Fail bulunur, nedenler belirlenmiştir; mesele kapanır. Toplum ve elbette hesap verme konumundakiler derin bir nefes alır, her şey yerli yerine oturur.
Tezcan Durna (@tezcandurna) yazdı.
https://t.co/EdjvNrgl0w
Dijital platformların kapitalist toplumun iki temel özelliğini, yani piyasa ve kârı, ortadan kaldırdığını ve bu sebeple feodal bir yapıya sahip olduklarını iddia eden Varoufakis, platformların derebeylikler gibi tahakküm alanları kurduğunu belirtiyor.
https://t.co/5WsB22Q3aW
İncel manifestolarında, 'Alfa ve Beta erkekler' gibi evrimci psikolojiden beslenen terimlerle, zavallı bir mağduriyet söylemi ile hiper-maskülen bir erkeklik söyleminin tuhaf bir karışımıyla karşılaşıyoruz.
https://t.co/AHXaMyp2Yd
“Seçim, oligarşinin yeniden üretilme biçimidir” diyorsunuz, yani bugün Fransa’da yaşadığımız rejim sizin için bir ‘oligarşik hukuk devleti’. Bu ifade ne anlama geliyor?
https://t.co/m3ncKtKGCM
İmparatorluk şu anda günümüz gerçekliğinin iskeletini oluşturmuş durumda. Öte yandan daha önce konuştuğumuz değişimler var: ABD’nin ve doların merkeziliğinin sönüyor oluşu ve böylece kendini gösteren yeni erkler. Yine de şimdilik o iskelet hala emperyal.
https://t.co/oPEkBKeWTv
Siyaset kavramları, farklı hükümet biçimlerinin sınıflandırılmasından doğmaz; bizzat siyasetin kendisinden ortaya çıkar. Başlangıçta, ‘demokrasi’ kelimesi hakaret anlamı taşırdı. Antik Yunan’da ayaktakımının iktidarını isteyen birine ‘demokrat’ denilirdi.
https://t.co/m3ncKtK8Ne
Rancière’in vurguladığı gerçek çok açıktı: Entelektüel seçkinlerin temsilcileri, halkı cahil ve tehlikeli olarak gördüklerinden dolayı onlara güvenmekten kaçınıyorlardı.
https://t.co/m3ncKtKGCM
Aptal olma konusunda ne kadar rahat olursak bilinmeyene o kadar derinlemesine girebiliriz ve büyük keşifler yapma ihtimalimiz de o kadar artar. https://t.co/gqbcpEiJs0
Demokrasiyi, sunulan görüşler arasında bir seçim yapmaya indirgemek mümkün değildir… Güvenlik tehdidi, oligarşik iktidarın kendini meşrulaştırma biçimidir.
https://t.co/gULmtHNwOK
Neredeyse hepimiz için lise ve üniversitede bilimi sevme nedenlerimizden biri bu konuda iyi olmamızdı. Ancak sebep yalnızca bu olamaz çünkü fiziksel dünyayı anlama büyüsü ve yeni şeyler keşfetmeye yönelik duygusal ihtiyaç da işin içine girer.
https://t.co/pb9tcHQ51e
Filmin kadın karakterleri erkeklere hizmet eden ikincil rollerde, konumlandıkları sınıf hiyerarşisine göre muamele görürler. Erkeklerin perspektifinden nasıl göründüklerinin ötesinde etkin birer özne değildirler.
https://t.co/mwRhAehH57
Burjuvazinin temel direkleri olarak mülkiyet ve aile filmde de aslına sadık olarak birbirine teyellidir. Herhangi birinin dikişinin kopmasının öbürünün de taşlarını yerinden oynatacağı bilinir. Çoğunluk temsili olarak aile, geniş toplumun aynasıdır.
https://t.co/mwRhAeh9fz
“Bir yazı okun(a)madığında neye dönüşür? Yazıdan sıyrılmış bir sayfa hâlâ bir ‘okuma nesnesi’ olarak varlığını sürdürebilir mi?” Hâle Albayrak’ın küratörlüğünü üstlendiği “Okunamayan” sergisi bir meydan okuma sunuyor.
Abdullah Başaran yazdı.
https://t.co/zIW1xHR35j
Utanç kişisel başarısızlığa, öfke verimsizlik ya da zaman yönetimine, anlamsızlık ise kariyer memnuniyetsizliğine tercüme edildiğinde sermaye, duygunun sınıfsal içeriğini boşaltıp onu kişisel gelişim, terapi ya da kariyer yönetimine kolayca çevirebilir.
https://t.co/beDnkS8H4M
Graeber için toplumsal fayda ve ücret arasındaki ters orantı, duygu rejimini belirler: Topluma yararlı iş yapan emekçi, gurur ile mahrumiyeti aynı anda yaşarken anlamsız işlerle hemhal emekçiler çoğu zaman görece rahatlık ile utancı aynı anda deneyimliyor. https://t.co/r3MtBTTZI3
Graeber’ın Tırışkadan İşler kitabında sorduğu temel soru yalın ama yakıcıdır: Neden kapitalist toplumlarda bu kadar çok insan, kendi işinin aslında anlamsız olduğunu hissediyor?
https://t.co/r3MtBTTZI3
İşçinin emeği ve emeğinin ürünü gibi, onun öznelliğinin kurucu temelleri de sürekli didiklenip parçalanır. Benzetme uygunsa, mülksüzleştirme, bedenler sömürüldükçe ruhlara ve nihayetinde o kutsal metaya, işçinin haysiyetine yönelir.
https://t.co/uxDloLR94g
Sınıf kavramına içeriğini veren toplumsal ilişki, sömürü kadar onun nasıl deneyimlendiğini de belirler; sınıf deneyimi, günlük gerçeklik içinde kedere, gurura, öfkeye ya da isyana da bürünür.
https://t.co/uxDloLRGTO
Yazıyı bir emek süreci olmaktan çıkarıp bir çıktıya dönüştürdüğümüzde, yalnızca dilimizi değil, düşünme biçimimizi de dönüştürmeye başlıyoruz. Kalemi bir kürek gibi tutup, yüzeyi değil derini kazmaya razı mıyız?
Sinem Yıldız (@sinmyldz) yazdı.
https://t.co/A1p5MVr99X
Sahiden, duygu gibi her yanından öznellik akan bir şey, nasıl olur da sınıf gibi bilimsel bir kavramın, sınıf mücadelesi gibi sert bir gerçekliğin tartışıldığı masalarda yer bulabilir?
https://t.co/uxDloLRGTO