da hastalandı ve öldü. Susmak istiyordum çünkü size laf atmak konforlu. Siz en basit olansınız, en kolay bölümsünüz. Katıldığınız programda Selahattin Demirtaş ve terör kelimelerini arka arkaya kullanmaya hiç utanmadığınız için susamadım. 78 yaşında birine bela okuyacak değilim fakat dokunulmazlıkların kaldırılmasından bugüne dek tutsak edilmiş, ruhunda onarılmaz yaralar açılmış, çocuklarının büyüdüğünü görememiş, aile üyelerini toprağa vermiş ve cenazesine bile gidememiş herkesin ahı her gece ve gündüz, bu dünyada ve ahirette üzerinizdedir. İyi hatırlanmayacaksınız.
Kızcağızım koştuğunu görüyor ve bilerek hızlı bir şekilde kapıyı kapatıyor.
Bunun adı namu**uzluktur, bunun adı şere*sizliktir; bunlar da haysiyetsizliktir!
Kanı beş para etmeyen, sivilde hiçbir şekilde hiçbir boka yaramayan kişileri devlet kadrosuna alırsanız, böyle kendilerini bir bok zannederler.
Kapıyı kapattığında ne oldu, soysuz yav*ak?
Madencilerden haber alamıyoruz!
Ocakta kendini kilitleyen ve açlık grevindeki arkadaşlarımızla normalde kontrol merkezi üzerinden iletişim kuruluyordu. Ancak kontrol merkezi PATRON tarafından devre dışı bırakıldı.
Bu yüzden içerideki madencilerin sağlık durumuna dair haber alamıyoruz.
Arkadaşlarımızın başına gelecek her şeyden Kiremitçiler Grup sorumludur. Tüm kamuoyunu ocak önüne çağırıyoruz.
#KiremitçiyeHuzurYok
Of of of şu habere bakın! Az önce haberleri okurken karşıma çıktı.
“4 YIL KİRAMI ÖDEMEDİ, EVİ BOŞALTMAK İÇİN 400 BİN TL İSTEDİ!”
Yüz kızartıcı suç işleyenlerin CHP'den ihraç edileceğini açıklayan Gürsel Tekin, Bodrum'da dört yıl kira ödemeden oturmuş, ev sahibi de artık isyan etmiş:
“— 8 bin liradan kiraladı. 4 yıl boyunca kiramı ödemedi!
— Çıkmak için emlakçı aracılığıyla 400 bin TL istedi, vermeyince 250 bine düştü!
— Hatta sözleşmedeki imzasını da inkar etti, imza ona ait değilmiş!..” (Medyaradar)
Kusura bakmayın ama siz siyasetçi olarak sorumlu davranmak zorundasınız! Vatandaşı mağdur edemezsiniz!
Bizlere ahlak dersi vermeden önce, insanların kirasını ödeyin.
Bunlar hasta! Şarkılarımızı kullanmayın diyen sanatçılara siz kimin şarkısını kime kullandırtmıyorsun diye çemkiriyor.
Kendi şarkılarını kayyum çetesine kullandırtmıyorlar işte. Nesini anlamadın :)